Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci yazar Hrant Dink için katledilişinin 19. yılında öldürüldüğü yerde Sebat Apartmanı önünde dostları tarafından anma töreni düzenlendi.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, gazeteci yazar Hrant Dink için katledilişinin 19. yılında, öldürüldüğü yerde Sebat Apartmanı önünde dostları tarafından anma töreni düzenlendi. Tören öncesinde Halaskargazi Caddesi’nde yoğun güvenlik önlemleri alınırken kar yağışı tören alanında etkisini gösterdi.
Sabiha Gökçen’in Ermeni olabileceği yönündeki bir haberden sonra hedef haline getirilmeye başlanan, dil uzmanlarının bile, “hakaret” olmadığını söylediği bir yazısından sonra, “Türklüğe hakaret” suçundan hapse mahkûm edilen, bu süreçte aşırı milliyetçi çevrelerin hedefi haline gelen Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından 19 yıl geçti.
19 Ocak 2007’de silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink için saat 15.00’te, öldürüldüğü Agos Gazetesi’nin eski merkezinin bulunduğu Sebat Apartmanı önünde anma töreni düzenleniyor.
Cadde üzerinde geniş güvenlik önlemleri
Sebat apartmanının bulunduğu Halaskargazi Caddesi polis ekipleri tarafından kapatılırken çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı. Cadde iki yönlü trafiğe kapatıldı. Cadde üzerinde anma törenine katılacak kişiler polis denetiminden geçerek alana girebiliyor.
Hrant Dink’in öldürülmesinden günümüze neler oldu?
Türkiye’deki Ermeni nüfusunun önemli isimlerinden gazeteci Hrant Dink, 19 yıl önce bugün, kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi’nin önünde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Cinayet, Türkiye’de ifade özgürlüğüne ve toplumsal barışa yönelik bir darbe olarak tarihe geçti ancak geçen yıllara rağmen Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin sorumluluk zinciri aydınlatılamadı.
Hrant Dink, hem Türkiye hem de Ermeni toplumları köprü olmak isteyen bir gazeteciydi. Agos Gazetesi’ndeki yazıları ve barış odaklı söylemleri, onu geniş bir kitlenin sevgisini kazanmış bir simge haline getirdi ancak bu barışçıl çabaları, bazı milliyetçi çevrelerin hedefi olmasına yol açtı. 2004 yılında Türklüğe hakaret suçlamasıyla yargılanması, onunun medya ve kamuoyunda yalnızlaşmasına neden oldu.
6 Şubat 2004 tarihli yazısında, Sabiha Gökçen’in Ermeni kökenli olabileceğini ifade eden Dink, Genelkurmay Başkanlığının sert bir açıklamasıyla hedef gösterildi. Ardından dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergün Güngör, MİT’in talebiyle Dink’i İstanbul Valiliği’ne çağırdı. Görüşme sırasında, Güngör’ün yanında bulunan iki MİT görevlisi, Dink’e açıkça uyarılarda bulundu.
Öldürülmeden önce kaleme aldığı son yazısında Dink, “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce” ifadelerini kullandı.
19 Ocak 2007 tarihinde saat 15.05’te, 17 yaşındaki tetikçi Ogün Samast, İstanbul Şişli’de bulunan Agos Gazetesi’nin önünde Hrant Dink’i silahla vurarak öldürdü. Olay sonrası Samast, babasının ihbarıyla Samsun Otogarı’nda yakalandı. Cinayetin ardından çekilen bir fotoğraf ve bu ana ilişkin görüntüler, Samast’ın Türk bayrağı ve Atatürk posteri önünde poz verdiği, emniyet görevlilerinin ise övgü dolu sözler söylediği bir skandalı daha ortaya çıkardı. Soruşturmanın ciddiyetini tartışmaya açan görüntüler kamuoyunda infial yarattı.
18 yaşından küçük olduğu için yetişkinlere uygulanan cezadan muaf tutulan Samast, üçte bir oranında indirimle 21 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 15 Kasım 2023’te ise şartlı tahliye edilen Samast, cinayeti organize eden daha büyük bir planın parçasıydı.
Cinayetle ilgili soruşturmalarda, Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisinin hem Trabzon hem de İstanbul Emniyet Müdürlüklerine öncesinde iletildiği ortaya çıktı. Yardımcı istihbarat elemanları Erhan Tuncel ve eniştesi Coşkun İğci’nin verdiği bilgiler, cinayet planının bilinmesine rağmen hiçbir önlem alınmadığını gösterdi. Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek ve İstihbarat Daire Başkanı Ali Fuat Yılmazer gibi isimlerin istihbaratı yok ettiği veya gereken adımları atmadığı da ortaya çıktı.
Ramazan Akyürek, cinayetten sonra kayıtları silmek ve ihmallerle bağlantılı suçlardan ağırlaştırılmış müebbet dahil çeşitli cezalara çarptırıldı. Aynı şekilde Yılmazer de benzer suçlardan mahkumiyet aldı. Cinayetin planlanmasında rol alan Yasin Hayal, daha önce Trabzon’da McDonalds’a bombalı saldırı düzenlemiş, ancak terör suçu yerine basit bir adi suç kapsamında yargılanmıştı. Dink cinayetinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Hayal, ceza indirimleri çıkmadığı takdirde 2047 yılında tahliye edilecek.
Davanın bir diğer kritik ismi olan Erhan Tuncel, cinayeti azmettirmek dahil birçok suçtan toplamda 96 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz de sahtecilik ve adam öldürmeye azmettirme suçlarından 28 yıl hapis cezasına mahkum oldu.
Dink cinayetinden yedi ay öncesine kadar Trabzon Emniyet İstihbarat Şube Müdürü olan Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ise ihmal suçlamalarıyla yargılanmalarına rağmen beraat etti. Zamanaşımı ve delil yetersizliği, bu süreçte dikkat çeken unsurlardan oldu.
Ogün Samast’ın 16 yıl 10 ay hapis yattıktan sonra şartlı tahliye edilmesi de tepkiye yol açtı. Dink ailesi ve avukatları, Ogün Samast’ın ana davada cinayetin yanı sıra örgüt üyeliğinden hüküm giymemesine itiraz etmiş, bunun üzerine mahkeme Samast’a örgüt üyeliği cezası da vermişti. Ancak Yargıtay, Samast’ın örgüt üyeliğini 220’nci madde kapsamında değerlendirerek davayı zaman aşımı kapsamına soktu. Böylece Samast örgüt üyeliğinden ek ceza almadı.
Tahliye kararının ardından Samast hakkında, “FETÖ’ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan yeni bir dava açıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 10 Ocak 2025’te yapılan duruşmasında mahkeme heyeti, zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi.
Davada, Ogün Samast ve diğer sanıklar hakkında verilen ‘zaman aşımı’ kararına yapılan itiraz da reddedildi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Dink ailesinin ilgili suçtan ‘doğrudan zarar görmediği’ gerekçesiyle davaya katılma hakkı bulunmadığına hükmetti.
Hrant Dink’in ölüm yıldönümlerinde her yıl Agos Gazetesi’nin önünde toplanan binlerce kişi “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz” sloganlarıyla adalet taleplerini dile getiriyor. Dink’in anısını yaşatmak ve fikirlerini savunmak için etkinlikler düzenleniyor.