Adem Altan deprem fotoğrafıyla kazandığı World Press Photo ödülünü aldı

Fotoğrafçı Adem Altan, 6 Şubat depremlerinin sembolü olan fotoğrafıyla World Press Photo'da kazandığı Avrupa birinciliği ödülünü dün Amsterdam'da düzenlenen törenle aldı. Ödülü Altan'a Hollanda Prensi Constantijn takdim etti.

Kültür Sanat 24 Mayıs 2024
Bu haber 1 ay önce yayınlandı

Adem Altan Türkiye’nin nesli giderek tükenmekte olan eski kuşak foto muhabirlerinden biri. Uzun yıllar Radikal gazetesinin Ankara Bürosunda çalıştı, siyasetten gündelik hayata kadar pek çok unutulmaz karesi hafızalara kazındı. Ama Adem Altan’ı Türkiye ve dünya açısından unutulmaz yapan esas fotoğraf, 6 Şubat depremlerinin ilk günlerinde çektiği kareydi. Altan, Kahramanmaraş’ta depremin ikinci günü Ebrar Sitesi’nde yıkılmış binalar arasında kalan kızının elini tutan Mesut Hançer’in kızı hayatını kaybettikten sonra bile elini tutmaya devam ettiği o anını fotoğraflamıştı.

Bu fotoğrafıyla pek çok ödüle değer görüldü Adem Altan. Onlardan biri de World Press Photo’dan geldi. Altan’ın çektiği fotoğraf World Press Photo’da Avrupa birincisi seçildi. Altan o ödülü dün Amsterdam’da düzenlenen törenle aldı. Hem de Hollanda Prensi Constantijn’in elinden.

Depremin sembolü olan bu kare, dünyanın en prestijli habercilik ödüllerinden Pulitzer Ödülleri’nde Son Dakika Fotoğrafçılığı (Breaking News Photography) kategorisinde finale kalan üç fotoğraftan birisi olmuştu.

Fotoğraf: Adem Altan.

 

Altan fotoğrafın öyküsünü şu sözlerle anlatmıştı: “Kahramanmaraş’ta depremin ikinci günü Ebrar Sitesi’nde yıkılmış binalar arasında dolaşırken gördüm Mesut Hançer’i. İnsanlar yıkılan binanın enkazında kendi imkanlarıyla yakınlarını ararken bir kişi enkazın arasında yere çökmüş oturuyordu, dikkatimi çekti. Biraz dikkatli bakınca oturduğu yerde bir el tuttuğunu gördüm. Fotoğrafını çekmeye başladım. Ben fotoğraf çekerken gözleriyle de beni takip ediyordu. “Çek çocuğumun fotoğrafını çek” diye seslendi. Tuttuğu eli bırakıp çocuğunun başını okşayarak yatakta yatarken kolonun altında kalan çocuğunun cansız bedenini gösterdi. Sonra bıraktığı eli tekrar tuttu. O elin çocuğunun eli olduğunu o zaman anladım..

Çok üzülmüştüm. Dayanılmaz bir acı… İçimden, ‘Ne büyük acı’ diyordum. Gözlerim doldu… Ama işimi de yapmalı, fotoğraf çekmeliydim. Yeteri kadar fotoğraf çektikten sonra ismini sordum. Zor konuşuyordu. Titrek bir sesle ‘Mesut Hançer’ dedi. Sonra çocuğunun ismini sordum. ‘Kızım Irmak’ dedi. Aramızda 20-25 metre kadar mesafe vardı. O nedenle de fazla konuşamadım. Yaklaşık üç saat kadar orada kaldım. İnsanlar enkazın içinde yakınlarını ararken Baba Mesut Hançer çaresizce oturmuş kızı Irmak’ın elini tutuyordu. Yaklaşık üç saat kadar orada bekledim gelip Irmak’ı çıkartırlar diye ancak kimse gelmedi.

Benim çektiğim fotoğrafları göndermem gerekiyordu, bu nedenle oradan ayrıldım. Merak da ediyordum, Irmak’ın cansız bedenini çıkarmışlar mıydı? Ertesi gün tekrar gittim. Irmak’ı enkazın arasından çıkartmışlardı. Baba orada yoktu. Fotoğraf dünyada da Türkiye’de de büyük yankı buldu. Yaşanan felaketi, acıyı çaresizliği anlatan bir fotoğraftı ve depremin sembolü oldu. Mesleki açıdan baktığımda başarılı bir iş yapmıştım, ama keşke bu felaket olmasaydı da bu fotoğrafı çekmeseydim…”

Her fotoğraf ayrı bir hikâye... Adem Altan Dünya Basın Fotoğrafları'nın bu yılki kazananları arasındaHer fotoğraf ayrı bir hikâye… Adem Altan Dünya Basın Fotoğrafları’nın bu yılki kazananları arasında

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.