DEM Parti Milletvekili Grubu Meclis’te Suriye’deki çatışmalara ilişkin açıklama yaptı. Tüm milletvekillerinin katıldığı açıklamada Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli ve Gülistan Kılıç Koçyiğit Halep’te yaşananları Filistin’de yaşananlara benzetti.
DEM Parti Milletvekili Grubu Meclis’te Suriye’deki çatışmalara ilişkin açıklama yaptı. Tüm milletvekillerinin katıldığı açıklamada Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli ve Gülistan Kılıç Koçyiğit konuştu.
Halep’te yaşananları Filistin’de yaşananlara benzeten Temelli “Gazze’de olanları biliyoruz. Bugün aynı şey Halep’te söz konusu” dedi. Ortadoğu halklarının IŞİD tehdidi altında olduğunu söyleyen Temelli “Üniformalarını değiştirmiş olmaları zihniyetlerinin korunmadığı anlamına gelmez. IŞİD’liler yine sahnededir” ifadelerini kullandı.
Gülistan Kılıç Koçyiğit de Kürtlerin İsrail’le anlaştığına dair haber ve yorumları hatırlatarak, “Suriye’deki yeni rejimle İsrail arasında Paris’te yapılan anlaşmayı tartışanı gördünüz mü? Suriye’nin güneyinin, Golan tepelerinin İsrail’e bırakıldığını bir basın organında okudunuz mu? Kimmiş İsrail’le anlaşma yapan? Kimmiş sırtını İsrail’e dayayan?” diye sordu. Koçyiğit, “Eşrefiye’de Şeyh Maksut’ta sıkılan her kurşun bize sıkılmıştır” dedi.
Temelli partisinin milletvekilleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında “Üzgünüz, kızgınız, öfkeliyiz. Yine Ortadoğu halkları bir insanlık suçu ile karşı karşıya. Tıpkı Filistin’de olduğu gibi bugün Halep’teki saldırılarda 10 sivil hayatını kaybetti. Herkes sessizliğe gömülmüş durumda. Neyi bekliyorsunuz? 10 kişinin değil 10 bin kisinin katledilmesini mi bekliyorsunuz?” diye sordu.
“Gazze’de olanları biliyoruz; bugün aynı şey Halep’te söz konusu!”
Halep’te bir insanlık suçu işlendiğini belirten Temelli, “Bu katliamlar bir soykırıma doğru gitmektedir. Bu insanlık suçuna karşı herkes gerekli inisiyatifi almalıdır, sesini yükseltmelidir. Gazze’de olanları biliyoruz. Bugün aynı şey Halep’te söz konusu. 2018’de Afrin’de söz konusu olmuştu. Ortadoğu halkları, Kürtler, Filistinliler, Süryaniler bu tehdit altındadır. Bu tehdit IŞİD tehdidir. Üniformalarını değiştirmiş olmaları zihniyetlerinin korunmadığı anlamına gelmez. Kaldı ki bunu saklamıyorlar. Görüntülerde görüldüğü gibi IŞİD’liler yine sahnededir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’yi ve bütün ülkeleri sorumluluk almaya davet eden Temelli, “Garantör devletler, uluslararası kuruluşlar inisiyatif almalı, sesini yükseltmelidir. Sessizliğe gömülürseniz insanlar katledilmeye devam edilecektir. Bu bir vicdani, ahlaki sorumluluktur” dedi.
“Halep’te, Eşrefiye’de SDG yok”
Medyanın tutumunu eleştiren Temelli, “Bir algı operasyonu, yalan haber dalgası her yeri kaplamaya devam ediyor. Yok efendim orada SDG varmış, onlara karşı operasyon düzenleniyormuş. Yok efendim Suriye’nin toprak bütünlüğüymüş. Yok efendim tek devletmiş. Bu tekçi anlayışın bir kez daha IŞİD eliyle sahnelendiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Halep’te, Eşrefiye’de SDG’nin olmadığını belirten Temelli, “Orada insanlar kendi asayişleriyle, 10 Mart Mutabakatı’na, 1 Nisan Anlaşması’na bağlı olarak yaşam haklarını savunuyorlar. Ama maalesef 10 Mart Mutabakatı’nı ilerletmek ve müzakerelerin önünü açmak yerine MSB’den, Dışişleri Bakanlığından orayı dinamitleyen, oradaki toplumsal barışı yok etmeye çalışan açıklamalar duyuyoruz. Buna bir an önce son vermek, sorumlu davranmak, Suriye halklarının barış içinde, bir arada yaşamasını sağlayacak koşullara olanak sağlayacak bir siyasete ihtiyaç var” diye konuştu.
Türkiye’nin dış politikasının çöktüğünü belirten Temelli, “Kalkıp da bu çeteleri destekleyecek açıklamalar yapılması kabul edilemez. Türkiye açısından en büyük risk bu anlayıştır” dedi.
Siyasi partilere de çağrı yapan Temelli, “Siyaset sorumluluk almalıdır. Barolara, STK’lara, sendikalara, demokratik kamuoyuna çağrıda bulunuyoruz; bu katliama, bu insanlık suçuna sessiz kalmayın” dedi.
“1 Nisan Anlaşması’yla SDG Halep’ten çekildi”
Bir katliam riski ile karşı karşıya olunduğunu belirten DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de saldırıların çocukları, kadınları yaşlıları hedef aldığını söyledi. Geçici Şam Hükümeti ile SDG arasında imzalanan 1 Nisan Anlaşması’na göre SDG’nin Halep’ten çekildiğini hatırlatan Koçyiğit, “Saldırının, katliamın gerekçesi yapılan bir askeri yapının olmadığını oraya saldıranlar biliyorlar” dedi.
“Kimmiş İsrail’e sırtını dayayan?”
Askeri yöntemleri tercih edenlerin bir amaçları olduğunu belirten Koçyiğit, “Türkiye’de şu pompalanıyor günlerdir: Kürtler, İsrail ile anlaştı. Peki, Suriye’deki yeni rejimle İsrail arasında Paris’te yapılan anlaşmayı tartışanı gördünüz mü? Suriye’nin güneyinin, Golan tepelerinin İsrail’e bırakıldığını bir basın organında okudunuz mu? Kimmiş İsrail’le anlaşma yapan? Kimmiş sırtınıİsrail’e dayayan? Yalanlarla, dezenformasyonlarla bugün Kürt’ün yaşam hakkı başta olmak üzere tüm hakları yok sayılmaya çalışılıyor. Bu anlayışı kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Dezenformasyonun amacı Kürt’ün katliamını meşrulaştırmak”
Dezenformasyonun ve manipülasyonun amacının ‘Kürt’ün katliamını ve haklarını yok saymayı meşrulaştırmak’ olduğunu belirten Koçyiğit, “Günün sonunda Suriye’de yeni kurulacak sistemin içerisinde Kürt’ün hakkı olmasın diye bugünden taş döşüyorlar, yol yapıyorlar” dedi.
Suriye halklarının eşit, özgür bir ülke kurma mücadelesinin yanında olacaklarını ifade eden Koçyiğit, “Bugün Türkiye’ye düşen oradaki çetelerin sırtını sıvazlamak değildir. Milli SAvunma Bakanlığına düşen oradaki çetelere ‘Yürü ya kulum, devam edin’ demek değildir. Türkiye’ye düşen orada hedef alınan her bir Kürt’ün canının bu ülkedeki insanların yaşamına kastetmekle aynı olduğunu görmektir. Eşrefiye’de Şeyh Maksut’ta sıkılan her kurşun bize sıkılmıştır. Amedliye, Ankaralıya sıkılmış kurşundan farkı yoktur” diye konuştu.
“Kürt’e sıkılan kurşun demokrasiye, barışa sıkılmıştır”
Türkiye’den yapıcı bir mücadele sürecini başlatmasını beklediklerini belirten Koçyiğit, “Büyük bedellerle topraklarını korumuş, IŞİD barbarlığını yenmiş, dünyayı, insanlığı kurtarmış Kürtlerin dostlarına çağrı yapıyoruz, uluslararası kurumlara çağrı yapıyoruz, Türkiye’deki demokratlara, siyasi partilere çağrı yapıyoruz; Kürt’e sıkılan kurşun demokrasiye, barışa sıkılmıştır, Suriye’nin geleceğine sıkılmıştır. Gelin hep beraber bu kurşunların önüne geçelim, bu çatışmanın önüne geçelim. Şeyh Maksut’un Suriye’nin Gazze’si olmaması için herkes bugün söz söylemeli” ifadelerini kullandı.
“Türkiye sürecin ilerlemesini engelleyici pozisyon alıyor”
SDG tarafının entegrasyon için adım atmamasına dair soruyu yanıtlayan Sezai Temelli, “SDG tarafının adım atmadığı konusu algıya bağlı. Türkiye orada sürecin ilerlemesini engelleyici pozisyon alıyor. Bunu Milli Savunma Bakanı’nın, Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarında görmek mümkün. Mutabakat bozulmadı. Mutabakatın ilerlemesinde bazı sorunlar yaşanıyor. Bu sorunların aşılması konusunda SDG üzerine düşeni yapıyor. Son görüşmede tam sonuçlanacakken yine bir öteleme söz konusu oldu” dedi.
“Savunma Bakanlığı’nın açıklaması 10 Mart Mutabakatı’nı yok sayan bir yerden”
Halep’teki saldırılardan sonra Savunma Bakanlığının yaptığı açıklamanın büyük bir talihsizlik olduğunu belirten Temelli, “10 Mart Mutabakatını yok sayan bir yerden bir yaklaşımdır. Bu kabul edilebilir değildir” dedi.