Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizde terörün devri kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri yerine getirilmeli, kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Ankara’ya, yeni Türkiye’yi simgeleyen bir yatırımı daha kazandırmanın gururunu yaşadıklarını dile getiren Erdoğan, “Kabine toplantımızdan önce hizmete açtığımız Esenboğa Havalimanı 3. pistinin ve kulesinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bu önemli yatırımların Ankara’mıza kazandırılmasında emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum” diye konuştu.
“Türkiye’nin başşehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkum eden zihniyetin insafına bırakamayız” ifadesini kullanan Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:
“Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, kendileri dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar, bizim şehirlerimize hizmet şevkimizi kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, kriz fırsatçılığı deyince, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Bu ülkede kimin hizmet karnesinin ‘pekiyi’ler ile dolu, kimin sicilinin de kırıklar, zayıflar, kara lekelerle dolu olduğu gayet bellidir.”
Kabine Toplantısı’nda, dış siyasi gelişmeleri etraflıca istişare ettiklerini ifade eden Erdoğan, “Türkiye’nin bu fırtınalı dönemi kazasız, belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük” ifadesini kullandı.
Kural temelli uluslararası sistemin hem çok ağır yara aldığını hem de ciddi itibar kaybına uğradığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay, 5. yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüzbinlerce insan öldü, şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz. Diyaloğu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimizin tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz.”
Müzakere çağrısı
Erdoğan, her türlü sorunun çözüm adresinin karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masası olduğunu ifade etti.
İlgili tüm tarafları aklıselime, diyaloğa, diplomasiye davet eden Erdoğan, “Tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu, bunun özellikle bilinmesini istiyorum.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak bir tarihi, kültürü, 1400 yıllık ortak bir medeniyeti paylaştıkları, ortak şehitlerin olduğu Suriye’deki her gelişmeyle çok yakından ilgilendiklerini dile getirdi.
Komşu Suriye’nin 8 Aralık devrimi ile kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“Toprak bütünlüğü haiz bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki yüzbinlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye, tarihi bir fırsat yakalamıştır. Allah’ın izniyle, Suriyeli kardeşlerimizin önü de ufku da bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye’nin desteği tamdır.”
Suriye ordusunu takdir etti
Erdoğan, Halep’in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekatın dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandığını anımsattı.
Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi ve operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesinin her türlü takdire şayan olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Suriye’nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen emir komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu, başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye hükümeti, müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriye’de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz. Dün akşam, Cumhurbaşkanı Ahmet Şara kardeşimle bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini anlaşmadan ve operasyondan ötürü tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye’nin daima yanlarında olduğunu ve olacağını Sayın Şara’ya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep’in, Rakka’nın, Deyrizor’un ve diğer Suriye şehirlerinin sokaklarından yansıyan fotoğraflar, Suriye halkının barış özlemini de gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken, çok ağır bedeller ödeyen, yüzbinlerce evladını şehit veren bir halk, umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Her ne sebepli olursa olsun, kimsenin bunu görmezden gelme hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye’nin bereketli toprakları artık acıya, kana ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra yapılması gerekenler esasen bellidir. İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülke olduğunu vurguladı.
Bu ilkeli politikayı da dost-düşman herkesin çok iyi bildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:
“Ancak aralarında kimi siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını üzülerek görüyoruz. Yoksa hangi vicdan sahibi, zorla ailelerinden kopartılan o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir? Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir? Yoksa Halep’in şen olması, bu tarihi şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hale gelmesi kimi, niçin rahatsız eder?
Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum, ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye’nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım? Arap’ın kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı Türk’e, Türkmen’e haram değil mi? Kürt bizim kardeşimiz, Arap bizim kardeşimiz; Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız, ciğerimiz, can kardeşimiz değil mi? Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuku ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye?”
“Allah aşkına niçin ayrışıyoruz?”
Erdoğan, “Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum, neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor? Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken, Allah aşkına niçin ayrışıyoruz? Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz?” ifadelerini kullandı.
Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağıran Erdoğan, bu coğrafyanın 1000 yıllık sakinleri ve sahipleri olduklarını vurguladı.
Erdoğan, Türk, Kürt, Arap olarak birbirilerinden başka dostlarının, yoldaşlarının, dar günlerde kapısını çalacakları sığınaklarının olmadığını söyleyerek, şöyle devam etti:
“Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık, işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk. Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük, Allah korusun o zaman zayıfladık, kaybettik, acı çektik. Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik.”
Suriye başta olmak üzere coğrafyalarının hiçbir köşesinde artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemediklerini, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin artık savaş baronlarının ceplerine akmasını istemediklerini belirten Erdoğan, “Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz.” dedi.
“O pırlanta gibi yavru nasıl acımasızca katledilir?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Güngören’de 14 Ocak’ta öldürülen 2009 doğumlu Atlas Çağlayan’la ilgili “Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı neyse, Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir. O pırlanta gibi yavru, o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir.” değerlendirmelerinde bulundu.
Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istediklerini, bunun için samimiyetle gayret gösterdiklerini belirten Erdoğan, “Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz Bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur. Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenabıallah’ın takdirindedir. Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda, bu gayeyle çalışmayı sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz.” diye konuştu.
Erdoğan, “Bizi bölmek, bizi parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Erdoğan, “Bir asır önce yaşanan acıların tekerrür etmemesi için önümüze kurulan tuzaklara düşmeyecek, provokasyonlara prim vermeyeceğiz. Önce ülkemizi, ardından da bölgemizi terörün kanlı pençesinden inşallah ebediyen kurtaracağız. Bunu da muhabbet ve dayanışma içinde, uhuvvet ve vahdet içinde hep birlikte başaracağız.” dedi.