Eylem Ata Güleç’ten Yanımda Kal: Unutmanın yükü ya da acıların toplumsal tarihi

5 Haziran 2024
Bu haber 1 ay önce yayınlandı

Eylem Ata Güleç, 'Yanımda Kal' kitabındaki öykülerinde kendimize sustuğumuz, bir başkasına anlatmaktan korktuğumuz ne varsa alıp gözler önüne seriyor. Her kitabında bizi biraz daha yakın kılıyor acıların toplumsal tarihine...

Onca insanın başına yıkılan zamanı, hayata dönüşün bir adı olarak kullanmak kimin aklına geldi? İktidarı ve mutluluğu pay etmiş insanların kendilerinden olmayana yaşam hakkı tanımadığı gerçeğini de biri yazmalı.
Açlıkla ölüm arasında günler biriktikçe unutmanın zembereği de boşalıyor orada ve her şey birbirine giriyor. Anımsamak istedikleri belki bir dilim ekmeğin ısıtılırken yanmış ucu olabilir; ama o yangın insanların bedenlerinde devam ediyor. Zamanın tanığı değil miyiz, ne kadar geriye gitmemiz gerekebilir ki? Battaniyelere sarılı halde duvarların ardından çıkarılan insanların ‘daha güvenli duvarların’ ardına götürülürken yangınla sınandıklarını unutabilir miyiz?

Eylem Ata Güleç, üçüncü öykü kitabı ‘Yanımda Kal’da da memleketin ücra yerlerinden ses vermeye devam ediyor. Toledo olacağı müjdesiyle yerle bir edilen mahallelerden yükselen kül, kapıların arkasına saklanan müphem bir tıkırtı olarak değil, gerçeklik olarak giriyor hayatımıza. Evi yıkılana da ranzasında kundaklanana da sözcükler sahip çıkıyor nihayet.
Ucu açık rastlantılar öykünün bitiminde soru işareti gibi dursa da bir sonraki öyküde devam ederek sarmalı tamamlıyor.

Öyküler arasındaki geçiş, bir önceki öyküde açık kalan soruları yanıtlarken, bir sonraki öykünün de örgüsüne dair yol haritası çiziyor.

Şehrinin muhtelif köşelerinden, ana caddelerinden, tarihi yapılarından bahsederken, arkadaş olmanın ve birbirini tamamlamanın ağrısını alıyor Eylem Ata Güleç. Zamanın bir yerinde saklı kalan acılardan bahsederken, o gerçekliği öykünün gücüyle aktarıyor okura. Kaçıp saklanmak zorunda olanların bir beklediği var, evet. Yoksa kimse gölgelere, inlere çeklip zamanın tozuna mecbur olmak istemez. Gelecek olan biri var, bekleniyor o; bunun ayrıntısını kurcalıyor Eylem Ata Güleç. Gelecek olanın geride bıraktıklarına açılıyor bir sonraki öykünün kapıları.

Baştan ayağa dimdik durmanın değil, tökezlemenin ve nihayet dayanışmanın cümleleriyle kuruyor akışı. Güç abidesi, her şeye muktedir, zorluğun boyutu ne olursa olsun göğüs geren ideal karekterler değil öyküler boyunca bize seslenen insanlar. Zaafları, beklentileri, korkuları olan insanlar. Bir yerde iktidar hışımla gidiyor üstüne onların. Hali vakti yerinde olsa da başarıp bir makam edinse de bir dilim portakalla var olmaya çalışan insanlar.

“Kafle” diyor, belki de anılarından ve romanlarından yola çıkarak hemşehrisi Mıgırgiç Margosyan’a ve komşularına bir selam gönderiyor Eylem Ata Güleç. Öykülerinde Sevgi Soysal’a ve Pelin Buzluk’a bir selam göndererek kadın dayanışmasının da örülmekte olan ağına yeni bir ilmik atıyor. Hayatta kalmakta ısrar eden, ama vitaminlerini düzenli almasına rağmen uzun açlık günleri nedeniyle artık pek çok şeyi anımsamayan insanların döngüsüne tanık ediyor bizi.

Gidenlerden kalan bir demirci çırağının sessiz hikayesi olabilir. Ayaklarımızı ‘On Gözlü Köprü’den sarkıtarak okuduklarımız görmek istemediğimiz gerçekliğin sarmalına davet ediyor bizi. Döngü aynı mekana, aynı insanlara, aynı cinnet provalarına takılıp tekrar etmiyor pek tabi. Bir deniz kıyısına, bir hastane koridoruna, bir psikoterapi seansına uzayıp başka başka hayatların benzer çıkmaza nasıl itildiğini fısıldıyor arka planda.

Dans etmenizin yasak olduğu bir ev belki de dans etmenizin istenmediği bir ülkedir. Müziğin fişini çeken müşfik baba, olmasını istediğiniz insan tipinden uzaklaşınca ceza vermenin sessiz adımlarıyla sokuluyordur hayatınıza.

Sonra iğde kokuları, sonra arkadaşlıklar, okulu kırmalar, soğuk koridorlar, sızılı bacaklar, çekip gitmeler, içine saklanılan aynalı dolaplar bir bütün oluşturuyor Eylem Ata Güleç’in yeni öykülerinde. Kendimize sustuğumuz, bir başkasına anlatmaktan korktuğumuz ne varsa alıp gözler önüne seriyor Yanımda Kal kitabında yazar. İçlenmek yetmiyor, ömür boyu yanınızda taşıdığınız ağrılarla, “oh olsun” dedikleriniz ya da görmek istemediğiniz toplumsal trajedilerle örülü bir kitap Yanımda Kal.
Eylem Ata Güleç, her kitabında bizi biraz daha yakın kılıyor acıların toplumsal tarihine.
Ne olursa olsun adı Yezras olan birine Yılmaz diye seslenmeyiniz.

Yanımda Kal
Eylem Ata Güleç
Yapı Kredi Yayınları, 2024
öykü, 96 sayfa.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.