Savcılık Epstein davasının Türkiye ayağına takipsizlik vermiş

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın çocuk istismarı ve fuhuş ağı suçlusu Jeffrey Epstein'a ilişkin Türkiye'den yapılan bir suç duyurusuna takipsizlik kararı verdiği ortaya çıktı.

Popüler 3 Şubat 2026

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, çocuk istismarı ve fuhuş ağı kurmakla suçlanan Jeffrey Epstein’a ilişkin Türkiye’den yapılan bir suç duyurusuna takipsizlik kararı verdiği ortaya çıktı.

ABD Adalet Bakanlığı’nın  davasına ilişkin açıkladığı milyonlarca belgede yer alan ayrıntılar Türkiye’de de gündem olurken, gözler yargıya çevrildi.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, bulunduğuna ve Türkiye’den de çocukların bu suç çetesinin ağına düşürüldüğüne ilişkin iddiaların araştırılması için 16 Ocak 2024 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu.

DW Türkçe’nin ulaştığı bilgilere göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16 Haziran 2025 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği öğrenildi.

Takipsizlik kararında atılı suçların Türkiye’de işlendiğine ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı belirtildi.

Soruşturma kapsamında yalnızca ABD’de yaşayan ve şikâyet edilen Banu K. adlı bir kadının İstanbul Adalar’da talimatla ifadesi alındı. Epstein davasıyla ilgisi olmadığını savunan Banu K. şikâyet edilen kişiyle yalnızca isimli benzerliği olduğunu, iddiaların aksine Florida’da değil, bu kente uzak mesafedeki Kaliforniya’da yaşadığını kaydetti. Şüpheli bu konuda New York Güney Bölgesi Mahkeme kararını da sundu.

Takipsizlik kararına itiraz edilecek

Avukat Hediye Gökçe Baykal DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada ABD Adalet Bakanlığının paylaştığı Epstein belgeleri üzerinden yeni delillerin ortaya çıktığı belirterek, takipsizlik kararına itiraz edeceklerini ve yeniden soruşturma açılmasını isteyeceklerini söyledi.

Baykal iki yıl önceki şikayetlerinde çocuklara yönelik suçları bakımından şüphelilerin başsavcılıkça resen tespit edilmesi gerektiğini özellikle vurguladıklarını anımsattı. Bu başvurunun amacının yalnızca tek bir kişiyle sınırlı bir inceleme yapılması değil kamuoyuna yansıyan belge ve beyanlar çerçevesinde, olası tüm failler ve bağlantılar bakımından etkin bir soruşturma yürütülmesi olduğunu kaydeden Baykal şunları söyledi:

“Ancak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan soruşturmanın yalnızca ismi geçen kişiyle sınırlı tutulduğu, resen tespit edilmesi gereken diğer olası şüpheliler yönünden herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. (…) İnsan ticareti ve çocukların cinsel sömürüsü gibi suçlarda, faillerin çoğu zaman örgütlü yapılar içerisinde hareket ettiği, mağdurların ve bağlantıların ise ancak etkin, çok yönlü ve derinleştirilmiş bir soruşturma ile ortaya çıkarılabildiği bilinen bir gerçektir.”

“Etkin soruşturma yapılmalı”

Baykal, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uyarınca, çocukların her türlü cinsel sömürüden korunması konusunda devlete açık ve bağlayıcı yükümlülükler yüklediğine dikkat çekti. Bu yükümlülüğün, yalnızca kesinleşmiş delillerle değil, ciddi şüphe durumlarında dahi harekete geçmeyi gerektirdiğini kaydeden Baykal, bugün ortaya çıkan belgelere işaret etti:

“Bugün gelinen noktada,  ilişkin yeni video ve belgelerin uluslararası kamuoyunda yeniden gündeme gelmesi, 2024 yılında yaptığımız başvurunun önemini ve haklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Buna karşın, Türkiye’de soruşturmanın tek bir isimle sınırlı tutulması ve dosyanın bu çerçevede kapatılması, cezasızlık riski açısından ciddi bir hukuki sorun oluşturmaktadır.”

Çocuklara yönelik cinsel suçlar ve insan ticareti iddialarında asıl olanın, dosyaların şekli gerekçelerle kapatılması değil, çocuğun üstün yararı gözetilerek gerçeğin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması olduğunu kaydetti. Baykal, “Bu dosya bakımından da hukuki ve vicdani sorumluluğun gereği, yeni gelişmeler ışığında kapsamlı ve etkin bir soruşturmanın yeniden başlatılmasıdır” dedi.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.