Şimdi alt alta yazacaklarımın dördü de son 72 saat içinde geldi.
Yazacağım 4 bilgi, AKP döneminde Türkiye’nin nereden nereye geldiğini çok çarpıcı biçimde özetliyor.
Birlikte, satırların altını çize çize okuyalım.
Türk muhafazakar dünyasının en etkili seslerinden biri Bülent Arınç, 12 Şubat günü “Tam Demokrasi Forumunda” çok çarpıcı bir konuşma yaptı.
Söylediği şuydu:
(*) “Bu toplum ‘Aziz millet’ olmaktan çıktı. Dindarlık şu anda herkesin kaçtığı bir noktaya geldi.”
(*)”Millet Müslümanlığı bıraktı. Başörtüsünü terkediyor…”
Dikkat edin. Bunu söyleyen insan Türk Müslüman dünyasının en inançlı insanlarından biri.
Bu sözler böyle bir insanın ağzından çıkınca daha da önem kazanıyor tabiatıyla
Peki Arınç’ın sözleri öylesine bir intiba, bir gözlem mi, yoksa somut bir bilgiye mi dayanıyor?
Bunun cevabı da, aynı gün bir araştırmacıdan geldi.
Türk muhafazakar dünyası ve siyaseti üzerine araştırmaları ile tanınan Selim Koru 12 Şubat günü X üzerinden çok çarpıcı bir paylaşım yaptı ve aynı ölçüde çarpıcı bir tablo yayınladı.
Verdiği tabloda AKP öncesi ve sonrasındaki 18 yılda Türkiye’de “Dindarlığın nasıl gerilediğini” gösteriyordu.
Verdiği tablo şuydu:
(*) “İnancım önemlidir” diyenler
AKP ÖNCESİ: Yüzde 79.04
AKP SONRASI: Yüzde 60.57
(*) “Din insanlarına güveniyorum” diyenler:
AKP ÖNCESİ: Yüzde 31
AKP SONRASI: Yüzde 22.4
(*) “Haftada birden çok camiye gidiyorum” diyenler:
AKP ÖNCESİ: Yüzde 15.6
AKP SONRASI: Yüzde 9.
(*) “Hiç camiye gitmiyorum , namaz kılmıyorum, dini vecibe yerine getirmiyorum” diyenler:
AKP ÖNCESİ: Yüzde 13.7
AKP SONRASI: Yüzde 34.8
Son 72 saatte gelen bu iki bilgiyi tamamlamak üzere, KONDA şirketinin 2025’de yayınladığı bir araştırmadan 3 sonucu da ekleyelim:
(*) Kendini ‘Dindar’ olarak tanımlayanlar:
2008: Yüzde 55
2024: Yüzde 46
(*) Kendini ‘Sofu’(çok dindar) olarak tanımlayanlar;
2008: Yüzde 12
2024: Yüzde 12
Son 72 saatte gelen 4’ncü bilgiyi yazının sonunda paylaşacağım.
Şimdi bir ara kesim yaparak ilk 3’ncü bilginin ne anlama geldiğine bakalım.
Selim Koru bu rakamları paylaştıktan sonra şu sonuca varıyor:
“Türkiye ve İran’da halk hızla, hem de tahminin ötesinde sekülerleşiyor.
İnançla ilgili bütün rakamlar geriliyor.
Değişmeyen ve hep aynı kalan tek şe, “Ülkedeki ‘Sofu’ denilen en dindar kesim.
Bu rakamların AKP açısından önemi şu:
Ne yazık ki son günlerde ard arda gelen bütün bilgiler, AKP kadrolarının, bürokrasisinin, yani valiler, kaymakamlar ve savcılarının, Türkiye’nin sekülerleşen en büyük kesimini bir kenara bırakıp, yüzde 12’lik en sofu kesiminin zihniyet dümenine girdi.
Bilal Erdoğan’ın son günlerdeki bütün açıklamaları da bunu gösteriyor.
Vatandaş AKP’ye “Merkeze git” diyor, AKP ise kuruluş amacındaki merkezileşme hedefinden giderek uzaklaşıyor.
Üstelik bu yanlışa Yargıyı da ortak ediyor.
Şimdi son 72 Saatte gelen çok çarpıcı bir rakam daha vereyim…
Dünyanın en büyük viski üreticisi İskoçya’nın 2025 yılındaki viski ihracat rakamları açıklandı.
İskoçya’dan en çok viski alan ilk beş ülke arasında, herkesi şaşırtan biri var.
Bu bir Müslüman ülke…
Türkiye…
İşte o çarpıcı liste:
ABD: 1.2 milyar dolar
FRANSA: 549 Milyon dolar
HİNDİSTAN: 390 Milyon dolar
SİNGAPUR: 373 Milyon dolar
TÜRKİYE: 347 Milyon dolar
Bilal Erdoğan “Ekonomimiz son 20 yılda 6 kat büyüdü” diyor.
Buyrun bu son 20 yılda dindarlık kaç kat azaldı, viski tüketimi kaç kat arttı…
En çarpıcısı ise şu.
Son bir yılda İskoçya’dan aldığımız viski miktarı yüzde 43 arttı…
“Sofu” sevdiğim bir kelime değil. Araştırmada böyle dendiği için ben de kullanıyorum.
Ancak bir pozitif bir negatif anlamı var.
“Çok ibadet eden kişi”
Bir de eleştirel anlamı;
“Dini konularda katı, hoşgörüsüz” olarak kullanılıyor.
AKP işte bu topluma hala, “Şekilci bir muhafazakarlık” zihniyeti ile “Yüzde 12 sofu” dindarlığı vermeye çalışıyor.
86 milyon içinde kaç kişidir bunlar merak ediyor musunuz?
Türkiye’nin nüfusu 86 milyon.
Bunun 21 milyonu 18 yaş altında…
18 yaş üstü 65 milyon insan var.
Bu durumda Türkiye’de “Sofu” diyebileceğimiz kaç kişi var?
7.8 milyon…
AKP işte bu 7 milyon insanın peşine takılmış gidiyor.
Şimdi geliyorum o meşhur 4’ncü bilgiye…
Toplumda dinin gerilemesi ilgili bu 3 bilgi gelirken, aynı gün İstanbul Valisi Davut Gül de bir açıklama yaptı.
Öyle anlaşılıyor ki, iktidar partisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin halk restoranları ve kreşler konusundaki başarılı çalışmalarından çok etkilendi.
İBB’nin halk tarafından çok tutulan bu kreş projesine karşı alternatif bir proje üretmişler, Vali işte onu açıkladı.
Anaokulu ve kreş ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışma olarak “4–6 yaş Kur’an kursları” açacaklarını söyledi.
Bunları “Anaokulu ihtiyacını karşılamak için bir seçenek” olarak sunduğunu belirtti.
Bir yukarda anlattığım halka ve beklentilerine bakın.
Bir de sayın valinin getirdiği bu “Seçeneğe…”
Sizce bu ne işe yarar?
Kendi görüşümü söyleyeyim.
Büyükleri dinden kaçırıyorsunuz.
Şimdi onların çocuklarını daha 4 yaşından itibaren dinden kaçıracaksınız.
Bana inanmıyorsanız gidip ciddi pedagoglara sorun.
Oyun yaşındaki çocuğa endoktrinasyon yaparsanız sonucu ne olur size söylesin.
Türkiye’nin yeni sosyolojisi bunu söylüyor.
Bu ülke AKP öncesi daha dindardı…
Yazımı AKP milletvekillerine soracağım bir soru ile tamamlıyorum:
AKP’nin sayın milletvekilleri…
Aranızdan kaçı, 4 yaşındaki torununuzu bir kreşe değil de Kuran Kursuna gönderirsiniz?
Aynı soruyu İstanbul valisine de sormak isterim
Tavsiyem, gidip önce eşinize ve kızınıza sorun.
Ve bilin ki verdiğiniz cevabı, Türkiye’de gerçek kreşlere giden çocuklarla ilgili bilgilerle karşılaştıracağım…
Tabii aranızdan kaçınızın çocuklarını Batı’da bir okula gönderdiğini de bu karşılaştırmaya ekleyeceğim.
O zaman “Halkın nabzını tutup tutmadığınızı”, “Halktan, hatta kendi kendinizden ne kadar koptuğunuzu” hep birlikte göreceğiz.
13 Şubat 2026 - Sayın Vali, Başbakan Takaichi en büyük zaferini nasıl kazandı, biliyor musunuz?
11 Şubat 2026 - Türk devlet ajansının geçtiği çok “sıradan” bir İran devlet televizyonu haberi
10 Şubat 2026 - Lazkiye Valisinin kadınlara makyajı yasakladığı gece devre arasında ne yaşadık?
8 Şubat 2026 - 007 barında dinlediğim bir kesik baş, bir kadın casus ve gerçek bir seks skandalı