Burnunuz mu tıkanıyor: ‘Burun taşı’nız olabilir

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Muhammet Sinan Dağdeviren rinolit yani burun taşını değerlendirdi.

Sağlık 15 Ocak 2026

 65 yaşındaki Salih Müldür, uzun süredir yaşadığı burun tıkanıklığı şikayetiyle hastaneye başvurdu, yapılan muayene ve tetkiklerde burnunda 100 gram ağırlığında taş tespit edildi. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Muhammet Sinan Dağdeviren “Böyle bir kütlenin oluşması haftalar ya da aylar değil, on yıllar sürer. Salih Bey’in vakasındaki gibi bir taşın bu boyuta ulaşması için muhtemelen 10 ila 20 yıllık bir birikim süreci geçmiştir” dedi ve hastalığın belirtilerini sıraladı.

Denizli’de yaşayan Fatih Ünalan çocukluktan beri nefes almada zorlanma şikâyeti olan ve ilerleyen yaşta da kötü kokunun artması sonucu 2024 yılında hastaneye gitmiş, burnunda 30 yıllık bir rinolit olduğu saptanmıştı.

Önceki yıllarda bu kez Kırıkkale’de yaşayan ve uzun süredir burun tıkanıklığı, akıntı, baş ağrısı ve uyku bozukluğu rahatsızlığı olan Halil Şimşek’in burnunda da ceviz büyüklüğünde taş tespit edilmişti.

“20 yıllık bir birikim süreci geçmiştir”

Hürriyet’ten Selin Irmak Kaçmaz’ın haberine göre Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Muhammet Sinan Dağdeviren, rinolit yani burun taşı hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tıp literatüründe rinolitler genellikle birkaç gram ağırlığındadır. 100 gramlık bir taş oldukça nadir görülen bir vakadır. Bu ağırlık, neredeyse orta boy bir elma kadardır ve dar bir kanal olan burun boşluğu için muazzam bir hacimdir. Böyle bir kütlenin oluşması haftalar ya da aylar değil, on yıllar sürer. Salih Bey’in vakasındaki gibi bir taşın bu boyuta ulaşması için muhtemelen 10 ila 20 yıllık bir birikim süreci geçmiştir.”

“Çekirdeğin etrafında katmanlar halinde birikmeye başlar”

“Böbrek ve safra taşları genellikle vücut içi kimyasal dengesizliklerle oluşurken, rinolit taşı çok daha farklı bir mekanizmaya sahiptir. Rinolit oluşumu için merkezde mutlaka bir ‘nidus’ (çekirdek) bulunması gerekir. Bu çekirdek iki şekilde olabilir” ifadelerini kullanan Dağdeviren, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu çekirdek yapı, burun boşluğunda kaldığında vücut onu yabancı bir madde olarak algılar. Zamanla gözyaşı ve burun salgılarındaki kalsiyum, magnezyum ve fosfat tuzları bu çekirdeğin etrafında katmanlar halinde birikmeye başlar. Tıpkı bir istiridyenin inciyi oluşturması gibi, ancak burada sonuç maalesef değerli bir taş değil, sağlığı tehdit eden sert bir kütledir.”

Belirtiler nasıl ortaya çıkıyor?

“Tıp literatüründe rinolitler genellikle birkaç gram ağırlığındadır” bilgisini paylaşan Dağdeviren, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rinolit, sinsi ilerleyen bir hastalıktır. En sık görülen şikâyet burun tıkanıklığı olduğu için hastalar bunu kronik sinüzit, burun kemiği eğriliği (deviasyon) veya alerji sanarak yıllarca ihmal edebilirler. Ancak rinoliti diğerlerinden ayıran çok net ‘kırmızı bayraklar’ vardır.

Tek taraflı şikâyet: En önemli belirtidir. Tıkanıklık ve akıntı sadece bir taraftadır.

Kötü koku: Taşın etrafında biriken bakteriler nedeniyle hastanın kendisinin ve çevresinin duyabileceği kadar ağır, iltihaplı bir koku yayılır.”

 

 

 

 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.