10 Aralık 2023

Merkez Bankası’na gelen 12 milyar dolar nereden geldi?

Merkez Bankası rezervinde sürpriz bir artış var. Merkez Bankası döviz alım ihalesi yapmadığına göre, bu dövizleri nereden alıyor, rezerv artışının kaynakları neler, mutlaka açıklanmalı.

Merkez Bankası’nın döviz rezervlerindeki artış geçen hafta da devam etti. Swap hariç kamu dahil olmak üzere net rezervler, 9 Kasım’da eksi 66 milyar dolarken, geçen hafta eksi 54 milyar dolara yükseldi. Net rezervlerde 1 ayda meydana gelen 12 milyar dolarlık artışın kaynakları tartışma konusu oluyor.

Bu kadar yüksek rezerv artışı yabancı sermayenin yüklü biçimde girmesi olarak anlatılıyor. Ancak başka göstergelere baktığımızda kaynağın ülkeye gelip de hisse senedi ya da hazine bonosuna yaptığı yatırımlardan kaynaklanmadığı görülüyor. Bu süre içerisinde hisse senedi ve tahvillere yabancı yatırım geldi ancak, 12 milyar dolarlık rezerv artışının bununla açıklanabilmesi imkansız.

Altındaki değer artışının payı düşük

Bunun yanında geçtiğimiz ay içerisinde altındaki değer artışının rezervlerdeki artışta da rol oynadığı söyleniyor. Ancak bankacılar, altındaki değer artışının, Merkez Bankası’nın altın rezervi nedeniyle, ancak 1-2 milyar dolarlık bir rezerv artışına denk gelebileceğini söylüyorlar.

Geçtiğimiz dönemlerde, yani Berat Albayrak öncesi, zaman zaman yabancı sermaye gelir hisse senedi ya da tahvile parayı yatırmadan önce, bankacılık deyimiyle “TL’ye dönüp park eder”di. Şimdi de böyle bir durumun olup olmayacağını sorduk ama bankacılar, böyle bir eğilimin henüz olmadığını, daha sonra yatırım için bekleyen yabancı sermaye bulunmadığını söylüyorlar.

Rezerv artışı için akla gelen nedenlerden biri olarak Merkez Bankası’na yüklü biçimde döviz mevduatı yapılması geliyor. Ancak yabancı ülkeler tarafından daha önce yardım istendiği için ülkeye getirilen hesapların kaydının swap yoluyla yapıldığı biliniyor. Yani “dost ülkeler”in Merkez Bankası’na doğrudan mevduat yapmaları, şimdiye kadar alışık olunan bir şey değil.

Bıyıklı yandaşlar mı getiriyor?

Bu noktada bir süredir Ankara kulislerindeki “iktidarın bazı kişilerden yurt dışında tuttukları paraları getirip sisteme sokmalarının istendiği” söylentisi gündeme geliyor. AKP’ye yakın kaynaklar bazı isimleri sayarak, bunların yurt dışında tuttukları paraların iktidar tarafından bilindiği, bu yolla seçime kadar 30-35 milyar dolarlık dövizin yurt içine getirilmesinin istendiğini söylüyorlar.

Geçtiğimiz ay içerisinde bu dövizlerin bir kısmının yurda getirildiği ve TL’ye dönüştürüldüğü, bunun da sonunda Merkez Bankası’na satıldığı için net rezervlere girdiği konuşuluyor. Son dönemde sadece bir kişinin, mecburen getirdiği döviz miktarının 3 milyar dolar olduğu bile söyleniyor.

Peki, bu kişiler ya da şirketler kimlerdir denilince, son yıllarda zenginleşen ancak adları zengin olarak geçmeyen bazı iktidara yakın kişiler ve şirketler adres gösteriliyor. Bunların içinde bilinen politikacılar olduğu konuşuluyor. Bu söylentiler doğru mu, birileri yurt dışında tuttuğu dövizleri mi getiriyor, tabii ki bilinemez.

Yeni yönetim şeffaf olmak zorunda

Bu söylentilerin çıkmasının en önemli nedeni hala rakamların şeffaf olmaması. Yeni ekonomi yönetimi “kurallı ve şeffaf bir piyasa ekonomisi işleyişi” sözü verdi ancak, geçen dönemde olduğu gibi, bir çok rakamın kaynağı, şeffaf biçimde açıklanmadığı için piyasalar ve iktisatçılar tarafından bilinmiyor.

Halbuki piyasalarda rasyonel karar alınabilmesi için yapılan işlemlerin ve fiyat oluşumunun şeffaf biçimde piyasalar tarafından bilinmesi lazım. Üstüne üstlük geçtiğimiz dönemde TÜİK enflasyon ve büyüme rakamlarında bile bilerek yanlış yapıldığı şüphesi giderilmemişken, Merkez Bankası’nın sürekli arka yollardan piyasa düzenlemeleri yaptığı bilinirken, bu dönem güven verebilmek için şeffaflık çok daha fazla önem kazanıyor.

Örneğin Merkez Bankası KKM’nin detaylarını, ihracat dövizleri dahil rezervlerdeki hareketlerin nasıl seyrettiğini, bankalarla yaptığı Swap ihalelerinde ne miktarda, hangi oran ve vadede döviz alıp TL verdiğini açıklamıyor. Halbuki bunlar piyasadaki oyuncuların sağlıklı karar verebilmesi için şart olan bilgiler.

İktisatçılar işgünü başına günlük 1 milyar dolarlık ihracat tahminiyle, günde ortalama 400 milyon dolar civarında bir ihracat dövizinin Merkez Bankası’nda bozdurulduğunu tahmin ediyorlar. Son bir ayda günde 400 milyon dolarlık rezerv artışı olsaydı, “ihracat dövizi alınıyor ama piyasalara satmaya gerek olmuyor, bu nedenle rezerv artışı oluyor” diyebilirdik.

Halbuki son bir ayda günlük ortalama rezerv artışı 750 milyon dolar civarında hesaplanıyor. Yani ihracat dövizi harcanmadığı gibi, bir o kadar da rezerv artışı sağlanıyor.

Cari fazla aylarında değiliz

Eylül ve Ekim ayları olsaydı, cari açığın olmadığı, fazlaya geçildiği aylar der, bu kadar rezerv artışının bundan olabileceğini düşünürdük. Halbuki bu rezerv artışı, mevsimsel olarak cari açığın yeniden büyüdüğü Kasım ve Aralık ayı içinde görülüyor. İşte o zaman durum daha da karmaşıklaşıyor.

Merkez Bankası döviz alım ihalesi yapmadığına göre, bu dövizleri nereden alıyor, rezerv artışının kaynakları neler mutlaka açıklanmalı. Piyasalar hesap için bunu bilmek zorunda.

Aksi takdirde yeni ekonomi yönetimine güven tam olarak sağlanamaz. “Rezerv artıyor, kurlar da fazla artmıyor” diyerek, yeni ekonomi programı başarılı oldu denilemez.

İyileşme kalıcı mı, sürekliliği var mı, hesapları bilmeden bu konuda konuşulması mümkün değil. “Program planlandığı gibi işliyor” da denilemez…

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.