Tırnak işareti içerindeki bu sözü bir kamyonetin yan kaportasında gördüm sabahleyin.
Kamyon yazıları nasıl da değişti diye düşündüm. Kaynağı Tiktok’taydı elbette sözün.
Akımın başladığı yer burası. Duygusal ve kinayeli yeni tarz bir arabesk şarkı eşliğinde, bu sözler videolara yazılıyor veya söyleniyor. Yani beni gizli gizli takip ediyorsun ama beğeni (like) de atmıyorsun. Ne iş?, diyor.
Çevirisi, takdir de görmüyorum, niyetini de anlamıyorum, ama farkındayım demek.
Sosyolog ve psikologlarımızın bu konuya el atmasını beklemediğim için
ben dile getireyim bari dedim. Çünkü bir kıvılcım bekliyor sözün sonrasını.
Bir tüp gaz kamyonunun arkasına yazılmış şu şarkı sözünü bekliyor hatta: Bir kıvılcım yeter, hazırım bak…
Mizah seviyoruz bu belli. Ama her mizahi bakışın altında gizli bir eleştiri veya durum saptaması olduğunu da çakmak gerekiyor. Çakmak deyince, buradan yakın!
İnsanlar, ilgiye muhtaçlar. Dikkat çekmek, ilgi gösterilmek, beğenilmek, takip edilmek istiyorlar.
Bunu da çevrelerinde yapacak kimseyi bulamayınca sosyal mecrada kapatmak istiyorlar içlerindeki boşluğu..
O zaman da gelsin yana kaydırmalı fotolar, aşağı kayan videolar gibi kaydırı kuppak ilişkiler.
İki gönderi bir DM’le başlayan bu ilişkiler, sonunda hicranla bitiyor. Sonra gelsin bir yenisi.
Bireysel hayatların görücüye çıktığı hatta sıçış hikayeleri altında, gülerek paylaşıldığı, konuşmanın veya mizahın bu sanıldığı günlerdeyiz.
Rezil olmak, utanmak da neyin nesi. Bu ülkede her şey olursunuz ama bir tek şey olmazsınız. Rezil olamazsınız diye Murathan Mungan mı söylemişti hatta.
Doğru söze hacı emmin ne desin diyerek destekleyeyim ben de onu.
Gerçi o, bu sözü başka alanları da kapsayacak şekilde söylemişti.
Olsun, sözü şemsiye gibi açılmış durumda ve artık 5G gibi her şeyi kapsıyor.
Akım bunlar akım. Akım derken bokum hatta. Ekonominin tam takır kuru bakırında olduğu günlerdeyiz.
Trump’ın şifa dağıttığı, İsa kılığına girdiği, kıyamet savaşını başlattığı, Evangelist çanağa ekmek bandığı günler bunlar.
Kadrolu yorumcuların TV’lerde her gece niyet okuduğu zamanlardayız.
Akıl sağlığı yerinde değil diyorlar adama hatta. Kimin kaldı ki akıl sağlığı. Tencere dibin kara, seninki benden kara gibiyiz.
Facebook’tan, instagramdan çıkmıyoruz, ama çok da şikayetçiyiz. Kendi savaşlarımızı yönetiyoruz evde, işte, sokakta.
Bataklıktaki veya gübrelerin üstünde dolaşan sinekler, ne kadar haklıdır sizce.
Onlara göre bataklıktadır, gübrededir kabahat. Zaman kötü, zaman.
Gelsin arkasından 70’lerde şöyleydik, böyleydik şarkıları ve videolar.
Eskiden masumduk biz halleri. Biz hakimiz masum bey, çok romantiktik, yemeye aşımız yoktu yine de mutluyduk.
Deliler gibi koştururduk çocukken ortalıkta da ana babamız bu hiperaktif demezdi, bilmezlerdi bu lafı.
Haylazdık en çok. Yeni Türkü’nün Telli Turna şarkısındaki ‘biz büyüdük ve kirlendi dünya’, cuk otururdu ağzımıza.
Şimdi bunu uzaydan dönen dört astronot da gördü. Mavi dünyayı. Evrendeki en yakın, renkli cismi.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir, misali. Dünya da hoş ama içine girince başka.
Bugüne değin belki de 150 milyar insan yaşamış göçmüş üstünde. Gram ders çıkarılmamış.
Trump acaba deli mi diyorlar hâlâ. Başa getirenler çok akıllı ya.
Hitler için de düşünülmüştür delilik. Ama onun fotoğrafı, deniz kıyısında köpeğiyle oynayan masum bir adama benziyordu.
Yani bütün bu fotoğraflar, videolar, sözler, gerçeği yansıtmıyor. Gerçek ne? Onu da bilmiyoruz.
Toplu bir inanma vakası belki de gerçek. Bir illüzyon. Kimse Mevlana’yı hatırlamıyor. Göründüğün gibi ol, olduğun gibi görün diyen Mevlana’yı. Bunlar, artık sözde kaldı. Ha, bak bunun videosunu yaparsan, çok duygulanırlar. Gizlice hayranların olur.
Sinsice düşmanın olur. Ünlü olmak istiyor artık herkes. Andy Warhol’un verdiği 15 dakikalık süre daha da düştü artık.
Herkes bir dakika şöhret oluyor hayatında. Sonra polis topluyor uyuşturucudan.
Satıcılar ünlü değil. Ünlü olsalar yakalanırlardı belki.
Gazeteci ve yazar Oktay Akbal’ın (1923-2015) öykü kitabıydı,. Önce ekmekler bozuldu…
Öyle oldu Oktay Bey.
Şair Özdemir Asaf da (1923-1981) ne demişti hatta.
Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.
Şimdi ne deniyor?
Gizlice hayranımsın, sinsice düşmanımsın.
İşte bu yüzden.
Ekmekler ve beyaz suçlusu…
