9 Aralık 2023

TÜSİAD’dan Ankara’ya ekonomi ve çağdaş toplum dersi

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yöneticileri yılın son İstişare Konseyi toplantısında yaptıkları konuşmalarla, adeta, “Ankara’ya çağdaş toplum ve ekonomi dersi” verdi.

Mayıs seçimlerinden sonra artık mevcut iktidara eleştiri niteliği taşıyan hemen hemen hiçbir konuşma duyamazken, TÜSİAD toplantısında konuşulanlar ayrı bir önem kazandı.
Toplantının açılış konuşmalarını TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan yaptı. Konuşmaların ardından Türkiye’nin farklı illerinde gerçekleştirilen çalıştaylar kapsamında ‘Cumhuriyet ve Demokrasi’, ‘Küresel Dönüşüm ve Ulusal Strateji’, ‘Refah ve Bölüşüm’ ile ‘Çevre ve Kalkınma’´ konularının yer aldığı ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına Girerken’ ana temalı panel düzenlendi.

Her zamanki gibi toplantının bir gece öncesinde düzenlenen kokteyle katılımın yüksek olduğu söylenebilir. Buna karşılık politikacıların ilgisi o kadar yoğun değildi. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun katıldığı toplantıda iktidar partisi AKP’den, Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi hazır bulundu.

TÜSİAD üyeleriyle konuştuğumuzda özellikle CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel’in toplantıya katılmamasının yadırgandığını gözlemledik. Bir seçim öncesinde iş insanlarının katıldığı böyle bir toplantıda Özel’in bulunmasını beklediklerini, kendisini bu kesimlere anlatmak için bundan daha iyi fırsat olmayacağını belirterek, bir anlamda sitemlerini belirttiler.

Özilhan’dan giderayak anlamlı konuşma

Panelden önce TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ve Yönetimi Kurulu Başkanı Orhan Kural’ın konuşmaları vardı. Bir gece önce sohbet ettiğimiz Tuncay Özilhan, Ocak ayında yapılacak Genel Kurulda Yüksek İstişare Konseyi Başkanlığı’nı bırakacağını söyledi. Çok uzun zamandır yöneticilik yaptığını. artık bırakmak gerektiğini belirtirken, sanki Ankara’ya mesaj verir gibiydi.

Özilhan’ın konuşması, muhatapları tarafından ne ölçüde algılandı bilmiyoruz ama, yine, Ankara’ya çok önemli mesajları oldu. Özilhan, “İkinci yüzyılımıza girerken ülkemizi çağdaş uygarlıklar seviyesine yükseltecek ve insanımızı mutlu ettirecek bir programa ihtiyacımız var. İkinci yüzyılda çağdaş uygarlığa giden yol hukuk devletinden, demokratik standartların yerleşik hale gelmesinden, laiklik anlayışının içselleştirilmesinden, bilimin yol göstericiliğinden, eğitimde fırsat eşitliğinden, kadınların her alanda eşit katılımından ve sürdürülebilirlikten geçiyor. Bunu gerçekleştirmek için geleceği geçmişin kazanımlarının üzerine inşa edeceğiz. Birinci yüzyılın eksikliklerini tamamlayacağız” dedi.

Bu özet içindeki her bir unsurun yeniden açıldığı konuşma metninde, gelir dağılımı ve sosyal devlet vurguları da dikkat çekti. Ekonominin temel önceliğinin “ne pahasına olursa olsun yüksek büyüme sağlamak” olmaması gerektiğini ifade eden Özilhan, hedefin insanlarımızın mutluluğu, özgürlüğü, refah içinde, özgüveni yüksek biçimde yaşaması olması gerektiğini, bunun ise kısa vadeli ekonomik kazanımlara değil uzun vadeli olarak bilimde, teknolojide, kültürde, sanatta ve sporda ilerlemeye, sürdürülebilirliğe, kapsayıcılığa, iyi yaşam koşulları sağlayacak istihdam geliştirmeye bağlı olduğunun altını çizdi.

‘Bunlar yok’ demeden gerekenleri saydı

Özilhan, güçlü bir piyasa ekonomisinin temel özelliğinin güçlü bir kurumsal yapı ve sağlam bir hukuk sistemi olduğunu ifade ederek, “Şu anda bunların eksikliğini duyuyoruz” demeden, şu gereklilikleri saydı:

Modern bir hukuk devletinde herkesin can ve mal güvenliği garanti altındadır. Sözleşmeler hukuk sistemi içinde uygulanır. Yargılama adildir; herkes adalet önünde eşittir. Yasalar açık ve nettir; herkese eşit uygulanır. Mahkeme kararlarında çelişki olmaz ve herkes için bağlayıcıdır. Uluslararası normlara ve sözleşmelere riayet edilir. Mevzuat değişikliğinde en iyi uygulamalara bakılır; ilgili tarafların görüşü alınır, etki analizi yapılır. Güçlü piyasa ekonomilerinde yönetim sisteminde ve kararlarda öngörülebilirlik esastır. Şeffaflık ve hesap verebilirlik güvence altındadır. Güçler ayrılığı ve denge ve denetleme mekanizmaları etkin çalışır. Çoğunlukçulara değil çoğulculuğa önem verilir. Düzenleyici kurumlar özerktir. Atamalarda sadece liyakat etkili olur. Böyle bir ortamda girişimler ekonomik kararlarını alırken geleceğe güven içinde bakarlar. Güçlü piyasa ekonomilerinde ekonomik kararlarda kliantalizme yer olmaz, sadece ekonomik değişkenlere göre karar alınır. Bu koşulların sağlanamadığı durumda ülkenin risk primi yükselir; yatırımların maliyeti artar, yolsuzluklar ve haksız uygulamalar yaygınlaşır. Modern bir hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla etkin işlemediği bir ülkeye yabancı yatırımcılar ilgi duymaz. Yabancı yatırımlar doğrudan sermaye yerine sıcak para biçimini alır.

Cumhuriyet nasıl güçlendirilecek?

“Enflasyonla mücadelede mutlaka başarılı olmak zorundayız” diyerek önümüzdeki yıl önemli bir aşamaya gelineceğini belirten Özilhhan, “Ekonomi kayıtlı ve kural bazlı olmalı. Yolsuzluk ve kara parayla ciddi bir şekilde mücadele edilmeli” diye konuştu. Özilhan’ın ardından konuşan, önümüzdeki dönemde de görevine devam edeceğini öğrendiğimiz TÜSİAD Başkanı Orhan Kural’ın konuşması da Özilhan’ı tamamalar nitelikteydi. Turan yaptığı konuşmada, Türkiye’ye ulaşmak yolunda 100´üncü yılda yeni bir proje başlattıklarını söyleyerek, “İkinci yüzyılımıza girerken, `Cumhuriyeti ve demokrasiyi birlikte nasıl güçlendireceğiz´, `Küresel dönüşümlerde ulusal stratejimizi nasıl konumlandıracağız´, `Refahı artırırken adil bölüşümü nasıl yapacağız´, `Kalkınmayı sağlarken çevreyi nasıl koruyacağız´. Türkiye’nin yeni dönemde bu ikilemleri birbiriyle nasıl uyumlulaştıracağı üzerine, farklı kesimlerin beraber düşünmesi için bir zemin oluşturduk” dedi.

Farklı çalıştaylarda ele alınsa da, aslında konuların birbirinden çok da ayrılamadığını gördüklerini, ekolojik krizin demokrasi krizinden, ekonomik krizin toplumsal krizden bağımsız düşünülemeyeceğinin berrak şekilde ortaya çıktığını kaydeden Kural, “Sorunların çözümünün kural bazlı ve veriye dayalı yönetim sisteminden, katılımcılıktan, karar süreçlerine yerinden katılımın öneminden, kurumlar arasında iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesinden geçtiğini gördük. Farklı boyutlarıyla da olsa, her bir toplantıda eşitlik, adalet, demokrasi ve kadın kavramlarının öne çıktığını, ele alınan tüm meselelerle ilişkilendirildiğini duyduk. Zaten bildiğimiz bir noktayı, bir kez daha hatırlayarak gururlandık. Her alanda, her düşünce yapısından, çok tecrübeli ve kıymetli, en önemlisi, bilgisini iyi bir ortak gelecek için seferber etmeye hazır insanımız var. İkinci yüzyılımız için ihtiyaç duyacağımız politikaları en iyi şekilde tasarlayabiliriz. Bu konuda içimiz rahat olabilir” dedi.

Konuşmaların ardından, iyi ki sadece yarını ve kendisinin ne olacağını düşünen politikacılara karşılık, ülkenin ve insanlarımızın geleceğini düşünen, her meslekten her menfaat grubundan insanların hala var olduğunu görebiliyoruz diye düşündüm. Tabi ki TÜSİAD gibi, yaşanan eksiklikleri, çağdaş bir toplum ve ekonominin nasıl kurulması gerektiğini düşünen ve bunları açıkça söyleyen, değişik kesimlerden başka sivil toplum kuruluşlarına da büyük ihtiyaç var.

Tuncay Özilhan'a göre mutlu eden büyüme gerekliTuncay Özilhan’a göre mutlu eden büyüme gerekli

 

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.