Halit Yukay’ın ölümüne ilişkin duruşmada gemi kaptanı: ‘Hiçbir bir cisme çarpmadım’

Yalova'dan Bozcaada'ya gitmek üzere denize açıldığı teknesi, parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay'ın (43) ölümüne ilişkin 10 sanığın yargılanmasına başlandı. Duruşmada savunma yapan gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu, “Manevra yaparken can simidine benzer bir şey gördüğümü hatırlıyorum. Ama ben hiçbir cisme çarpmadım” dedi. 

Gündem 1 Ocak 2026

Yalova’dan 4 Ağustos’ta saat 15.10’da Bozcaada’ya gitmek üzere denize açıldığı ‘Graywolf’ isimli teknesi parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay’ın ölümüne ilişkin yargılama başladı.

Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan yargılamada ilk duruşmaya, sanıkların yanı sıra taraf avukatları da katıldı. Duruşmada savunma yapan gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu, 2005 yılından beri bu firmada kaptan olarak görev yaptığını belirterek, “Daha önce başıma böyle bir olay gelmemişti. Olay günü saat 16.45’de vardiyayı teslim almaya gittim. Vardiyayı teslim aldıktan sonra cihazları kontrol ettim. Radar ve AİS ve telsizde bir problem yoktu. 3 gemi arka arkaya seyir halindeydik. Aramızda yaklaşık 1,5 saatlik mesafe vardı. Bu sırada herhangi bir radar veya telsizden ikaz gelmedi. Radarda 20 kilometre çapında alanda önündeki 2 gemi ile uzakta birkaç geminin drift attığını gördüm. Seyir sırasındayken geminin sol tarafında çöp gibi şeyler gördüm. Denize atılmış çöp parçaları olarak değerlendirdim. Daha sonra geminin sağ tarafında tahta parçalarını görünce manevra yaptım. Manevra yaparken can simidine benzer bir şey gördüğümü hatırlıyorum. Ama ben hiçbir cisme çarpmadım” dedi.

Kazaya dair emare görmedim

Emin olmak için manevra yaptığı sırada tahta parçalarını gördüğünü söyleyen Tokatlıoğlu, “Bende herhangi bir kaza kanaati oluşmadı. Ancak manevra yaptığımdan dolayı genel seyir rotamdan çıktığım için durumu şirket yetkilisi Arda G.’ye bildirdim. Bahsettiğim şekilde gerek hiçbir cihazdan bildirinin söz konusu olmaması gerekse de hiçbir kazaya ilişkin emareyi olguyu gözlemlemediğim için bir kaza olduğunu düşünmeyip yoluma devam ettim. Kocaeli’ne giderken Kıyı Emniyeti, gemiyi Yalova’ya demirlememizi söyledi. Bu sırada Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı bir bot yanımıza yanaşarak durdurdu. Gemiyi Yalova’ya demirlememizi söylediler. Ben o ana kadar konunun ne olduğunu bilmiyordum, Yalova’da öğrendim. İnanmadım, çünkü yaptığım kontrollerde bir bulguya rastlamadım. Ancak ne kadar kendimi ifade etmeye çalışsam da dinletemedim” diyerek kendisini savundu.

Çarpmayı ve boya izini görmedim

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda alınan ifadesini kabul etmediğini belirten Tokatlıoğlu, “Cumhuriyet savcısı ve mahkemedeki ifadelerim geçerlidir. Korktuğum gerekçesiyle kimseye haber vermeden olay yerini terk etmem söz konusu değildir. Ben çarpmayı ve gemideki boya izini görmedim. Ama tahta parçalarına ya da başka bir şeye çarpsak dahi bunlar da gemide boya izi bırakabilir. Az önce bahsetmiş olduğum 2 gemi kazaya karışmış olsalardı aramızda 1,5 saatlik mesafe olduğu için görmem mümkün değil. Limana geldiğimizde geminin uç kısmına bakmamla ilgili güvenlik kamerası konusunda benim kazayla ilgili gemide inceleme yaptığım yönünde beyanlar oldu. Ben ve 2’nci kaptan yükleme yapılırken ve boşaltılırken, geminin baş, orta ve kıç kısmını kontrol ederiz. Bu bizim görevlerimizden biridir. Ben gemide iz var mı diye bakmadım. Kaza yaptığımı ve üzerime atılı suçları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum” diye konuştu.

İkinci kaptanın ifadesi

Olay esnasında istirahatte olduğunu belirten 2’nci kaptan Muhammet F.G., “Ben gemide 1’inci zabit yani 2’nci kaptan olarak görev yapmaktayım. Benim asli görevim, yükün yüklenmesi, boşaltılması ve personelin görevlendirilmesidir. Olayın olduğu saatlerde ben istirahatliydim. Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum. Türk limanlarında kanunlara göre boya ve tadilat işlemleri yapmak kesinlikle yasaktır. Bu nedenle bizim de gemide boya işlemi yaptığımız kesinlikle yalandır. Gemilerde herhangi bir sorun olduğunda 1’inci kaptana aittir. Ancak kaptana herhangi bir şey olduğunda 1’inci zabit yani bana düşer. Bu olayda herhangi bir suçum yoktur. Beraatimi talep ederim” şeklinde konuştu.

İşi gereği kaptanlarla sürekli iletişim halinde olduğunu söyleyen şirket yetkilisi Arda G. ise, “Şirketin kiralama departmanında görevliyim. Gün içinde kaptanlarla sürekli irtibat halindeyiz. Olayın olduğu gün de kaptan Cemal Tokatlıoğlu saat 17.20 sıralarında beni arayarak tahta parçalarının arasından geçtiğini, manevra yaparak herhangi bir unsur olmadığını ve yoluna devam ettiğini belirtti. Ben de ‘Bizim herhangi bir yere bildirmemize gerek var mı?’ diye sordum. Kaptan gerek olmadığını beyan ederek, yoluna devam etti. Ben de bu yüzden herhangi bir bildirimde bulunmadım. 20 yıldır bu şirkette çalışıyorum. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştım” dedi.

Kamu vicdanı yaralandı

Sanıkların ifadelerinin ardından mahkeme heyeti tarafından söz verilen Halit Yukay’ın ailesinin avukatı Emine Selam Esen, “Özellikle biz bugün müşteki taraf olarak, sanıkların mahkemede verdiği ifadeler nedeniyle kamu vicdanının yaralandığını düşünüyoruz. Sanıklar belgeleri inkar etmekte, öyle ki sanki mağdurlarmış gibi bugün onları dinledik. Sanıklar inkara dayanarak vicdanlı bir insanın olması gerektiğinin aksi şeklinde davranmaktadırlar. Bu bağlamda dosyaya sunulan uzman mütalaasında tespitler dikkate alındığında Sanık Cemal Tokatlıoğlu’nun ticari gemilerin seyretmesi gereken rotadan ayrılarak riskli alanda 2 gözcü bulundurması gerekirken, hiçbir gözcü bulundurmaksızın gemiyi sevk ve idare etmiştir. Halit Yukay’ın ölüm nedenini boğulma olarak tespit edilmiştir. Bu tespit soruşturma aşamasında alınan ve bizce yeterli olmayan bilirkişi raporundaki tespit ve iddiaların gerçekliğinin bulunmadığını net bir şekilde göstermiştir. Zira bu rapor dosyanın tekemmül etmemiş olduğu, bu aşama itibarıyla hatalı olarak kabul edilmelidir. Çünkü Halit Yukay, kamara kısmında olsaydı ölüm sebebi travmaya bağlı olurdu. Yukay, teknenin dümen kısmındadır ve çarpmanın etkisiyle denize savrulmuştur. Tüm bu olgular dikkate alındığında sanık Cemal Tokatlıoğlu’nun bir nevi ‘Ne olursa olsun’ düşüncesiyle merhumun ölümüne sebebiyet vermekle, en azından bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verdiğinin kabulünü gerekli kılmaktadır. Aynı şekilde diğer sanıklar da yardım ve bildirim yükümlülüğünü ihlal etmişlerdir. Bu nedenle biz kamu vicdanı gereğince bütün sanıkların tutuklu olarak yargılanmalarını talep etmekteyiz” şeklinde konuştu.

Sanıklar ve taraf avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti, müşteki vekilinin tutuklamaya yönelik talebini şartların oluşmadığı gerekçesiyle reddederken, Cemal Tokatlıoğlu’nun yurt dışı çıkış yasağı getirilerek adli kontrol şartıyla, diğer sanıkların da tutuksuz yargılanmalarına, eksik evrak ve tanıkların dinlenilmesi için duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.