Kurumsal hayatın rutini genelde tektir ve nettir. Arada inişler, çıkışlar, terfiler ve iş değişiklikleri olsa da yol bellidir. Önce şef ve müdür, sonra direktör olunur ve oradan emeklilik.
İşte bu yollardan geçenler bilir. 15–20 yıl katlanırsan (işe, üste, patrona ve tüm iç ve dış koşullara) anandan babandan daha iyi şartlarda yaşamak neredeyse garantidir. Öyleydi… artık çok değil. Büyük bir hayal kırıklığı.
Kurumsalda kalıp “şu işleri yönettim, şu ülkeler bana bağlıydı, şu kadar kişilik ekip yönettim” demek yetmez oldu. Ekonomik olarak rahata ermek, geçmişte hedeflediklerimizi gerçekleştirmek neredeyse imkânsız hale geldi. Hayat artık hem yeni başlayanları hem de yıllardır kurumsalda çalışanları zorluyor.
İşte tam da bu yüzden, bu kalıpları kırıp bilmedikleri alanlara girenleri dinlemek ve harekete geçmek en sevdiğimiz iş. Hele ki bu yolda ortağımız Mutfak Sanatları Akademisi ve her konuda el veren o harika ekip olunca… Sanırım üçüncü kariyerimi ya mutfakta ya da işletmeci olarak yapacağım.
Harekete Geçiren Buluşmalar’ın ikincisinde yine dostlarımızla beraberdik. Önce kendimize sorduk: Bizi ne durdurur? Aklımızda bizi durduran en büyük mesele ne?
Biz bu “kafa açma” bölümüne Kilit Açma adını verdik. Hem yanımızdakiyle tanışıyoruz hem de belki de en büyük sorunumuzun çözümünün, çok yakınımızdaki bir insanda olduğunu fark ediyoruz. Aradığımız soru artık belli: “Benden başka ne olur?”
Ve harekete geçersen, yol seni oraya götürüyor. Çünkü biz tek boyutlu değiliz. Hadi keşfedelim.
MSA yönetiminden Sitare ve Mehtap, bu fikir ortaya çıktığından beri bir mesaj ya da telefonla tüm “olmaz”ları “olur”a çeviren iki mucize insan.
Geçtiğimiz hafta MSA Kampüs’te yine beraberdik. ODTÜ’den mezun olduktan sonra savunma sanayinde, üstelik yabancı bir firmada iyi bir maaşla ve arabası altında çalışan bir konuğumuz vardı. Ama hikâye burada başlıyor…
İşten sonra Ankara’da müşteri olarak gittiği bir restoranın kapısını çalıp, bu işi sevip sevmediğini anlamak için hosteslik yapan biri. İşi sevdiğini anlayınca istifa edip, Ankara’nın yenilikçi kafe ve yeme-içme mekânlarını ortağıyla hayata geçiren bir isim: BigChefs’lerin kurucusu Gamze Cizreli.
Risk alıp işini bırakmış, çok iyi pozisyonlara gelebilecekken “Benden başka ne olur?” sorusunun peşine düşmüş; yolda batmış, çıkmış, yeniden kurmuş… Cesur ve ilham veren bir girişimci hikâyesi dinledik.
Aklımda en çok kalan ise ortaklıkla ilgili söyledikleriydi: Sizi tamamlayan, sizden farklı uzmanlıklara sahip ortaklar seçin. Sizde olmayan onda olsun. Ama ortak olmanız gereken en önemli şey: değerleriniz.
Değerleriniz ve bakış açınız aynıysa; bendeki yaratıcılık, ondaki finansal ve analitik bakış açısı işi bambaşka bir yere taşıyor. Elbette her zaman anlaşamıyorsunuz. Ama baştan yazılmış bir ortaklık anlaşması ve duyulan güven, bir işi büyütmenin temel şartı.
Hiç bilmediğiniz bir işte bile kalbinizi çarptıran bir şey yaratabilirsiniz. Çok iyi yemek yapmanıza gerek yok. Çok iyi şeflerle bu iş çözülür. Ama büyük masalar kurmak, misafirlerinizi mutlu uğurlamak, başka yerlerde bulamayacakları tatlar ve rutinler yaratmak… İşte fark burada.
“Hâlâ BigChefs’leri ziyaret ettiğimde, müşteri yoğunsa masaları dolaşır, boş tabakları toplar ve çalışanlara yardım ederim” dedi Gamze ve ekledi: “Eğer bunlar size zor geliyorsa, deneyin görün. Ayakta durmak, masadan tabak toplamak, arkadaşlarınıza servis yapmak size zor geliyorsa, başka işler seçin.”
Aslında her iş için aynı değil mi? İster kurumsal ister kendi işiniz… Kalbinizi çarptıran işler ve insanlar. Şirket alıp satmak da aynı şey, kaburga dolması yapmak da, servis etmek de… Hangi işte kalbiniz daha hızlı atıyorsa, aradığınız iş odur.
Gamze’ye “En sevdiğin yemekleri nerede yedin?” diye soruldu. Hepimiz ödüllü şeflerden ya da meşhur restoranlardan bir cevap beklerken, çok çarpıcı bir yanıt geldi: “Diyarbakır’da aile toplantılarımızda kurulan o büyük sofralarda yediğimiz yemekler… Hâlâ en lezzetlileri.”
Buluşmada beni en çok etkileyen bir diğer şey ise şuydu: “Hayat uzuyor ve ben bundan sonra yapacağım işi aramaya başladım. Tek başıma, turistsiz bir seyahate çıktım ve iki hafta boyunca ‘Ne iş yaparım?’ sorusunun cevabını aradım.”
Bu kadar birikimle duramayız. Yeni işler kurmalıyız. Gamze’nin bu yaklaşımı hepimizi harekete geçirdi.
Genwise olarak işimizi; harekete geçmek ve harekete geçirmek olarak tanımlıyoruz. Bireylerle Harekete Geçiren Buluşmalar ve 6 haftalık girişimcilik kampları yaparken; kurumlarla da onların gizli hazineleri olan farklı kuşakları bir araya getiriyoruz.
Bir hafta bir kurumun gençlik akademisindeki gençlerle buluşuyor, ertesi hafta bir sivil toplum kuruluşunun yeni programını birlikte tasarlıyoruz.
Benim de bu anlamlı, fayda sağlayan ve umut veren işleri yaparken kalbim daha hızlı atıyor. Gençlerle üniversitelerde, kulüplerde buluşmak, birlikte üretmek… Beni en çok besleyen ve enerjik tutan şeylerden biri.
Hem kuşaklar arası hem de farklı disiplinlerden insanları bir araya getirmek ve herkesin gizli hazinelerini ortaya çıkarmak… Çünkü her yaşta, her işte, her kuşakta o kadar çok gizli hazine var ki…
Harekete geçirsek, kimse durduramaz. Eylemlerimiz ve buluşmalarımız devam edecek!
