ABD, ülkeyi istikrara kavuşturmak için Suriye hükümetini desteklemeye devam ettiklerini belirterek, yeni Suriye'nin DEAŞ gözaltı tesisleri ve kampları dahil, güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır durumda olduğunu bildirdi.
Amerika, en azından 12 yıldır askeri personel bulundurduğu Suriye’den tamamen ayrılmaya hazırlanıyor. Bu önemli gelişme, Şam yönetiminin SDG denetimindeki toprakların önemli bölümünü geri alması ve bu bölgelerde DEAŞ tutuklularının bulunduğu cezaevlerini yönetmeye başlamasının ardından geldi. Haber önce Amerikan basınına sızdı, ardından Amerikalı yetkililer Suriye yönetiminin DEAŞ’lıların tutulduğu cezaevlerinde sorumluluk almaya hazır ve istekli olduğunu duyurdu. Amerikan askerlerinin tamamen çekilmesinin ne zaman tamamlanacağı henüz belli değil.
ABD’nin Suriye’deki konuşlanması esas olarak DAEŞ’in yeniden güçlenmesini engellemek ve Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) destek sağlamak üzerine kuruluydu.
Wall Street Journal’ın ABD yetkililerine dayandırdığı habere göre ülkede yaklaşık bin civarında Amerikan askeri bulunuyor ve Washington’un olası çekilme değerlendirmesi, YPG/SDG ile sahadaki değişen dengeler ve bölgedeki güvenlik koşullarındaki gelişmelerle bağlantılı.
Son haftalarda Şam yönetimi ile YPG/SDG arasında gerilim ve çatışmalar yaşandı. Suriye hükümet güçlerinin kuzey ve doğu bölgelerde ilerlediği, petrol tesisleri ve bazı askeri noktaları ele geçirdiği; ayrıca IŞİD mahkûmlarının güvenliğiyle ilgili endişeler nedeniyle bazı tutukluların Irak’a taşınmaya başlandığı bildirildi.
Wall Street Journal yönetimde böyle bir değerlendirme yapıldığını aktarırken, Reuters gibi haber ajansları haberi henüz bağımsız şekilde doğrulayamadıklarını bildirdi.
BM’deki toplantıda açıklandı
Öte yandan dün BM Güvenlik Konseyi, “Orta Doğu’da Durum” başlığı altında Suriye’deki gelişmeleri görüşmek üzere toplandı.
ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilci Yardımcısı Tammy Bruce, ülkeyi istikrara kavuşturmak için Suriye hükümetini desteklediklerini belirterek, “Yeni Suriye hükümeti, 2025 sonlarında DEAŞ’ı yenmek için küresel koalisyona katıldı ve terörle mücadelede ABD ile işbirliğine yöneldi. Şam artık DEAŞ’ın gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır durumda.” ifadesini kullandı.
Suriye hükümeti ile YPG/SDG arasında varılan 4 günlük ateşkes konusunda her iki tarafı da takdir ettiklerini aktaran Bruce, “ABD diplomasisinin desteklediği bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için bugüne kadarki en güçlü şansı temsil etmektedir.” dedi.
Bruce, ABD’nin Suriye ile İsrail ilişkilerinde “yeni bir sayfa açmak” için iki taraf arasındaki görüşmeleri desteklediğine işaret ederek, amaçlarının egemen, birleşik, kendi içinde ve komşularıyla barış içinde olan bir Suriye olduğunu söyledi.
“Suriye’deki birçok iç sorun, İsrail’in devam eden yasa dışı müdahalesi nedeniyle karmaşıklaşıyor”
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia da konuşmasında, Suriye’deki askeri ve siyasi durumun hızlı gelişimini yakından takip ettiklerinin altını çizerek, dün 7 Suriye ordusu mensubunun hayatını kaybettiği YPG/SDG tarafından Haseke’de ateşkesin ihlal edilmesi olayının son derece endişe verici olduğunu söyledi.
Nebenzia, “İlgili tüm tarafları müzakere sürecini sabote etme çabalarından vazgeçmeye, şiddet sarmalını tırmandırarak durumu kontrolden çıkarma riski taşıyan her türlü çatışmadan kaçınmaya çağırıyoruz” ifadesini kullandı.
İsrail’in, Suriye’ye yönelik “keyfi askeri faaliyetlerine” devam ettiğine işaret eden Nebenzia, “Suriye’deki birçok iç sorunun çözümünün, Şam’dan Suriye’nin karşılıklı saygıya dayalı diyaloğa katılmaya hazır olduğuna dair açık sinyaller gelmesine rağmen, İsrail’in süregelen yasa dışı müdahaleleri nedeniyle daha da karmaşık hale geldiğini bir kez daha kabul etmek zorundayız.” diye konuştu.
Nebenzia, İsrail’i güvenlik endişelerini gidermek için güç kullanmaktan kaçınmaya, Arap komşularının güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeye ve ilgili Güvenlik Konseyi ile Genel Kurul kararları doğrultusunda uluslararası hukuki yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.