14 Nisan pazar akşamı yine sıkıntıyla birkaç televizyon kanalının tartışma programı arasında dolaşıp duruyordum, anlamlı bir fikir duymamın artık  imkansız olduğunu bile bile her defasında aynı işi yapıp belki farklı sonuç alırım diyerek. bunun deliliğin resmi tanımı olduğunu da bilerek yeni bir şeyler  arayışını  sürdürüyorum.

***

Bu kanallar farklı düşünce ortaya çıkma riskini yok etmek için olsa gerek daima aynı insanlarla program yapmakta ısrarlı. Öyle ki bir kanalda kesinlikle orijinal, parlak bir düşünce ortaya atmasının imkansız olduğunu ispatlayan bir kişi, gereken güveni oluşturduğundan olsa gerek diğer kanallardan da çok talep ediliyor…

***

Durum böyle olunca siz bir yıl önce bir tartışma programını açtığınızda bir kişiden ne gibi düşünceler duyduysanız şimdi bir yıl sonra aynı kişiden benzer düşünceleri duyabiliyorsunuz. Bu programlardaki  tartışılanlara bakarak zamanın akışını, zamanın hangi aşamasında olduğunuzu anlamak bile mümkün değil.  yani bu programlarda tarih gerçekten de tekerrür ediyor.

***

Netflix kendinden öç almak ister gibi içeriğini daha da kalitesizleştirdi nedense. Lanet olsun Netflix’in bu kendini imha süreci  tam da benim ona en çok ihtiyaç  duyduğum ameliyat sonrası iyileşme dönemime  denk geldi. Disney+ ise kendisini izleyenlerin illa ya beş yaş veya bunun altı beyin seviyesine sahip olması arzusunu nedense ısrarla sürdürüyor. ikisinde de kaliteli film, dizi bulma imkanı son günlerde daha da azaldı. Bunlar olsa ben televizyonu katiyen açmazdım bile.

***

Pazar gecesi de yine tamamen mecburiyetten açtım televizyonu. Tartışma programları yine öylesine orijinal olmaktan uzaktı ki bir ara eski programların yeniden yayınlanıp yayınlanmadığını bile düşündüm.

Kanallar arasında gidip gelirken Acun Ilıcalı’nın Türk insanının düşünme kapasitesini daha da aşağıya çekmek için programlar yayınlayıp durduğu ve daha önce prensip gereği hiç açmadığım kanalına takıldım.

***

Ekran yazılarında ‘Avrupa Şampiyonlar Ligi çeyrek final karşılaşması’  dendiğinden seyrettiklerimin futbol maçı olması gerekiyordu.

Ama bu anons olmasa seyrettiğimin futbol olduğunu anlamam mümkün değildi.

***

Çünkü büyük sahtekarlık sonucunda Türkiye’de bize futbol diye seyrettirdikleri şeye alışmış benim gibi beyinlerin o gece o kanalda seyrettiklerimizin futbol olduğunu anlayabilmesi mümkün değildi.

Gördüğüm her maçta, her futbolcuda sanatçı duyarlılığı, yetenek. incelik, düşünce zenginliği vardı. Atılan her pas, her şut anlamlıydı. Sahada durmadan şık hareketler oluyordu.

***

Bu oyunun resmi adı eğer futbolsa, o zaman bence kavram karışıklığı yaşanmasın diye Türkiye’dekine farklı bir isim takılması gerekir acilen.

***

Tamam ben futboldan çok anlamam ama sanattan anlarım, sanatçıyı da görünce tanırım. o gece ekranda gördüğüm futbolcular sanatçıydı. Bizimkilere ne ad verileceğini ise futboldan çok anladığını söyleyenler bulsun bir zahmet.