Van’daki durum hem içerideki toplumsal tepkilerin büyümesini hem bu nedenle ekonomi programının başarısı için kilit rolü olacak yabancı sermaye girişini tehlikeye atabilir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yardımcısı, Ekonomi Bakanı, Merkez Bankası Başkanı yani ekonomi yönetiminin tüm aktörleri uygulanan ekonomik programın devam edeceğini söyledi. Çünkü tüm toplumun artık enflasyonla ciddi mücadele istediği seçim sonuçlarıyla da tescillenmiş oldu.

Beklediğimiz gibi oldu; seçim sonuçlarından bağımsız olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim gecesi balkon konuşması yapıp dört yılı aşkın bir süre seçim olmayacağını hatırlattı ve mevcut ekonomi politikalarının devam edeceğini açıkladı. Seçimin ertesi günü ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz seçim sonuçlarına saygı duyduklarının altını çizerek artık kararlı biçimde ekonomi programının devrede olacağını, enflasyonu mutlaka tek haneye indireceklerini söylediler.

Siyasi otorite ve uygulayıcılar ekonomik programın güçlendirilerek uygulanacağını belirtti ama seçimin hemen ertesinde ortaya çıkan siyasi dayatmaların bu süreci tehlikeye atacağı anlaşılıyor. Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanan Dem Partili aday yerine neredeyse üçte biri kadar oy alan AKP adayına mazbata verilmesi girişimi çok büyük tepki çekti. Hem seçimlere girmeye izni verip hem de kazanınca mazbatasını vermemenin, yerine AKP’li adaya Başkanlığı vermeye çalışmanın hukuk kanalıyla siyasi bir müdahale olduğu ve halkın iradesine aykırı bir dayatma olduğu kabul ediliyor.

Bu dayatmanın sadece Van ile sınırlı kalmayıp Diyarbakır başta olmak üzere başka illerdeki seçimleri de etkileyebileceği endişeleri yaşanmaya başladı. Bölgede toplumsal tepkinin giderek büyüdüğü gözlenirken, bunun ülkeye yayılma ihtimaline dikkat çekiliyor. İşte bu endişenin doğrudan ekonomi politikaları uygulamalarına etki etmesi kaçınılmaz olabilir. Hem içerideki toplumsal tepkilerin büyümesinin hem bu nedenle ekonomi programının başarısı için kilit rolü olacak yabancı sermaye girişinin tehlikeye girme ihtimali, ekonomi yönetiminin program çabalarına sekte vurma ihtimali yüksek.

Cevdet Yılmaz: Demokratik standartları yükselteceğiz

Daha önce yaşadığımız benzer krizlerde olduğu gibi; yine uygulanacak ekonomi programının başarısı için yabancı sermaye girişi büyük önem taşıyor. Hem sıcak para girişinin bir an önce başlayıp döviz sıkıntısının hafifletilmesi, hem de doğrudan yabancı sermaye girişinin artırılarak, uygulanan politikaların vereceği sıkıntıların azaltılması ancak mümkün olabilecek. Yani yabancı sermaye girişlerinin yüksek olması, uygulanacak acı reçete ve bunun halka faturasının yumuşatılmasını sağlayacak. Bunun dışında hem ithalatı daraltarak kalıcı olarak cari açık sorununu çözüp, hem de dünyadaki teknoloji ve yeşil dönüşüme ülkenin uyumunun sağlanabilmesi için, yüklü miktarda yabancı yatırımlara ihtiyaç duyulduğu açık.

İşte bu noktada hep söylendiği gibi Türkiye’nin adalet sistemini adil hale getirip hukuk devletinin yeniden inşasını sağlamak, kayıt dışı ekonomiyi  önlemek, uluslararası demokrasi standartlarına uyum sağlamak gerekiyor. Yabancı sermayenin hukuk sisteminin, siyasi etkilerle darbe yediği bir ülkeye büyük yatırımlar getirmesinin mümkün olamayacağı da ortada.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz seçimin ertesi günü sosyal medya mesajında “Hayati derecede öneme sahip 4 yılı aşan seçimsiz bir döneme girildiğini” hatırlatarak geçen yıl ilan ettikleri ekonomik programı kararlı bir şekilde uygulayarak, bunu başaracaklarını söylemişti.

Cevdet Yılmaz’ın şu sözleri ise ekonomiyle hukuk sistemi ve adaletin ne kadar birbiriyle bağlı olduğunu ortaya koyuyordu: “Ekonomide yapısal reformlar yaparken, kamu yönetiminin verimliliğini geliştirmeye, demokratik standartlarımızı yükseltmeye, daha etkin işleyen bir adalet sistemi tesis etmeye odaklanacağız. Amacımız demokratik istikrar içinde büyümek ve büyümenin nimetlerini tüm kesimlere adaletli bir şekilde yansıtmaktır.”

Halbuki gerginlik yumuşamıştı

Herhalde aklı selim sahibi herkes Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın bu söylediklerinin altına imza atar. Cumhurbaşkanı’nın balkon konuşması, ardından da Yılmaz ve Şimşek’in açıklamaları piyasalarda memnuniyetle karşılandı. Bunun ardından büyük yabancı bankalardan ekonomik programın başarılı olma ihtimalinin arttığı, dolarizasyonun tersine dönebileceği mesajları geldi. Daha önce faiz artırımı isteyen yabancı bankalar, yüzde 50’lik faizin mevduatı da etkilemesi halinde yetebileceğini bile söylemeye başlamışlardı.

Herkesin çevresinde şahit olduğu gibi toplumsal olarak yeni bir rahatlama dönemi “baharın geldiği” sözleriyle birlikte her yerde konuşulmaya başladı. Muhalifler sevinirken taşkınlık yapmadı, aklı selim sahibi AKP’lilerin de bu seçim sonuçlarının kendilerini yeniden toparlamak için fırsat olduğunu, ekonomi başta olmak üzere yapılan ve faturası halka çıkan yanlışların düzeltilebileceğini söylemeye başladıklarına şahit oluyorduk.

Dün Van’da İl Seçim Kurulu’nun aldığı karar tüm bu iyimserliğe, ileriye dönük umutlara ve ekonomik programın başarısına darbe vurmuş gözüküyor.

Mazbata kaybedene verildi, muhalefet ayakta: Bu siyasi darbedir