Erdoğan soruyu yanlış anladı, verdiği cevap kısa süre ortalığı karıştırdı

Cumhur başkanı Erdoğan parti grup toplantısından sonra kendisine yöneltilen "Gazze Barış Kurulu'na katılacak mısınız" sorusuna "Hakan Bey katılacak" yanıtı verdi. Bu, Erdoğan'ın Trump'ın davetini reddettiği şeklinde anlaşıldı. Oysa Erdoğan'ın kastettiği Davos'ta yapılacak imza töreniydi.

Dünya 21 Ocak 2026

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın yaptığı ‘Barış Kurulu’na katılma davetini kabul etti mi etmedi mi? Bu sorunun yanıtı davet geldiği günden beri merak ediliyor, çünkü Türkiye davetin geldiğini duyurdu ama davete icabet edilip edilmeyeceği hakkında bir açıklama yapılmadı.

Bu konu dün grup toplantısı çıkışında doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yöneltildi. Bir gazeteci, “Gazze Barış Kurulu’na davet edildiniz Trump tarafından. Katılacak mısınız?” diye sordu. O sırada yürümekte olan Cumhurbaşkanı bu soru üzerine “Hakan Bey katılacak” yanıtı verdi.

Erdoğan’ın bu yanıtı, Cumhurbaşkanı’nın Trump’ın davetini kabul etmediği şeklinde yorumlanmaya müsaitti, nitekim öyle yorumlayanlar da oldu.

ABD Başkanı Donald Trump, Erdoğan’ı Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasını hayata geçirecek olan “Gazze Barış Kurulu”na kurucu üye olarak davet etmişti. Ancak daha sonra bu kurulun Gazze barışından çok Birleşmiş Milletler’e alternatif bir kurul gibi olabileceği endişeleri doğmuştu. Başkan Trump bu kurula 60’dan fazla devlet ve hükümet başkanını davet etti.

Amerikan Başkanı bu ‘üst’ kurulun yanısıra Gazze için çalışacak bir de ‘İcra kurulu’ ilan etti. O icra kurulunda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da adı var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurula Hakan Fidan’ın gideceğini söylemesinin yanlış anlaşıldığı kısa süre içinde ortaya çıktı. Erdoğan kendisine sorulan soruyu, ‘Trump’ın düzenlediği Barış Kurulu İmza Törenine gidecek misiniz’ şeklinde anlamıştı.

İmza töreni, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2009 yılından beri boykot ettiği Davos’ta yapılıyor ve bu törene Hakan Fidan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan adına katılıp gereken belgeye imza atacağı daha sonra açıklandı. Bu açıklamayla da yanlış anlamalara son verildi.

Katılmakta tereddüt edenler var

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze planı kapsamında tasarladığı, ‘davet usulü’ bir uluslararası yapı olan Gazze Barış Konseyi Gazze’de ‘geçiş dönemi yönetimi/koordinasyonu’ iddiasıyla başlayıp başka çatışmalara doğru genişleyebilecek bir ‘arabuluculuk/çatışma çözüm’ platformu olarak kurgulanıyor.

Fakat pek çok ülke başta Birleşmiş Milletler (BM) ve onun en kilit organı olan Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) alternatif teşkil edeceği ya da yerini alacağı gerekçesiyle konseye şüpheli yaklaşıyor.

Taslak tüzükte ‘kalıcı üyelik için 1 milyar dolar’ tartışması gündeme geldi. Washington yönetimi, bunun ‘zorunlu giriş ücreti’ olmadığını, ‘gönüllü katkı’ olduğunu savunuyor. Reuters’ın gördüğü taslakta ayrıca, ‘Trump’ın, konseyin ömür boyu başkanı olacağı’ ifadesi dikkat çekiyor.

Konsey üyeleri arasında Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Özel Temsilci Steve Witkoff, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, eski İngiliz Başbakanı Tony Blair, Katarlı üst düzey yetkili Ali Al-Thawadi, Mısır İstihbarat Şefi General Hassan Rashad, Amerikalı milyarder Marc Rowan, BAE Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem Al-Hashimy, eski BM Ortadoğu Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov, İsrailli emlak devi Yakir Gabay ve BM temsilcisi Sigrid Kaag da yer alacak.

Konuya aşina ABD’li üst düzey bir yetkili Çarşamba günü Al Arabiya’ya yaptığı açıklamada konseyde yer alacak her ülkenin ödemesi beklenen 1 milyar doların zorunlu olmadığını, bunun yerine ‘ülkelerin projelere yönelik yüksek tutarlı katkılarının da kabul edilebileceğini’ söyledi.

Yetkili “Barış Konseyi üyeliği, gönüllü 1 milyar dolarlık taahhüdün yanı sıra zorunlu ek mali katkı ya da belirli bir aidat gerektiriyor mu?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Hayır. Üyelik, devletin ya da ortağın gönüllü olarak katkıda bulunmayı seçtiğinin ötesinde zorunlu bir finansman yükümlülüğü doğurmuyor.”

Finansal ödemelerin nasıl yönetileceğine ilişkin soruya da yanıt veren yetkili konseyin en yüksek mali denetim standartlarını ve gözetim mekanizmalarını uygulayacağını öne sürdü.

Yetkiliye göre fonlar itibarlı bankalarda açılacak onaylı hesaplara yatırılacak. Süreç içinde mali işler sorumlusu gerekli incelemeleri yapacak ve son aşamada yürütme kurulunun onayı gerekecek. Ödemelerin yapılabilmesi için çoklu imza onayı, kara para aklamayla mücadele prosedürleri ve yaptırım kontrolleri uygulanacak.

Ayrıca, denetim komitesi aracılığıyla mali denetim yapılacağı; her yıl bağımsız dış denetim yapılacağı ve mali tabloların da kamuya açık bir biçimde yayımlanacağı öne sürülüyor.

Konsey başkanlığının ömrü boyunca Trump’ta kalıp kalmayacağı sorusuna ise yetkili Trump’ın görevden ayrılana kadar başkanlık pozisyonunda kalabileceğini söyledi.

Bununla birlikte ileride göreve gelecek bir ABD başkanının da konseyde ABD’yi temsil edecek bir isim atama veya belirleme yetkisine sahip olabileceğini ifade etti.

Reuters’ta yer alan bir habere göre Washington yönetimi Gazze Barış Konseyi’nin taslak tüzüğünü 60 civarında ülkeye gönderdi. Aynı haberde üyelerin konseydeki üyeliklerini üç yıldan uzun süre uzatmak istemeleri halinde nakit olarak 1 milyar dolar katkıda bulunmalarının istendiği iddia edildi.

Haberde son olarak Beyaz Saray’ın iki gün önce Trump’ın Davos Forumu kapsamında Gazze Barış Konseyi tüzüğünün imzalanmasına yönelik çağrısını yayımladığı hatırlatıldı.

Reuters ve The Wall Street Journal’da yer alan haberlere göre ilk etapta Macaristan, Birleşik Arap Emirlikleri, Belarus, Fas, Kazakistan ve Vietnam, daveti ‘kabul edenler’ arasında. İsrail’e de davet gittiği İsrail Dışişleri Bakanı tarafından doğrulandı. Ancak şu ana dek 1 milyar dolarlık taahhüdü kabul eden bir ülke olduğuna dair net bir veri yok.

Öte yandan Çin Halk Cumhuriyeti davete yanıt vermedi. Kanada ilkesel olarak ‘kabul’ çizgisinde, ancak ‘detaylar çalışılıyor’ diyerek temkinli duruyor. İtalya ise ‘katkı vermeye hazırız’ dese de bunun Gazze mi, daha geniş plan mı olduğuna dair belirsizlik var. Tereddütte kalan devletler, tüzükte yer alan dilin, ‘BM’nin rolünü aşındırma’ kaygısı doğurduğunu savunuyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron BM’nin rolünü zayıflatabileceği endişesiyle açıkça bu yapıya katılmayı reddetti; Norveç Dışişleri Bakanlığı da konseye katılmayacaklarını duyurdu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise dün kurula katılacağını açıkladı.

ABD’nin Gazze Barış Kurulu girişimi Trump’ın planı çerçevesinde yeni bir uluslararası mekanizma olarak sunulsa da, Birleşmiş Milletler (BM) sistemini yanıltıcı şekilde ikame etme potansiyeli nedeniyle pek çok ülke tarafından temkinli karşılanıyor. 

ABD yönetimi konseyi Gazze’deki ateşkesi takip eden yönetişim, yeniden imar ve stabilizasyon gibi geçici görevlerle açıklasa da, davet mektuplarında konseye daha geniş bir rol verilebileceğine işaret eden ifadeler yer aldı; bu da özellikle Avrupa ve diğer Batı başkentlerinde ‘BM’nin rolünü aşındırma’ endişesini tetikledi.

BM Genel Sekreteri ve bazı diplomatlar, yeni konseyin BM Güvenlik Konseyi’nin rolüyle çakışabileceği veya onun yerini alma iddiası olarak algılanabileceğini dile getiriyor. Öte yandan, BM’nin rolünün ve BMGK’nın etkisinin tartışıldığı bir süreçte bazı ülkeler, BMGK’nın beş asil üyesinin dünya siyaseti üzerindeki tahakkümünü azaltacağı gerekçesiyle plana destek veriyor.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.