Sabahları uyanınca güne mutlaka müzikle başlarım. O anki ruhsal durumuma göre de Spotfy’dan bir grup ya da şarkıcı seçerim.
Dün sabah Live in 3D adlı bir gruba rasladım Spotfy’da. Daylon, Daura, Devon. Yani 3 D. Veya siz 3 boyut da diyebilirsiniz hayatta. Oldiest adlı bir albüm çıkarmışlar, geçen eylülde. Şu anda 6 milyon kişi dinlemiş.
Adından da anlaşılacağı üzere, üç pırıl pırıl genç, eskinin hit olmuş şarkılarını söylemişler albümde. 3’ü de vokalist. Bir enstrüman çalmıyorlar. Ama aralarındaki uyum ve paylaşım harika. Ses tonları, bize gerçekten eskinin esintilerini getiriyor.Albümün ilk şarkısı Unchained Melodi (Zincirlerinden kurtulmuş şarkı veya serbest melodi diye çevirebiliriz).
Şarkının sözleri şöyle:
Oh aşkım, sevgilim
Senin dokunuşlarını özledim
Uzun bir yalnız geçen zaman
ve zaman öyle yavaş geçiyor ki
ve zaman çok fazla şey yapabilir
Sen hala benim misin?
aşkına ihtiyacım var
aşkına ihtiyacım var
Tanrı senin aşkını bana geçirsin
Yalnız nehirler denizlere akar, denizlere
Denizlerin açık kısımlarına,
Yalnız nehirler ‘beni bekle, beni bekle’ diye iç çekerler
Eve döneceğim
Beni bekle
Şarkı aslında hapiste olan bir mahkumun sevgilisine olan duygularını iletiyor. Unchained filmi için aşk şarkısı olarak yapılmış. O kadar sevilmiş ki ardından tüm zamanlarda kim söylerse söylesin listeleri altüst etmiş.
Alex North’un 1955 yılında bestelediği ve sözlerini Hy Zaret’in yazdığı bir şarkı bu. Zaman içinde 700’e yakın şarkıcı söylemiş, 1500 civarında da kaydı yapılmış. The Righteous Brothers versiyonu, şarkının bugünkü formunu bulan en popüler ve geçerli kayıt. İşte Elvis Presley de bu şarkıyı Güney Dakota Rapid City’deki bir gösteride, ölmeden önceki son konserinde seslendiriyor. Ve piyasaya çıkarılan plak ABD’de, Kanada’da hit oluyor.
Unchained Melody, aslında yazıya sığmayacak bir diskografiye, başarılara sahip. Her kuşağı etkilemiş bir melodi. Şimdi de başta söylediğim gibi Live in 3D, ona yeniden bir doğum daha yaptırmış.
Onların sesinde, Elvis’ler, Beatles’lar gizli. Aralarındaki armoni, hayranlık uyandıracak bir boyutta. Yetenek ise şunu gösteriyor. Acaba onlar da reenkarne mi oldular, eski ve müthiş şarkıcıların sesiyle, uyumuyla…
Albümde Yesterday de var, Put Your Head on My Shoulder, Stand by Me de… Live in 3D grubunu (3 boyutlu yaşam, 3 D’li yaşam ya da) ve yeniden hayat verdikleri o eski şarkıları YouTube’dan da dinlemeniz, izlemeniz mümkün. Grubun şarkılara, ilişkilere, hayata bakış açıları, ülkemizde giderek daha da yozlaşan, bir kesimde kırolaşan müzik iklimine karşı yeni bir ilham ve çıkış kaynağı. Gerçek müzisyenlerimizin dikkatine diyorum buradan.
Gelelim yazının çıkış noktasındaki şarkının sözlerine: Sevgiliden çaresizce uzakta, ayrı geçen günlerin, zamanların kaybı, hüznü ve onun hala beni bekliyor olma ihtimali, ne derin ve sarsıcıdır, değil mi? Aşka, sevgiliye özlem ve kavuşmayı daha derin ve anlamlı olarak başka hangi sözlerle anlatırsınız, nehirlerin denize akmasını öne sürerek… Böyle aşklar mı kaldı diyeceksiniz?
Kalmasaydı, bu şarkı yarım yüzyılı aşan bir sürede hala bu kadar çok dinlenemez, bu kadar çok sevilmezdi. Görünürde ilişkiler tiktok, tak tak, çata pat, hay huy olabilir. Ama insanların özündeki duygu bu aslında. Ve o duygu, bir yanardağ gibi bir anda patlayıp, ortaya çıkabiliyor.
Bence bu sadece aşkın müzikle ifadesi değil.
Umudun da sönmeyecek bir ateş olduğunun göstergesi.
Aşk olmazsa dünya biter. Ve bu gerçek kıyamettir.
İyi ki müzik var.
Ya sizce?
