
Radarda görünmez olan savaş uçağını nasıl göreceksiniz?
Türkiye aynı anda iki savaş uçağını birden geliştirmeye uğraşıyor ve bugünlerde bu uçaklara eklenen hemen hemen tamamı Aselsan üretimi yeni sistemlerle ilgili haberler yağmur gibi yağıyor.
Türkiye’nin geliştirmekte olduğu iki savaş uçağından biri, insansız hava aracı Kızılelma. Buna Türkiye “Taarruzi İnsansız Hava Aracı-TİHA” adını verdi. Jet motorlu bu uçak, bir savaş uçağının sahip olduğu bütün özelliklere, hızlı, yüksek manevra kabiliyeti, silah taşıma, aynı anda hem saldırı hem gözlem gücü olarak hava bulunma, gerekirse havada “it dalaşı”na girme gibi şeylere sahip olacak.
Diğer savaş uçağı ise Kaan. O, bildiğiniz veya alıştığınız savaş uçaklarından farklı. Daha ziyade bir platform ama elbette aynı zamanda bir savaş uçağı da. Aynı anda hem hızlı, hem yüksek manevra kabiliyetine sahip, hem savaşçı, hem gözlemci, hem de havadaki diğer uçakları (özellikle de Kızılelma’ları) yönetebilecek komuta-kontrol özelliklerine sahip, görünmez, mümkünse çatışma sahasının uzağında kalıp hedeflerini hep oradan, gözle görünebilir olanın ötesinde vuran üstün bir savaş aracı.
Pilotlar tarafından kullanılacak Kaan’ların beşinci nesil olarak adlandırılan savaş uçağı sınıfından olmasına çalışılıyor. Tahminen 2032’den itibaren üretilecek Kaan’lar bu dediğim “beşinci nesil”e dahil olacaklar.
Türkiye geçmişinde hiç savaş uçağı üretmediği için, savaş uçaklarında kullanılan hayati şeylerin üretimiyle de hiç ilgilenmemiş. Bunlar, uçaklara takılan radarlar, hedef belirleyiciler, hedef bulucular, hedef işaretleyiciler, elektronik savunma sistemleri ve kızıl ötesi arama ve takip ekipmanları ile elbette bütün bu sistemlerden gelen bilgileri işleyip tek bir ekranda pilota veya TİHA için yerdeki istasyona iletecek yönetim sistemleri ile uçağın diğer bütün avionikleri.
Jet motorlu savaş uçakları dünya sahnesine 2. Dünya Savaşı sonrasında çıkmaya başladı. Biz kabaca bu tarihi 1950 kabul etsek, demek 75 yıldır jet motorlu savaş uçakları var. Bu 75 yıldır dünyanın önde gelen jet motorlu savaş uçağı üreticisi ülkeleri, bu uçakları geliştiriyor, onların üzerine yeni savaş ve savunma sistemleri ekliyor.
Türkiye bu yarışa daha yeni katıldı. Kabaca dünyanın gelişmiş ülkeleriyle aramızda, jet motorlu savaş uçakları bakımından 65-70 yıl kadar fark var. Bu büyük bir fark.
Ama ülkemizi ve ülkemizin potansiyelini de küçük görmeyelim. Türkiye, Aselsan adlı gurur verici şirketinin mühendisleri sayesinde bu 65-70 yıllık farkı büyük bir hızla kapatıyor, çok yakında tamamen kapatmış da olacak.
Aselsan uçak üretmiyor ama bu uçaklar için gereken savaş ve savunma sistemlerini sağlıyor. O yüzden sadece Aselsan’ı sayıp jet motorlu savaş uçağı üretimini yapan TEI-Tusaş’ı ve Baykar’ı saymamak olmaz.
Sadece bu üç şirket de değil. Bu üç şirketin şemsiyesi altında, alt sistemler için çalışan onlarca başka şirketi, araştırmacıyı ve üniversiteyi de anmadan geçmek olmaz.
Türkiye’nin savaş uçağı üretim çalışmalarını tek bir yazıya sığdırmaya imkan yok, çünkü aynı anda çok sayıda gelişme birden yaşanıyor. Bu yazı, daha önce Aselsan’ın yürüttüğü bir tersine mühendislik çalışmasında ortaya çıkardığı ürünle ilgili yazımın gördüğü olağanüstü ilginin verdiği cesaretle yazılıyor. Aselsan’ın işte az önce sözünü ettiğim dünyanın geri kalanıyla aramızdaki 65-70 yıllık farkı kapatmak için yaptığı çalışmalardan birinden daha söz edeceğim bugün.
***
Yılbaşından hemen önceydi, minik bir haber gördüm: Aselsan üretimi Karat sistemi Kızılelma’ya entegre edilmişti.
Çok kötü kaleme alınmış bir propaganda haberiydi bu. Habere eşlik eden videoda Kızılelma havada süzülüyordu, araya bir iki saniyeliğine bir radar ekranı gibi bir ekranın görüntüsü düşüyordu o kadar.
Karat adı verilen sistemle Kızılelma’nın hangi yeni yeteneği kazandığından son derece teknik, uzmanı dışında kimsenin anlamayacağı cümlelerle söz ediliyordu.
Oturup araştırmaya başladığımda karşıma bir derya çıkacağını bilmiyordum.
Herkesin anlaması için basitçe yazmaya çalışacağım:
Havadaki bir uçağı veya füzeyi biz daha gözümüzle görmezden çok önce saptamak için ‘Radar’ adı verilen teknolojiyi kullanıyoruz. Radar, basitçe gökyüzüne 360 derece gönderdiğiniz radyo dalgalarının havada bir engele çarpıp geri dönmesi prensibiyle çalışıyor.
Geri dönen dalgayı alıp analiz ediyorsunuz ve havada uçan nesnenin yönünü, hızını öğrenebiliyorsunuz. Daha ileri gidip havada uçan her nesnenin kendine özgü bir “radar izi” bıraktığını biliyorsunuz, dolayısıyla o nesnenin markasını modelini de radar ekranına bakıp öğrenebiliyorsunuz. Marka ve modeli öğrenince onun dost mu düşman mı olduğunu ayırt edebiliyorsunuz vs vs.
Fakat 30 yılı aşkın süre önce ABD’de yaşayan bir Türk mühendisin geliştirdiği müthiş bir yeni malzeme sayesinde Amerika’nın “hayalet uçak”ları var. (O mühendisin öyküsünü de anlatacağım sizlere ileride.)
Ne demek hayalet uçak? Radarda görünmeyen uçak demek.
Nasıl oluyor da bazı uçaklar radarda görünmüyor? Radarda görünmezlik birincisi uçağın tasarımıyla ilgili. Uçağınızın tasarımı onun radar izini küçültebiliyor, hatta tamamen yok bile edebiliyor. İkincisi ve daha önemlisi şu: Bazı öyle malzemeler var ki uçağa isabet eden radyo dalgalarını (radarı) yansıtmak yerine emebiliyor.
İşte bu iki özelliğin bileşimi uçakları radarlarda görünmez yapıyor.
Peki radarda göremediğiniz bir düşman uçağını nasıl göreceksiniz?
Bu sorunun cevabı uçağın egzozunda. Daha doğrusu havada uçan nesnenin yaydığı ısı dalgalarında.
Uçak veya füze, uçan nesne ne olursa olsun, motora sahip ve o motor ister istemez ısı enerjisiyle çalışıyor, ısı yayıyor. Ayrıca uçan nesneniz eğer çok yüksek hızlarda hareket ediyorsa, mesela ses hızına yakın veya onun üzerinde, havadaki sürtünmeden dolayı da ısı üretiyor.
Bu ısıyı da elektro manyetik spektrumun kızıl ötesi adı verilen dalga boyuyla görmek mümkün. Sadece görmek değil, ısı yayan şeyin şeklini anlamak, hızını ve yönünü anlamak da mümkün.
Kızıl ötesi gözlem, radar kadar verimli değil belki ama yine de çok işe yarıyor. En çok da havada savunma amaçlı savaş uçaklarınız olduğu zaman.
Dünya bu teknolojiyi 1960’ların başlarında geliştirdi ve kullanmaya başladı. Diyorum ya, bizim dünyanın geri kalanıya aramızda 65-70 yıllık bir fark var diye. Fakat bazen geriden gelmek de avantajlı. Türkiye’nin Aselsan’ı bugün başlangıçtan bugüne kadar bütün aşamaları tek bir adımda sıçrayıp en son teknolojiyi yarattı. İşte Kızılelma’ya entegre edilen, Kaan’a da edilecek olan Karat bu sistemin adı.

Karat
Karat sadece havadaki düşman uçağını veya nesnesini saptamakla kalmıyor, onu vurup düşürmek için lazer işaretlemesi yapmaktan onu takip etmeye, aynı anda böyle çok sayıda hedefi takip etmeye kadar pek çok şeyi birden yapıyor.
Karat, Kızılelma’ya ve Kaan’a 360 derece ve küresel, yani her yönden bir farkındalık kazandırıyor. Bu özellik bugün F-35’lerde var.
İşte 65-70 yıllık fark böyle böyle kapanıyor.

