Amerikan askerleri Caracas’ta askeri üssü basıp Venezuella Cumhurbaşkanı Maduro’yu ve eşini kaçırırken ABD’nin resmi gerekçesi uyuşturucu kaçakçılığıydı ama Başkan Trump basın toplantısında ‘Venezuela petrolünü Amerikan şirketleri işletecek” diyerek gerçek sebebi saklamadı.
Bütün dünya, 3 Ocak Cumartesi sabahından itibaren Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptığı bir dizi hareketle tamamen terk edildiği sanılan 19. yüzyıl sömürgeciliği düzenine geri döndü.
Gün, Amerikan askerlerinin başkent Caracas’ta Venezuela Devlet başkanı Nicolas Maduro ve eşinin kaldığı bir askeri üssü basması ve Maduro’yu kaçırdığı haberinin duyulmasıyla başladı.
Bu operasyondan saatler sonra Amerikan Başkanı Donald Trump çok uzun ve ayrıntılı bir basın toplantısı yaparak, “Venezuela’yı bundan sonra biz yöneteceğiz” dedi.
Tabii Trump’ın ve Amerika’nın bunu nasıl başaracağı belirsiz; çünkü Venezuela’da halkın iradesine dayanmıyor olsa da Maduro yönetiminin geri kalanı durmaya ve ülkeyi yönettiğini söylemeye devam ediyor. Amerika ülkeyi işgal etmiş değil, bundan sonra edip etmeyeceği de belli değil. Ama Başkan Trump kendinden emin konuşuyor, hatta ülkenin geleceğiyle ilgili planları da var.
Trump yönetiminin Maduro’yu yatak odasında yakalayıp kaçırmasının ve bugün New York’ta mahkemeye çıkartacak olmasının gerekçesi, Maduro’nun uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanması. New York’taki federal savcılık bu konuda iki ayrı iddianameyi açıkladı bile. Bu arada Maduro da, Caracas’tan kaçırıldıktan sonra New York’a kadar getirildi ve Brooklyn’de bir cezaevine kondu bile. Maduro’yu kaçıran helikopterler önce Karayip denizindeki Amerikan uçak gemisi Iwo Jima’ya gitti, oradan Maduro bilinmeyen bir yöntemle Cuba2daki Guantanamo askeri üssüne götürüldü. Burada bekleyen bir uçak Maduro ve eşini alıp New York yakınlarındaki bir askeri üsse getirdi. Oradan da helikopterlerle halen tutulduğu Brooklyn’deki cezaevine getirildi.
Amerikan yönetimi bu operasyonun bir “adli” operasyon, bir “tutuklama” olduğunu söylüyor. Nitekim bu yüzden Maduro fotoğraflarında hep yanında duran Amerikan narkotik polisi DEA’nın ajanları görülüyor.
Ancak Başkan Donald Trump dün akşamki (Florida saatiyle dün sabahki) basın toplantısında sadece bir adli operasyondan söz etmedi, çok daha ileri giderek “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi. Üstelik buna süre de vermedi, yani eğer Amerika başarır da Venezuela’yı yönetirse bunun ne kadar devam edeceği de belirsiz.
Trump, Venezuela’nın petrol endüstrisinin Amerikan şirketleri tarafından onarılıp yeniden ayağa kaldırılacağını ve ülkenin petrollerinin Amerikan şirketleri tarafından “Çin dahil” ülkelere satılacağını söyledi.
Trump, Venezuela’da, başka birisinin dahil olmasını ve uzun yıllardır yaşanan durumun yinelenmesini istemediğine işaret ederek, “(Venezuela) Güvenli, uygun ve makul geçiş yapabileceğimiz bir zamana kadar ülkeyi yönetmeye devam edeceğiz.” dedi.
Venezuela halkı için barış, özgürlük ve adalet istediklerini vurgulayan Trump, “Venezuela’yı, halkın iyiliğini düşünmeyen başka birisinin ele geçirmesine izin veremeyiz. Bunun gerçekleşmesine izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Venezuela petrolüne uygulanan ambargonun tamamen yürürlükte kalmaya devam edeceğini belirten Trump, Amerikan Donanması’nın oradaki pozisyonunu koruyacağını ve ABD’nin talepleri tam olarak karşılanana kadar bu durumun devam edeceğini söyledi.
Trump, “ABD’nin dev petrol şirketlerini (Venezuela’da) devreye sokacağız, milyarlarca dolar harcayarak petrol altyapısını onaracaklar ve ülke için para kazanmaya başlayacaklar.” ifadesini kullandı.
Bu operasyonun ABD egemenliğini ve halkını tehlikeye atanlar için önemli bir uyarı olduğunu söyleyen Trump, “En önemlisi Venezuela petrolü üzerindeki ambargo devam ediyor” dedi.
Trump, Venezuela’daki siyasilere de uyarıda bulunarak, şunları dile getirdi:
“Venezuela’daki tüm siyasi ve askeri figürler şunu anlamalı ki Maduro’ya olanlar onlara da olabilir. Adil olmazlarsa bu yapılır. Diktatör ve terörist Maduro sonunda Venezuela’dan gitti ve insanlar özgür. Tekrar özgürler.”
Venezuela’nın “saldırı silahları” edindiğini ve bu silahların kullanıldığını söyleyen Trump, bu eylemlerin, ABD’nin “Monroe Doktrini”nine kadar uzanan dış politika prensiplerini ihlal ettiğini savundu.
Trump “Monroe Doktrini”ne ilişkin olarak, “Yeni ulusal güvenlik stratejimizle artık bunu unutmayacağız. Amerika’nın Batı Yarımküre’deki hakimiyeti bir daha asla sorgulanmayacak.” diye konuştu.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de basın toplantısında yaptığı konuşmada, operasyonun başarısını övdü.
Trump’ın uyuşturucu ile mücadelesine değinen Hegseth, “Trump, ülkemize çeteler ve şiddetin akışını önlemek konusunda ölümüne ciddi. Bizden çalınan petrolün alınması konusunda ölümüne ciddi. Batı Yarımküre’de Amerikan caydırıcılığı ve etkisini yeniden kurma konusunda ölümüne ciddi.” ifadesini kullandı.
Hegseth Trump’ın amacının önce Amerika olduğunu vurgulayarak, “Başkan Trump’ın yönetimi altında 2026’ya hoşgeldiniz. Amerika geri döndü” dedi.