Merak Etmeyen Beyinler, Düşünmeyen Toplumlar

29 Ocak 2026

Bizi diri tutan şey bilgi değil, merak. Bilgi depolanır; merak ise hareket ettirir. Soru sormayan birey yaşlanır, soru sormayan toplum hantallaşır, soru sormayan devlet ise tökezler.

Bugün çevremize baktığımızda asıl yoksunluğumuzun para, teknoloji ya da insan kaynağı değil; merak cesareti olduğunu görmek zor değil.

“Bu neden böyle?”, “Başka türlü olabilir miydi?”, “Bize anlatılan tek gerçek mi?” sorularını sormaktan vazgeçtiğimiz an, başkalarının yazdığı senaryoda figüran oluruz. Oysa ilerleme, konfor alanını bozan sorularla başlar. 245 tonluk bir Boeing 787’nin nasıl havalandığını merak etmeyen biri, yarının uçan arabalarını da hayal edemez. Kentlerimizin binlerce yıllık isimlerinin neden değiştirildiğini sorgulamayanlar, hafızasını da kolayca kaybeder.

Tarih, Teknoloji ve İnsan: Aynı Merak Zincirinin Halkaları

Merak sandığımızdan daha bulaşıcıdır. Bir sorunun ucu, sizi hiç beklemediğiniz başka bir kapıya götürür. “Rusya’nın nüfusu neden azalıyor?” diye sormaya başlarsınız; kendinizi Türk kökenli özerk cumhuriyetlerin geleceğini düşünürken bulursunuz. “Mustafa Kemal yerine Enver Paşa Anadolu’ya çıksaydı ne olurdu?” sorusu sizi alternatif tarihin tehlikeli ama öğretici labirentine sokar.

Aynı zincir teknoloji için de geçerli. Yapay zekâ hangi meslekleri yok edecek sorusu, eğitimin neden hâlâ 20. yüzyıl formatında kaldığını düşündürür. Seksin spor performansını etkileyip etkilemediğini merak eden biri, insan biyolojisinin sınırlarını da sorgular. Ahtapotların 500 milyon sinir hücresi olduğunu öğrenince, “Biz neden bu kadar azını kullanıyoruz?” sorusu kaçınılmaz olur.

Merak, disiplinleri ayırmaz; birleştirir. Tarih, bilim, edebiyat, politika; hepsi merakla anlam kazanır.

Rahatsız Eden Sorular Olmadan Konforlu Yalanlar Yaşar

Toplumlar rahatsız edici soruları sevmez; çünkü o sorular yerleşik ezberleri bozar. “Türkler neden dünyada sevilmiyor?” sorusu, dış güçlerden önce aynaya bakmayı gerektirir. “ABD’yi gerçekten Pentagon mu yönetiyor?” diye sormak, resmi anlatıların konforunu kaçırır. “Tek tanrılı dinler öncesi seks neden tabu değildi?” sorusu ise ahlakın zamana ve iktidara göre nasıl şekillendiğini gösterir.

Ama ilerleme tam da burada başlar. Merak etmeyen toplum, kendisine anlatılanla yetinir. Merak eden ise anlatılanın arkasına bakar. Bu yüzden merak bazen tehlikeli, bazen ayıp, bazen de “lüzumsuz” ilan edilir. Oysa asıl lüks, soru sormadan yaşamaktır.

Merak Bir Virüstür; Bulaştı mı Kurtuluş Yok

Bugün size soruyorum: En son neyi gerçekten merak ettiniz?

Merakınızı ertelemeyin, bastırmayın. Soru sorun. Tarihe, bilime, siyasete, doğaya, kendi içinize merak edin. Çocuklarınızın merakına eşlik edin; meraklarını küçümsemeyin. Çünkü merak, sadece bilgi arayışı değil, hayata, dünyaya ve kendinize tutunduğunuz en sağlam iptir.

Ben de merakımı bastıramadım. Oturup Merak kitabını yazdım; Destek Yayınları’ndan çıktı. Amacı, size cevap vermekten çok, merakınızı yeniden uyandırmaktı. Çünkü merak bir kere bulaştı mı, her hücrenize sirayet eder ve sizi durdurmak imkânsızdır.

Merak sağlığa da iyi geliyor. Hareketsizlik nasıl bedeni çürütüyorsa, meraksızlık da zihni çürütüyor. Beyin yavaşlıyor, refleksler köreliyor, hayata karşı iştah azalıyor. Merak ise insanı zinde tutuyor; tetikte, canlı ve uyanık kılıyor.

Şunu unutmayın: Bir soru sormak, sadece cevaba ulaşmak için değildir. Soru, zihni ateşler, dünyayı genişletir ve hayatı anlamlı kılar. Bugün bir soru sorun. Belki küçük, belki büyük. Ama sorun. Ve ardından bekleyin: Cevap gelmese bile, merak sizi düşündürecek, sorgulatacak ve büyütecektir.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.