Geçen yıl Yunanistan'ın Messinia iline bağlı Pilos kasabası açıklarında batan ve yüzlerce kişiye mezar olan Adriana gemisine ilişkin davada tutuklu dokuz Mısırlı suçsuz yere hapis yattıklarını savunuyor. Tanıklar da Yunan Sahil Güvenliği'ni suçluyor.

Said neden Yunanistan’ın başkenti Atina’nın kuzeydoğusundaki bir gözaltı merkezi olan Avlona cezaevinde olduğunu anlayamıyor. “Kim bana neden hapishanedesiniz diye sorarsa ‘bilmiyorum’ diye cevap veriyorum” diyor 21 yaşındaki Mısırlı: “Biz çocuğuz, çok korkuyoruz. Bize 400 ya da bin yıl hapis cezasına çarptırılacağımız söyleniyor. Bunu her söylediklerinde ölüyoruz.”

Kendisi geçen yıl Yunanistan’ın Mora Yarımadası açıklarındaki Pilos kasabası açıklarında meydana gelen ve Avrupa’ya ulaşmaya çalışan yüzlerce kişinin ölümüne yol açan gemi kazasından sorumlu tutulan ve tutuklu yargılanan dokuz Mısırlı arasında yer alıyor.

Grup, Yunan yasaları uyarınca suç örgütü kurmak, yasadışı girişi kolaylaştırmak ve gemi kazasına neden olmakla suçlanıyor. Ancak Al Jazeera, Omnia TV ve Efimerida ton Syntakton gazetesi ortaklığıyla, suçlanan dokuz kişinin de yolculuğu organize eden ya da bundan kazanç sağlayan kaçakçılar arasında olmadıklarını ortaya çıkarabilecek bir çalışmaya imza attı. Moira Lavelle and Vedat Yeler’in haberine göre bu tutuklular, kendilerinin sadece hayatta kalan yolcular olduklarını söylüyor ve Yunan Sahil Güvenliği’nin aşırı dolu teknenin alabora olmasına neden olduğunu iddia ediyorlar.

Gözaltından telefonla konuşan bu kişiler Al Jazeera ve ortaklarına, Yunan savcılığının ifadelerini doğru bir şekilde almadığını ve kendilerine şiddet uygulayarak ya da şiddet tehdidi altında anlamadıkları belgeleri imzalamaları için baskı yaptıklarını söylediler. Hayatta kalan iki ayrı kişi de dokuz sanığın suçsuz olduğunu söyledi ve suçu ulusal Yunan Sahil Güvenliği’ne yükledi.

Yunan devletine karşı konuştukları için misillemeden korkan 11 kaynak, Al Jazeera’den kimliklerini gizlemelerini ve bu haber için takma isimler kullanmalarını istedi.

Aralarında babalar, işçiler ve öğrencilerin de bulunduğu dokuz sanık, tekneye binmek için bir kaçakçıya veya bir ortağına 140 bin ila 150 bin Mısır poundu (yaklaşık 150 bin TL) ödediklerini söyledi.

Sanıklardan bir diğeri olan Magdy “Size söylüyorum, ben 140 bin Mısır poundu ödemiş biriyim. Eğer bu insanları tekneye bindiren kişi bensem, yedi, sekiz ya da dokuz bin euro’m olacak. Yirmi bin euro. Neden böyle bir tekneye bineyim ki?” dedi.

2022 yılında Guardian’a konuşan bir kaçakçı, Mısırlılardan yaklaşık 120 bin Mısır poundu talep ettiğini söyledi. Yakın tarihli raporlar, Suriye’den seyahat edenlerin böyle bir yolculuk için genellikle yaklaşık 6 bin euro (yaklaşık 199 bin TL) ödediğini ortaya koymuştu.

Hayatta kalan ve ikisi de Suriyeli olan diğer iki kişi, suçlanan Mısırlılara değil ama başka kişilere para ödediklerini söyledi. Tutulan dokuz kişinin kaçakçılıkla ilgisi olmadığını ifade ettiler. Ahmed “Hayır, onların hiçbir suçu yok” dedi.

Görseli ve trajik hikayesiyle hafızalara kazınan Adriana gemisi

Geçen yıl 14 Haziran’da aralarında çocukların da bulunduğu Mısırlı, Suriyeli, Pakistanlı, Afgan ve Filistinlilerden oluşan tahmini 700-750 kişiyle tıka basa dolu olan “Adriana” isimli tekne alabora olmuştu. Tekne olaydan beş gün önce Libya’dan yola çıkmıştı.

Sadece 84 cesede ulaşılması ve gemideki 104 kişinin kurtarılması, Akdeniz’de kayıtlara geçen en kötü mülteci teknesi felaketlerinden birinde yüzlerce kişinin öldüğü anlamına geliyor.

Sivil toplum kuruluşları, aktivistler ve hayatta kalanlardan bazıları Yunan Sahil Güvenlik görevlilerinin denizde arama kurtarma görevlerini yerine getirmediklerini iddia ediyor.

Yolculardan Ahmed, dokuz zanlıyı geminin alabora olmaya hazır göründüğü ve yolcuların paniğe kapılıp kaçışmaya başladığı kaos sırasında gördüğünü söyledi. “Gemimiz yan yatmaya başladığında insanları yönlendiriyorlardı. İnsanlara gemiyi sabitlemeleri için bağırıyorlardı” dedi.

‘Gerçek sorumlu Yunan Sahil Güvenliği’dir’

Sanıklardan yedisi, bir Sahil Güvenlik devriye botunun balıkçı teknesine bir halat bağladığını gördüklerini iddia ediyor. Yunanlı yetkililerin önce bir, sonra iki kez halatı çektiklerini ve bunun da teknenin Akdeniz’e doğru alabora olmasına neden olduğunu söylüyorlar.

Sanıklardan bir diğeri olan Fathy “Yunan teknesinin kalın mavi bir halatı, tek bir halatı teknenin ortasına bağladığını gördüm. Çektiler, tekne yana yattı, yattığını gördüler, devam ettiler, böylece tekne alabora oldu” dedi.

Sanıklardan ikisi ambarda olduklarını ve Yunan Sahil Güvenlik botuna bindiklerinde felaket gerçekleşene kadar ne olduğunu anlamadıklarını belirtti.

Hayatta kalan iki Suriyeli Al Jazeera’ye Yunan Sahil Güvenliğinin balıkçı teknesini römorkörle çektiğine tanık olduklarını söyledi. Muhammed tutuklu bulunan Mısırlılar için “Teknenin batmasıyla hiçbir ilgileri yoktu. Bu çok açık” ifadelerini kullandı:

“Mantıklı olmak zorundasınız. Büyük bir tekneydi ve kimse müdahale etmeseydi batmazdı. Motoru bozulmuştu ama su üstünde kalabilirdi. Yunan Sahil Güvenliği olayın gerçek sorumlusudur.”

Yunan Sahil Güvenliği iddiaları reddederek “insan hayatına ve insan haklarına mutlak saygısı” olduğunu söyledi. Al Jazeera’ye yapılan açıklamada “Bununla birlikte yasal makamlar ve diğer ilgili kurumlarla işbirliği içinde, gerekli yerlerde uygun kontrol mekanizmaları devreye sokulacaktır” dendi.

Başlangıçta, sahil güvenlik resmi açıklamalarında halatla ilgili herhangi bir olaya atıfta bulunmadı ve sözcüsü Nikos Alexiou halat haberlerini yalanladı. Ancak Alexiou daha sonra yaptığı açıklamada iki teknenin “sürüklenmelerini önlemek için halatlarla bağlandığını” söyledi.

Kalamata Deniz Mahkemesi’nde devam etmekte olan bir soruşturma, Yunan Sahil Güvenliği’nin arama ve kurtarmayı gerektiği gibi yapıp yapmadığını belirlemeyi amaçlıyor.

Frontex’in Pilos gemi enkazına ilişkin yakın tarihli bir olay raporunda “Yunan makamlarının zamanında arama ve kurtarma ilan etmediği ve göçmenleri kurtarmak için yeterli sayıda uygun varlığı zamanında konuşlandırmadığı görülmektedir” ifadesine yer verilmişti.

Suçlanan dokuz kişi için duruşmanın başlangıç tarihi henüz belirlenmedi ancak Yunan yasalarına göre ilk gözaltına alınmalarından itibaren 18 ay içinde başlaması gerekiyor. Bu kişiler suçlu bulunurlarsa onlarca yıl hapis cezasına çarptırılabilirler.

İranlılara reklamlı rehberli Türkiye konaklamalı göçmen kaçakçılığı sitesi

Akdeniz sahillerine göçmen cesetleri vuruyor: Antalya’dan sonra şimdi de KKTC