Yeşil sahalarda heyecan başladı: ‘Güzel oyun’a sanatçı bakışı

Dünyanın en popüler sporu yaz tatilini bitirdi. Gelin sanatçı takımının merceğinden futbola bir göz atalım. Kadroda Picasso, Miro, Dali ve Magritte de var!

Kültür Sanat 12 Ağustos 2023
Bu haber 1 yıl önce yayınlandı
“Herkes bir gün 15 dakikalığına şöhret olacak” diyen pop sanat ikonu Andy Warhol, Pele'nin portresini yaptı ve şöyle dedi: “Pele, teorimle çelişen birkaç kişiden biri. Onun şöhreti 15 asır sürecek.”

Brezilya’nın efsane golcüsü Pele, futbolu “güzel oyun” diye tanımlamıştı. Rus besteci Şostakoviç, “halkın balesi” benzetmesi yapmıştı. Bazılarına göre toplumun “afyonu”, iktidarların propaganda sahnesi. Bazen de 2023 Türkiye genel seçimlerinden önce tanık olduğumuz gibi en militan muhalefet hareketi. Taraftarlara göre sonsuz aşk, hem de “Pazar’a kadar değil mezara kadar!” 300 bin kulüp, 240 milyon oyuncu, 5 milyar taraftarla dünyanın en popüler sporu.

Peki futbol sanat mı? Yıllardır tartışılıyor. Sanatta futbol var mı? Tartışmasız var. Futbol, yüceltilerek ya da eleştirilerek her dönem görsel sanatın sahasına çıkıyor, hatta sanat projesi olarak kurulmuş bir futbol takımı bile var.

Stadyum geleneksel olarak popüler kültürün kalesidir, sanatla pek bağdaştırılmaz. Futbolcuların karşılaşma, taraftarların atışma arenasıdır. Futbol mücadelesinin stattan çıkıp gerçek savaşa dönüştüğü de oldu geçmişte. 1969’da yapılan Dünya Kupası elemelerinin skoru, Honduras ile El Salvador arasında dört günlük bir savaş başlatmış, yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti.

Futbolun da sanatın da milyarlarca dolarlık dev bir küresel sektör haline geldiği günümüzde, aralarındaki uçurum giderek kapanıyor. Dünya Kupası gibi önemli turnuvalar sırasında büyük müzelerde ve önemli galerilerde futbol temalı sergiler düzenleniyor. 

Fransa’nın enfant terrible’ı, Manchester United’ın Kral lakaplı büyük futbolcusu Eric Cantona, bu yılın başında İngiltere Futbol Müzesi’nde küratörlüğe soyundu. Tek bir sanatçıya ısmarladığı eserlerde, sporun –genelde futbolun– en büyük yıldızları “kitch” denilebilecek dev boyutlu tablolarda tanrısal figürler olarak izleyicinin karşısına çıktı.

Artık stadyumlar bile sanat alanına dönüşüyor. İngiliz takımlarından Tottenham’ın stadında 2021’de kurulan OOF galerisi, futbol temalı sergilerle hayatında galeriye adım atmamış taraftarı güncel sanata çekiyor. Lyon’un stadyumunda, Mayıs 2023’te Offside Gallery’nin açılışı yapıldı. 

Arsenal’in stadyumunun dış yüzeyi, kulübün ikonik oyuncularının yüceltildiği Fransız devrimi tarzı neoklasik eserlerle kaplandı. Futbol 1970’lerde metalaştırılmıştı, şimdi de sanatla mutenalaştırılıyor.

Futbolcunun sanat seveni

Facebook hesabında, “Futbolu sanat, oyuncuları sanatçı olarak görüyorum” diye yazan Ronaldo, Al Nassr ile 213 milyon dolarlık anlaşma imzalayarak 2023’ün transfer rekorunu kırdı. Giderek daha çok kar eden kulüpler, oyuncularına rekor ödemeler yapıyor, futbol dünyası kendi içinden sanat koleksiyonerleri çıkarıyor.

Döneminin en popüler futbolcusu, “Bend it Like Beckham” filminin esin kaynağı David Beckham ile eşi Victoria’nın 2002’de başlattıkları koleksiyonlarında Tracey Emin ve Damien Hirst dahil çağdaş sanatın büyük isimleri yer alıyor. 

Tüm zamanların en iyi savunma oyuncularından İspanyol futbolcu Sergio Ramos da güncel sanat eserleri topluyor. Hatta bedenini bile sanata açmış. Kırkı aşkın dövmesi arasında Banksy’nin çiçek fırlatan adamı ile Salvador Dali’nin çekmeceli kadın figürleri de göze çarpıyor. 

Türkiye futbol çevresinde belki de bir ilk olarak geniş bir sanat koleksiyonu oluşturan Fenerbahçe’nin ve milli takımın eski kalecisi Volkan Demirel, 2020’deki Akaretler Art Week’te koleksiyonundan bir seçkiyi sergilemişti.

Abidin Dino’nun ‘Goal!’ belgeselini çektiği sırada yaptığı desenlerden biri.

Sanatçının futbolu seveni ya da eleştireni

İngiliz Futbol Federasyonu, 1953’te futbol konulu bir resim yarışması düzenlemiş ve tüm sanatçılara açık çağrı yapmıştı. Amacı, “futbol ile sanat arasındaki engelleri” yıkmaktı. Birincilik ödülünü alan L. S. Lowry, ‘Maça Gidenler’ adlı eserinde endüstriyel bir şehir fonunda stada doğru yürüyen taraftara odaklanmıştı. 

Futbolu görsel sanata taşıyan sanatçıların futbol fenomenine bakış açıları çok çeşitli. Bazıları “güzel oyun”un çirkin yüzünü ele alıyor, bazıları sadece estetik açıdan bakıyor. Bazıları da, yeşil sahaya halı sererek ‘Halı Saha’ yaratan Ahmet Öğüt gibi humorla yaklaşıyor.

Sanat projesi takıma gelince… Wolfgang Natlacen’in Milano’da kurduğu AS Velasca, sekiz yıldır en düşük ligde “gerçek” futbolcularla top koşturuyor. Formaları her yıl farklı bir sanatçı tarafından tasarlanıyor.   

Nazım Hikmet’in bir şiirinde “mutluluğun resmini çizebilir misin sen Abidin” diye seslendiği ressam Abidin Dino, Londra’da düzenlenen 1966 Dünya Kupası’nın dokümanterini yapmıştı. Ross Devenish ile birlikte yönettikleri “Goal!”, belgesel dalında Bafta ödülüne layık görülmüştü. Dino’nun filmin storyboard’u için çizdiği eskizler Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonunda yer alıyor.  

Bir başka futbol filmi de Ali Kazma’nın 2003’te çektiği, müziğini Cevdet Erek’in yaptığı Galatasaray belgeseli.  

Yazının başındaki Pele portresi, “Herkes bir gün 15 dakikalığına şöhret olacak” diyen pop sanat ikonu Andy Warhol’un eseri. “Pele, teorimle çelişen birkaç kişiden biri” demişti Warhol, efsane futbolcu hakkında, “Onun şöhreti 15 asır sürecek.”

Kadınlar Dünya Kupası devam ediyor, lig heyecanı başladı. Öyleyse futbolu konu edinen sanatçılardan bazılarının eserlerine bakmanın tam zamanı!

‘Futbolcular’ (1993) – Niki de Saint Phalle 

Yuvarlak hatlı dev kadın figürleri Nanalar ile tanınan Fransız asıllı sanatçı, 1993 tarihli bu dev heykeli Lozan’daki Olimpiyat Müzesi için yapmış, bahçesinde çimler üzerinde sergileniyor. Bu eserdeki figürler erkek. Zaten yapıldığı yıl kadın futbolu henüz Olimpiyat Oyunları’na dahil edilmemişti.

 

Futbolcu (1965) – Pablo Picasso

Şut atmak üzere olan bir futbolcuyu gösteren heykel, oyuncunun dinamiğini ve hareketinin estetiğini çok iyi yansıtıyor. Asıl tutkusu boks ve boğa güreşi olan İspanyol sanatçının, aynı futbolcu figürlerinden oluşan bir de litografi baskı işi var. 

 

‘Barça’ (1974) – Joan Miro

İspanyol sanatçı Miro, bu litografı Barcelona futbol kulübünün 75. kuruluş yıldönümü anısına yapmış.  Doğum yeri olan Katalan şehrinin futbol kulübüne armağanı. Sanatçı poster için, “Yüzbinleri etkiliyor, sadece Barselona’da değil tüm dünyada görülecek” demiş. Gerçekten de görülmüş olabilir, çünkü kulüp imzalı 50 baskının yanı sıra, özel kağıt üzerine 1500, sıradan kağıt üzerine 50 bin kopyasını bastırmış. 

 

‘Gol!” (1977) – Salvador Dali

Eksantrik İspanyol sanatçı Dali, batmak üzere olan küçük Barselona takımı Sant Andreu’ya yardım etmek üzere bu tabloyu 1977’de kulübe hediye etmişti. Müzayedede satılması ve geliriyle kulüp borçlarının silinmesi amaçlanıyordu. Ancak kulüpteki kargaşa sırasında cüzi bir miktara satıldığı söyleniyor. Bu şaibeli satışın nasıl yapıldığı, tablonun kimin elinde olduğu sırrını koruyor. Sant Andreu hala ligde oynuyor, hala borç içinde ve hala tablonun izini sürüyor. 

 

‘Hermafroditnesneben’ (2003) – Nazan Azeri 

Futbol toplarına türban ve peruk takan Nazan Azeri, futbolun şiddeti olumlayan cinsiyetçi taraftarlık ideolojisine eleştirel bir yorum getiriyor. Kaleye gol atma eyleminin, erkek şiddetinin oyunlaştırılmış ve zarifleştirilmiş bir şekli olduğunu, kadını tahakküm kurmanın nesnesi ve aracı haline getirdiğini vurguluyor. 

 

Pullu Kramponlar – Roberto Guerrero

Kosta Rikalı sanatçının pul işleme kramponları ve topu, futbolun iktidar ilişkilerine, futbolla yakından alakalı görülen maço kültürüne gönderme yapıyor. Bir yandan da futbol ile moda endüstrisinin yakınlığını akla getiriyor.

 

Samuel Eto’o (2010) – Kehinde Wiley

Kamerunlu forvetin Afrika motifleri fonundaki portresini çizen Kehinde Wiley, Barak Obama’nın Başkanlık portresini de yapmıştı. Sanatçının eserleri, ırk politikalarına dikkat çekiyor. Batı sanatında yeterince temsil edilmediğini düşündüğü Afrika asıllı kişileri, tarihsel portreler tarzında kendine güvenli bir tarzda betimliyor. Futbol hayatı Chelsea ve Barcelona’yı da kapsayan Eto’o, kariyerinin sonlarında Antalyaspor’da üç yıl oynamış, kısa bir süre Konyaspor’da da top koşturmuştu.  (@Kehinde Wiley/Roberts & Tilton)

 

‘Biz Bu Renkler İçin Ölürüz/Öldürürüz’ (2014) – Ali Cabbar 

2013’te bir taraftarın bıçaklanarak öldürülmesi üzerine yaptığı bu eserinde sanatçı, fanatik taraftarlığın renk körlüğünü ve stadyum şiddetini eleştiriyor. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın klasik “çubuklu” ve “parçalı” formalarını ezeli rakibin renklerinde göstererek taraftarı düşünmeye, rakip taraftara saygı ve empati göstermeye davet ediyor. 

 

‘Futbol Kaleleri’ (1990) – Wim Delvoye 

Belçikalı sanatçı Delvoye, futbol kalelerini kiliselerde gördüğümüz cinsten vitray camlarla donatarak kırılgan nesnelere dönüştürmüş. Buradaki kale, “futbol dindir” söylemini çağrıştırmasının yanı sıra, yıkılmaz zannedilen gücün kırılganlığına dair ipucu veriyor.

 

‘Futbol’ (1998) – Keith Haring 

Çok tanınmış bir görsel dil geliştiren Haring’in pop sanat tarzı işleri, 1980’ler New York şehrinin grafiti alt kültürü kaynaklı. Futbolcuları adeta topla dans ediyormuş gibi bir hareketlilik içinde çizen sanatçı, başka spor dallarını da benzer çizgilerle betimlemişti. (@Keith Haring Foundation)

 

‘Yeni Evliler İçin’ (2002-2023) – Ferhat Özgür 

Sanatçının bu yıl gösterdiği ‘Futbol Hayat mıdır?’ sergisinde yer alan enstalasyonda iki futbol kalesi arasına konumlandırılan yatak, bazı taraftarların kadını ve homoseksüelliği aşağılayıcı tezahüratla erkeklik statüsü arayışına çıktığı yeşil sahaya dönüşmüş. Arka plandaki ‘Futbol Hayattır’ adlı fotoğrafta Havva, elma yerine Adem’e futbol topu veriyor. Kıskançlık, arzu, hırs, tutku ve aşkı temsil eden yasak elma, rolünü futbol topuna bırakıyor.  

 

‘Kafa Atışı’ (2012) – Adel Abdessemed 

Beş metrelik bu bronz heykel, Fransa ile İtalya arasında oynanan 2006 FIFA Dünya Kupası Finalinde Zinedine Zidane’nin İtalyan savunma oyuncusu Marco Materazzi’ye uzatma dakikalarında kafa atışını gösteriyor. Profesyonel futbolculuk hayatının son maçını oynayan Zidane  kırmızı kart görmüş, Fransa penaltılarla yenilmişti. Heykelin açılışı 2012’de Paris’teki Pompidou Müzesi’nde yapıldı, Toskana ve Avignon’da sergilendi. Ardından katar Müzeler Kurumu tarafından satın alınıp Doha’ya taşındı.

 

‘Temsil’ (1962) – René Magritte 

Belçikalı sürrealist Magritte, bu eserinde şato arazisinde oynanan aristokratik bir futbol maçını betimliyor. Resmin sol tarafındaki “çerçevede” maç sahnesinin birebir aynısını, adeta bir televizyon ekranında izlermiş gibi görüyoruz. Magritte’nin tüm eserlerinde olduğu gibi ‘Temsil’ de bizi çevreleyen gerçekliği değil, onun tarafından hayal edilen gerçekliği gösteriyor.

 

 

 

 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.