Kanserin görüntülemede belirginleşmeden "tohum" aşamasındayken yakalanması artık mümkün; tedavinin işe yarayıp yaramadığı da anlık izlenebiliyor.
2050’de kanser vakalarında yüzde 77 artış beklenirken, erken teşhis, yapay zekâ destekli radyoloji ve kişiye özel tedavilerle sağ kalma oranlarının yüzde 70’in üzerine çıktığı belirtildi.
Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon, Türkiye’de ise 250 bin yeni kanser tanısı konulduğu ifade edilirken onkoloji alanında son 15 yılda “sessiz devrim” olarak nitelenen gelişmelerin tedavinin seyrini değiştirdiği kaydedildi.
“Bıçak altına yatmadan” teşhiste sıvı biyopsi
Türkiye gazetesinin haberine göre, Lokman Hekim İstanbul Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Orhan Şencan “Yeni Nesil Dizileme (NGS) ile tümörün genetik haritasını çıkarıyoruz. Yapay zekâ destekli radyoloji ise gözle görülmeyecek kadar küçük detayları saniyeler içinde yakalıyor” dedi. Kanser teşhisinde öne çıkan başlıklardan birinin “sıvı biyopsi” olduğu tümörden parça alınmadan kanda dolaşan tümör DNA’sının tespit edilebildiği aktarıldı. Bu yöntemle kanserin görüntülemede belirginleşmeden “tohum” aşamasındayken yakalanmasının hedeflendiği, tedavinin işe yarayıp yaramadığının da anlık izlenebildiği belirtildi.
Robotik cerrahi ve “akıllı radyoterapi”
Özellikle prostat ve jinekolojik kanserlerde robotik cerrahinin sinirleri koruduğu, iyileşme sürelerini “haftalardan günlere” indirdiği ifade edildi. “Akıllı radyoterapi” ile tümörün nokta atışıyla hedeflenebildiği, stereotaktik radyoterapi ve proton tedavisi gibi ileri tekniklerle yalnızca tümör dokusuna odaklanılabildiği vurgulandı.
“Kanser artık yönetilebilir bir kronik hastalık”
Orhan Şencan, tedavi başarısının arttığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Kanser artık birçok hasta için ölümcül bir son değil, şeker veya tansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen, yönetilebilir bir kronik hastalık hâline geldi.”
“Herkese aynı ilaç” dönemi geride kalıyor
Tedavide “herkese aynı ilaç” yaklaşımının kapandığı, ilaç seçiminde kanserin türünden çok tümörün genetik mutasyonlarının belirleyici olduğu aktarıldı. Örnek olarak, EGFR veya ALK mutasyonu bulunan akciğer kanserinde kemoterapi yerine bu mutasyonları hedefleyen “akıllı ilaçların” kullanılabildiği, bunun yan etkileri azaltırken başarıyı artırdığı belirtildi.
İmmünoterapi, CAR-T ve mRNA aşıları
Tedavinin “yeni kahramanları” arasında immünoterapi, CAR-T hücre tedavisi ve mRNA aşıları sayıldı. İmmünoterapide bağışıklık sisteminin kanseri tanıyacak şekilde “eğitildiği”, CAR-T’de bağışıklık hücrelerinin ileri evrelerde bile tümöre karşı etkili olabildiği, mRNA teknolojisinin ise nüksü önlemeye dönük çalışmalarda devreye girdiği ifade edildi.