Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e “Millî Mentorluk ve Ufuk Programı” Çağrısı

19 Ocak 2026

Yaşanmışlık, deneyim ve bilgelik kolay oluşmuyor; zamanla, on yıllar boyunca demleniyor. Devlet ve iş dünyası aklı da böyle şekilleniyor. Kuşaklar arasında akıllı ve etkili biçimde aktarılmadığında zayıflıyor, hatta heba oluyor; paylaşıldığında ise derinleşiyor, çoğalıyor ve süreklilik kazanıyor.

Gençlerin önlerindeki merhaleleri daha hızlı, daha sağlam adımlarla ve ayakları yere basarak aşabilmesi; ufuklarının genişlemesi ve zihin dünyalarının zenginleşmesi için bu birikimle temas etmeleri artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk hâline geliyor.

Eğitim bugün yalnızca müfredatla değil; vizyonla, rol modellerle ve hayat tecrübesinin kuşaktan kuşağa bilinçli biçimde aktarılmasıyla güçleniyor. Dünya bugün eğitimde yeni bir aşamaya geçiyor. Müfredatın yanına tecrübe giriyor. Sınıfa rol model giriyor. Hayat bilgisi, devlet aklı ve küresel vizyon doğrudan genç zihinlerle buluşuyor.

Dünyada en başarılı eğitim sistemlerine bakıldığında ortak bir gerçek öne çıkıyor: Devletin ve toplumun birikimi, kurumsal bir çerçeveyle sınıfın içine taşınmadıkça, eğitim gerçek anlamda derinleşmiyor.

Dünyada Mentorluk ve Ufuk Modelleri

Bu anlayış bugün birçok ülkede sistemli biçimde uygulanıyor.

“Senior Experts” ve “Policy Mentors” programlarıyla eski bakanlar, siyasetçiler, büyükelçiler, üst düzey bürokratlar, generaller ve küresel şirket yöneticileri üniversitelerde ve liselerde gençlerle buluşuyor; liderlik, kamu yönetimi, etik, küresel ekonomi ve kriz yönetimi birinci elden aktarılıyor.

Dünya Bankası, OECD, UNESCO, Avrupa Birliği ve Çin dâhil pek çok ülke; eski bakanlarını, büyükelçilerini, üst düzey bürokratlarını, sanayicilerini ve yöneticilerini “millî mentorluk” programlarıyla okullara ve üniversitelere sistemli biçimde taşıyor.

“Global Citizenship Education” çerçevesinde kıdemli insan sermayesi ilkokuldan üniversiteye kadar gönüllü mentor olarak sürece dâhil ediliyor.

Finlandiya, Kanada, Singapur ve Güney Kore’de “National Mentor Corps” benzeri yapılarla devlet tecrübesi doğrudan gençliğin ufkuna taşınıyor.

Çin, emekli bakanlarını, büyükelçilerini ve iş insanlarını millî vizyon programlarında aktif biçimde görevlendiriyor. Bu çerçevede ben de davet edildiğim zamanlarda Çinli gençlerle tecrübe paylaşıyorum; sistemli ve kurumsal yaklaşımın etkisini sahada bizzat gözlemliyorum.

Türkiye’nin Sessiz Hazinesi: İnsan Sermayesi

Türkiye’nin potansiyeli bugün bu ülkelerin hepsinden daha güçlü.

Kriz yönetmiş valilerimiz, kıtalar aşmış diplomatlarımız, küresel piyasalarda söz sahibi iş insanlarımız, uluslararası kuruluşlarda görev yapmış yüzlerce nitelikli insanımız bulunuyor. Büyük bölümü emeklidir; ancak davet edildiğinde zihnen, vicdanen ve ruhen hâlâ hizmete hazırdır.

Partiler üstü bir anlayışla faaliyet gösteren Teknokratlar Derneği gibi yapılarda yer alan pek çok değerli isim de, bu tür bir millî görevi bir talep değil, bir sorumluluk ve vefa borcu olarak görmektedir.

Bu büyük birikim bugün paylaşılmayı bekliyor. Sizin öncülüğünüzle kurumsal ve kalıcı bir çerçeveye kavuştuğunda, devlet hafızası ile gençliğin enerjisi aynı zeminde buluşacaktır.

“Millî Mentorluk ve Ufuk Programı” Zamanı

Millî Eğitim Bakanlığı öncülüğünde kurulacak bir Millî Mentorluk ve Ufuk Programı, bu insan hazinesini bugün:

•Anadolu’nun en ücra köşesine,

•Köy okullarına,

•Liselere ve üniversitelere

ulaştırabilir. Dersler verilir, mentorluk yapılır, rol modeller gençlerle buluşur, kariyer ufukları açılır. Dijital platformlar üzerinden bu tecrübe bütün ülkeye eş zamanlı yayılır.

Bu program kapsamında:

•Kıdemli devlet ve iş dünyası yöneticileri okullarda düzenli “ufuk dersleri” verir,

•Küçük gruplarla mentorluk ve rehberlik çalışmaları yürütülür,

•Rol model buluşmalarıyla gençlerin özgüveni ve vizyonu güçlenir,

•Çevrim içi platformlarla Edirne’den Hakkâri’ye aynı anda erişim sağlanır.

Bu yapı kişisel inisiyatiflere ya da yalnızca sivil toplum kuruluşlarına bırakılmamalı; onların katkısı alınmakla birlikte süreç, Millî Eğitim Bakanlığı’nın kurumsal güvencesi, liyakat esaslı seçimi ve sürdürülebilir organizasyon modeli içinde yürütülmelidir.

Türkiye’ye Özgü Bir “Ufuk Okulu”

Bu girişim yabancı modellerin kopyası olmamalıdır. Türkiye’nin devlet geleneğinden, tarihî hafızasından ve medeniyet birikiminden beslenen özgün bir “ufuk okulu”na dönüşmelidir.

Geçmişin tecrübesi ile geleceğin hayallerini, devlet aklı ile gençliğin enerjisini aynı zihinsel iklimde buluşturan bir kuşaklar arası akıl seferberliği…

Doğru kurgulandığında Türkiye, dünyadaki örnekleri izleyen değil, dünyaya örnek olan bir model ortaya koyabilir. Bu model, yalnızca eğitim kalitesini yükseltmekle kalmaz; Dünya Bankası, OECD, UNESCO, UNDP, Avrupa Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde örnek gösterilen bir eğitim ve kalkınma diplomasisi hamlesine dönüşür.

Şahsî Değil, Millî Bir Çağrı

Sayın Bakan,

Bu çağrı bir kişinin ya da bir grubun değil; bu ülkenin yetişmiş kuşaklarının ortak vicdanının ve vefa duygusunun sesidir.

Sizin tetikleyeceğiniz bir genelge, bir pilot uygulama ve küçük ama yetkin bir koordinasyon birimiyle bu seferberlik bugün başlatılabilir.

Binalar eskir. Programlar değişir. Müfredatlar yenilenir.

Ama bir gencin zihnine dokunan vizyon, bir çocuğun hayatına giren rol model, bir öğrencinin yolunu aydınlatan tecrübe ömür boyu kalır.

Hepimizin hayatında böyle iz bırakan insanlar olmadı mı?

Bu nedenle “Millî Mentorluk ve Ufuk Programı” bir proje değil;

Türkiye’nin geleceğine yapılan en stratejik insan yatırımlarından biri, bir kuşaklar arası devlet aklı inşası, bir medeniyet sürekliliği hamlesi olarak görülmelidir.

Gecikmeden hayata geçmesi gereken millî bir sorumluluk…

Ve eğitim tarihimize sizin damganızı vurabilecek bir vizyoner adım.

Ne dersiniz?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.