“Bak, kırıldı kolum kanadım

Olmadı, tutunamadım

Zor, yokluğun çok zor

Alışamadım 

Vur, vur bu akılsız başı

Duvarlara, taşlara vur sevabına

Sonra affet, gel bas bağrına

Süzüldüm, eridim, sensiz olamadım 

Kuzu kuzu, kuzu kuzu…”

***

Tarkan, bugünkü konuğum. Konuğum dedikse yazıya konuk. Bilet satmıyorum.

Şarkı yukardaki sözlerle başlıyor ve 3 küsur dakika kadar sürüyor. O nedenle sözlerin hepsini yazıp, yazımı hoşça kalın diyerek bitirmemek için, bu kadarını yazıyorum. Gerisine siz internetten bakarsınız bir zahmet. Her şeyi de benden beklemeyin. 

25 Ocak 2001 tarihinde piyasaya çıkan Kuzu Kuzu, başta nedense ilgi çekmemiş. Ama ne zamanki, Tarkan, TV’de Hülya Avşar Show’a çıkıp da bunu endamıyla ve dansıyla beraber terennüm etmiş, millet kuzu kuzu dinlemeye başlamış. Şarkı tam anlamıyla patlamış. Tüm zamanların en hızlı satılan (650 bin deniyor) ve yabancı diyarlarda da çok beğenilen şarkısı olmuş. Ecnebilere vay be Türkçe ne güzel dedirtmiş. Şimdi bu şarkının normali var, Kıvanç Mix, Ozinga Mix, Akustik halleri de var. Hepsini dinlerseniz yarım saat. Ben Kıvanç Mix’ini dım tıstıs açısından ve arabalar için çok uygun buldum. Ozinga Mix’i nasıl derseniz, selamı var. Tövbeler ettim sözleriyle tekrar tekrar vücut buluyor. Bunda kuzulardan çok tövbe öne çıkmış. Ki, doğru. tövbekar olmak, ne olur ne olmaz iyidir.

Kuzu Kuzu ilk çıktığında, ‘Tarkan’ı bu şarkı bir on yıl daha götürür diyenlerin’ ekşi’mik ağzı, şimdilerde torba gibi büzülmüş durumda. Çünkü 25 yıl oldu ve İstanbul’da 7 yıl sonra verdiği konserlerin en coşkulu anı ve ulusal marş edasıyla topluca söylenen bir şarkısı olmayı başardı. Özellikle kendi kendine yaptığı sürprizle beraber, Cem Yılmaz’la şarkıyı kuzu kuzu söylemeleri, basınımızın da dikkati çekti. Sosyal medyada lodos esintisine yol açtı. Tarkan’ın İstanbul konserlerinde, ünlüler geçidi de sürdü bu arada.

Asıl adı Fatin Karaca olan son günlerde Pesperişan olan Mabel Matiz dahil. İyi ki de Fatih Karaca diye devam ettirmemiş, akılda kalmayabilirdi o ad. Konserlerin birine Jennifer Lopez de gidip, Tarkan’a Zensiz Olmaz diyebilirdi. Tabii bunu bir reklamcı refleksiyle akıl ettim. Aferin bana. 

Neyse konuyu dağıtmayalım… Tarkan’ın bir tane dahi kötü parçası yok aslında.

  • Nerdeyse hepsi bir rekortmen. Hepsi de birbirinden merdane. Ama herkesin gözden kaçırdığı bir nokta var ki önemli. Türk Dil Kurumu, rekora değil, dili kullanımına bakıp, özellikle atasözü ve deyimleri doğru, bolca ve yerli yerinde kullandığı için, 2007 yılında takdir etmiş Tarkan’ı. Tabii bu edebiyat çevresinde görülmüş bir şey değil. Yazarları takdir edecek hali yok koca kurumun. İşleri zaten yazmak. Onu da yapsınlar yani. 
  • Mesela Tarkan şarkılarından rastgele süzdüğüm deyimler, atasözleri şunlar? Hepsini yazsak sayfalar dolar. 
  •  “ Ateşe bile körükle gidiyor… Sen sen ol kalp kırma…Mangalda kül bırakmıyor… Eden bulur sonunda… Kırıldı kolum kanadım…Yarama tuz biber ekme.. Bir elin yağda bir elin balda… Al elmaya taş atan çok olur… Elini veren kolunu kaptırıyor… Bu akılsız başı dağlara taşlara vur…” gibi. Bunları fark etmiş yapmış işte TDK. Tarkan’ın hakkını Tarkan’a vermişler. Muck muck.
  • Tüm şarkı sözü yazarlarına ve şarkıcılara umarım bu durum iyi bir örnek olur. Örnek olmasa da şarkılarının tutmasına faydası olur. Çünkü bizim milletimiz deyimden, atasözünden anlar. Sözgelimi; Ensesine vur lokmasını al, akıllı ol canımı ye, misali. x’te falan birine atar yapacağınıza ‘akım derken bokum deme kanka’ diye yazarsanız, tokat etkisi yapar mesajınız. 
  • Kelime olarak tokat diyorum, şehir değil tabii. Neyse ben bir türlü bu şarkıdan çıkamıyorum şu an. Çünkü koyun gibi dinlemiyorum. Söylüyorum, oynuyorum, yazıyorum. Yine de kuzu kuzu bitirelim, derim yazıyı.
  • “Emek olmayınca yemek olmaz” diyorum son olarak.
  •  Ve, ve, veee sayın okurlar, Yaşasın Tarkan, sen çıkardın bizi baştan nidasıyla, onun bu genç yaştaki performansına şapka çıkarıyorum… 
  • Bende şapka çok. Yüz kadar var.

TDK umarım kullandığım son deyimden dolayı beni de takdir eder.

Eder eder…