Bu başlığı atarak, aslında okunma listelerinde zirveye oynamayı düşünüyorum. Çünkü çok popüler bir konudan söz edeceğim.
Nerden çıktı bu konu derseniz? Şöyle: Metruk Adam filmi (Netflix), en çok izlenen filmler arasında birinci olmuş.
Üstelik de globalde. Dünya çapında yani. 1,5 saatlik bu film, 43 milyon saat izlenmiş tam.
1 milyon 791 bin gün. Bir insan ömrünün ortalama 25-30 bin gün arası olduğunu düşünürsek, 60 civarı insan ömrü demek bu da. Vay anasını sayın seyirciler!
Yabancılarda zirveye yerleşen yabancı film ise KPop Demon Hunters olmuş. Elalemin filminden bize ne diyerek, kendi filmimize dönelim. Metruk Adam’ın konusu şöyle:
14 yaşındayken, ailesi tarafından üzerine atılan suç neticesinde 15 yıl cezaevinde kalmak zorunda kalan Baran yeniden özgürlüğüne kavuşuyor. Hayata attığı bu yeni adımda kendi kendiyle hesaplaşmalarıyla ve geçmişiyle yüzleşiyor. Duygusal hasarlarını onarmaya çalışıyor. Film, olmuş mu olmamış mı ona girecek değilim.
Sonuçta bir film eleştirisi yapmak değil amacım. Sadece metruk kelimesine gösterilen ilgiye
“Abondoned Adam- Terk edilmiş Adam”a dikkat çekmek istiyorum. Bu bir rastlantı mı? Hayır.
2008 yılında vizyona giren, şimdilerde HBO’da gösterilen Issız Adam da çok tutmuştu. Aradan 17 yıl geçmiş.
Hala da izleniyor. Hatta kült oldu. Çağan Irmak çekmişti onu.
Biraz korkak, sorumluluk almayan, şefkate muhtaç, sessiz bir adam kimliği vardı onda da.
Şimdi bu erkek masumiyeti, heba olan yıllar, yalnızlık, içsel hesaplaşmalar, çekingenlikler, yaraları bir kadında sarma isteği, hayatta genelde karşılığı olmayan şeyler. İncel olmaktan söz etmiyorum.
O ayrı bir inceleme konusu. O daha dışlanmakla, maddi yetersizliklerle, ilişki kuramamakla ilintili. Bir de tabii mafyatik, çete mensubu, maskülen erkek tiplemeleri var. Onlar gerçekçi. Onları da karıştırmayalım.
Etrafınıza bakarsanız, mutlaka görürsünüz bolca.
Kadınları metruk ya da ıssız erkeğe çeken biraz annelik içgüdüsü ve korumacılık olabilir. Biraz yaraları birlikte sarma isteği. İki çıplak bir hamama yakışır sözü maddi yanları dışında bunu da içerir. Davul dengi dengine çalar ya da. Metrukluk, melankoliyi bol miktarda içerir. İçe dönmek, dışardan romantik, duyarlı olarak görülürken, özünde hafif bir bencilliği, kendine Müslüman olmayı, az konuşmayı da kapsar.
Günümüzdeki erkek egemen toplum dayatmalarını, baskılarını, şiddetini düşündüğümüzde de bu, kadınlara iyi gelir elbette. Sadece bizde değil dünyanın her yerinde.
Tabii bir yerde de ilgiye, takipçilere, beğenilmeye aç bir insan doğasını besleyen, koskoca bir dijital dünya var karşımızda. Hiçbir sorumluluk almadan yürütülen, aralara sadece telefonlar değil büyük mesafeler girmiş ilişkiler söz konusu. Şimdi her şey, satılık. Ne giydiğini, ne yediğini-içtiğini, nerelere gittiğini göstermek de teknolojik
bir pazarlama faaliyeti oldu. Sanki herkes bir ürün, bir marka, bir ünlü.
Bu günlerin gelişini, şair Orhan Veli dile getirmişti de anlamamıştık, olur mu? diye.
“Aynada başka güzelsin,
Yatakta başka;
Aldırma söz olur diye;
Tak takıştır,
Sür sürüştür;
İnadına gel,
Piyasa vakti,
Mahallebiciye.
Söz olurmuş,
Olsun;
Dostum değil misin?”
Muhallebici, o günlerde yersizlikten önerilen bir yer. Şimdi mekan çok. Ama artık online buluşmak en güvenceli opsiyon.
Metruk adamlık, ıssız olmak demek ki günümüzde loser man (kaybeden) sayılmıyor. Sokakta yatmadığı sürece tabii… Metruk kadın, ıssız kadın başlıklı film, dizi, roman ilginizi çeker mi peki? diyerek topu atayım size şimdi.
Top dışarı çıktığına göre cevap hayır.
Hükümet gibi kadın, tutar bak. Million Dollar Baby, Iron Lady, Wonder Woman vd..
Sonuçta, filmleri /dizileri izleyenler, romanları, şiirleri, öyküleri okuyanlar kadınlar en çok.
İnsan ırkının en gelişmiş, gelişen, daha da gelişecek olan modeli kadınlar.
Telefonlara çok baksalar da olur o kadar. Daha önce de el aynalarına bakıyorlardı.
Gerçek kahramanlar onlar.
Eyyy! Erkek milleti.
Titreyin ve kadınlarınıza sarılın.
Bir şiirimin dizeleriyle bitireyim.
…Bir fantazya atasözüdür ormanda
Kendinize sarılmadan
Sarılmayın bir başkasına…
