Dadacı araştırmacı mizah yazarı olduğum halde pazar günleri sanatın çeşitli konuları üzerine yazmayı sürdürüyorum.

***

Tracey Emin çağdaş sanatın önemli sanatçılarından. asıl adı Tracey Kerime Emin. Bu kadar ipucundan sonra herhalde aslen Türk olduğu anlaşılmıştır.

Evet Tracey Emin’in babası bir Kıbrıs Türkü, annesi ise roman kökenli. Yani kanında çingenelik de var.

Anlayacağınız çağdaş sanatın içinde yer alan bir performans ve yerleştirme sanatçısı olarak kanının da buna çok uygun bir bileşim olduğunu söyleyebiliriz.

***

Kadın hiç uslu durmuyor. kendinden söz ettirecek işler yapıp duruyor. Onun yaptığı sanattan benim ilk dikkatimi çeken ‘My Bed’ (Yatağım) adını verdiği yerleştirmesi olmuştu.

Tracey kendi dediğine göre depresyonda olduğu bir dönemde yataktan üç gün boyunca hiç çıkmadan yaşadığı günleri anlatmak için düzenlemiş bu yatağın görünümünü.

***

bence denemenin Ingilizce yazan en büyük ustası olan Geoff Dyer fotoğraf sanatı üzerine muhteşem kitabı ‘The Ongoing Moment’in dağınık yatak fotoğrafları ekolünü ayrıca ele alıp incelediği bölümde Tracey Emin’in dağınık yatağını ‘hayatında gördüğü en iğrenç dağınık yatak görünümü’ diye nitelendirmişti.

***

fotoğrafa bakınca siz de göreceksiniz ki bu tespit oldukça doğru. İnsan bunu görünce bu yatakta değil üç gün hiç kalkmadan yatmayı, bir dakika bile duramaz bunda diye düşünüyor elinde olmadan. Yatağın yanında içki şişeleri, sigara paketleri, ilaç şişesi, yatakta ve yerde üzerinde iğrenç lekeler olan kullanılmış peçeteler var.

***

Tracey göreni şok etmeyi seven bir provokatör olduğundan bu yerleştirmeyi özellikle itici olması için planlamış.

bu eser çok ilgi çekti ve hatta önemli müzelerde bile sergilendi. hatta bu yatak Christie’s de temmuz 2004’te yapılan müzayede iki milyon 546 bin sterline satıldı bile.

***

Anlayacağınız çağdaş sanatın belirsizliği ve sürprizi ile oynayan bir sanatçı Tracey.

Sansasyonel ve kendi mahremini izleyiciye açan gösterileri ile biliniyor. Örneğin ‘Everyone I have ever slept between 1963-1995 (1963-1995 yılları arasında birlikte uyuduğum herkes) adlı çalışması bir büyük kamp çadırının iç taraflarına yazılmış isimler ve bazıları hakkında çok kısa yorumlardan ibaretti. Bu kadar fazla erkekle mi birlikte olduğu sorusuna ‘dikkat edin eserin adı uyuduğum, yattığım değil’ diye cevap veriyordu. eh haklı da açık söylemek gerekirse. O zaman da insan bir kadının birlikte olmadığı bu kadar fazla erkekle neden uyuduğunu da merak ediyor doğrusu.

***

Tracey Emin’in yaptığı işleri zaten takip ediyorum da son olarak bir zamanlar yaptığı evliliği anlatan bir yazıyı okuyunca gündemime girdi.

Sanatçı Fransa’da bir tepede gördüğü taşa aşık oldu ve onunla evlendiğini açıkladı. hatta ikilinin  sonsuza dek mutlu yaşamaya karar verdiği bile belirtildi.

o günlerde bazı yorumcular daha önce ağaç, yastık vb eşyalarla evlenen insanları görmüştük, fakat bir kaya ile evlenmek tarihte bir ilk demişti.

***

ben bu evliliği duyunca acaba sanatçı bu performansı ile erkeklerin aslında taş kadar işe yaramaz ve bön olduğunu mu anlatmak istiyor acaba diye düşünmüştüm

evliliğin kadınları geri planda tutmak için icat edilen bir kurum olduğu söylenir ama bir yandan kadınlar da ömür boyu sürecek bir birlikteliğe ihtiyaç duyabiliyor. Ressam, konsept ve enstalasyon sanatçısı Tracey Emin bu sorunun çözümünü bir taşla evlenmekte buldu, yorumları da yapılmış ve bunu da anlamlı buldum.

***

Sanatçı “Denize bakan bir tepenin üstünde çok güzel bir antik kaya parçası ve hiçbir yere gitmeyecek. Her zaman orada beni bekleyecek” dedi. Bir başka röportajında ise “Bir çapa, kendimi tanımlayabileceğim bir şey” açıklaması yaptı. Sanatçı düğün töreninde babasının cenaze örtüsünü gelinlik olarak giydiğini de söylemiş.

***

Tracey Emin’in İstanbul Bienaline ve şehrin bazı galerilerine daha önce sık gelmesini gayet tabii ki onun Türk olmasıyla da açıklayabiliriz ama ben onun özellikle Istanbul’da hayli aktif  olan performans sanatına ilgisi olduğunu da tahmin ediyorum ve bu ilginç sıra dışı kadını tekrardan İstanbul’da görmeyi çok isterim.