01-04-2025
İsmet Berkan

Maskeli gösterici yasak anladık, peki maskeli polis serbest mi?

Maskeli gösterici yasak anladık, peki maskeli polis serbest mi?

Türkiye 2013’teki gezi olaylarından sonra toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasında değişiklik yaptı ve toplumsal gösterilere maskeli katılmayı kendi başına bir suç olarak kabul etti.

Protestocuların Gezi sırasında maske takmasının bir sebebi vardı: Tanınmamak değildi o sebep, sıkılan gazdan biraz olsun korunabilmekti.

19 Marttan sonra İstanbul Saraçhane başta Türkiye’nin dört bir yanındaki gösterilerce polis yine biber gazı kullandı ama bu sefer daha yakın mesafeden kullandı çoğunlukla, 2013’te olduğu gibi kalabalığın ortasına uzaktan bir çeşit tüfekle gaz bombası atmadı. Veya attıysa da ben farkında değilim.

O yüzden, protesto gösterilerinden gelen fotoğraflara ve videolara baktığımda gösterici gençlerin sadece polisle yakın temasta olanları maske kullanıyor, daha doğrusu kaşkol bandana benzeri şeyleri ağızlarını kapatacak şekilde yukarı çekiyor. Birkaç metre ötesindeki polis ise ona elindeki spreyle biber gazı sıkıyor.

Maske takılmasını makul göstermek için yazmıyorum bunları, durum bu diyerek gözlemlerimi aktarıyorum sadece.

Ama aynı gösterilerden bir gözlemim daha var: Çok sayıda Çevik Kuvvet polisi de aynen göstericiler gibi maske takıyordu. Hayır, gaz maskesinden söz etmiyorum, yüzlerini gizlemek için kullandıkları maskeden söz ediyorum.

Çok sayıda gazeteci Saraçhane’de yaşananları fotoğraf ve videolarla belgeledi. Polisin kaçarken yere düşmüş göstericinin başına toplanıp onu tekmelerle dövmesi görüntülerinden o kadar çok var ki, insan ne diyeceğini bilemiyor. Bu ne hınç, bu ne cezalandırma.

Zaten yere düşmüş genç erkek ve kızları tekmeledikten sonra da öylece bırakıyorlar. Yani ne gözaltı var ne başka bir şey, sanki sadece insan dövmeye gelmişler oraya.

Hepsi de maskeli bu polislerin. Yüzleri gözükmesin istiyorlar.

Ama sadece bu da değil. Çoğu polisin kasklarında numara da yazmıyor. Yani yarın öbür gün o polisi suçlamak isteseniz kim olduğunu teşhis etmenize imkan yok, çünkü kaskında kendi kimliğini belli edecek numarası silinmiş (Hepsi değil ama çok sayıda numarasız kasklı polis vardı gösterilerde).

Peki, bana göre çok yanlış ama diyelim ki göstericilerin yüzlerini gizlemesi suç olsun (yasaya göre öyle). Ya polisin yüzünü gizlemesine ne diyeceğiz? Bu en azından bir disiplin suçu değil mi?

Yüzünü gizleyen, kaskından numarasını silen polisleri ben görüyorum da oradaki amirleri görmüyor mu? Elbette görüyor. Ama hiçbir şey yapmıyor bu konuda.

Bizim adamına göre çalışan kanun devletimiz maalesef böyle.

Amerikan kurumlarının hızlı çöküşü

Amerikan kurumlarının hızlı çöküşü

Donald Trump başkan olduğundan beri dehşet içinde dişli Amerikan kurumlarının nasıl birer birer diz çöktüğünü, bazılarının ortadan kaybolduğunu, bazılarının da yüzlerce yıllık ilkelerini çiğneme pahasına teslim olduklarını takip ediyorum.

Kuvvetler ayrılığı sistemini hepimiz gözümüzde fazla büyütmüşüz. Bu sistemin kurulup hayata geçirildiği ülke Amerika ve kuvvetler ayrılığının sona ermesi 100 gün sürmedi. Bakın dehşet verici yolsuzluklar ve ahlaksızlıklar yapıyor Trump ama hakkında tek bir dava bile açılmadı. Tek başına çıkardığı kripto para yeterince büyük bir yolsuzluk.

Hadi muhalefet etkisiz diyelim. Ya Amerika’nın deve dişi gibi parlamentosu? Orası da teslim oldu Trump’a, Türkiye’deki kadar katı bir parti disiplini var artık Amerikan Kongresinde.

Ama esas önemlisi üniversite. Columbia. 400 milyon dolara teslim oldu koca Columbia Üniversitesi. Anti-semitizm tanımını genişlettiler, artık İsrail’i eleştirmek de anti-semitizm. Nasıl olur demeyin, oldu bile.

Şimdi sıra Harvard’da. Bakın görürsünüz onlar da teslim olacak, onlar da İsrail’i eleştirmenin bile anti-semitizm olduğunu kabul edecek, dolayısıyla Filistin yanlısı bütün sesleri bastıracaklar. Zaten Cemal Kafadar’la başladılar bile.

Demokrasinin, fikir özgürlüğünün ve onları koruyacak kurumların bu kadar kolay çökmesi beni korkutuyor, bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz.