Son bulgular: Tatlandırıcılar kalp krizi ve inme mi yapıyor?

Yeni bir çalışma ülkemizde de kullanılan bir tatlandırıcı olan eritritol ile ilgili kritik sonuçlara ulaştı. Şekerden daha zararsız olduğunu düşündüğünüz için tatlandırıcılı ürünler tercih ediyorsanız seçiminizi gözden geçirmenizde yarar var.

Özgür Gökmen Çelenk 6 Mayıs 2023
Bu haber 3 yıl önce yayınlandı

Tatlandırıcılar “Hem tatlı yiyeyim hem de kilo almayayım, şekerin zararlarından korunayım” diye düşünenler için kurtarıcı görünen ürünler arasında. Tarihi sanıldığı gibi yeni değil. İlk yapay tatlandırıcı olan sakarin 1879’da keşfediliyor. Başlangıçta bugünkü gibi kilo kontrolü amacıyla yaygın kullanılmıyor, düşük maliyetli bir şeker ikamesi olarak gıda endüstrisine giriyor. Ardından peşi sıra yeni tatlandırıcılar keşfediliyor, 1965’te aspartam, 1967’de asesülfam K, 1976’da suklaroz…

Tatlandırıcıların sağlığa zararlı olabileceğine ilişkin ilk dikkat çekici araştırmalardan biri ise 1970’de yayımlanıyor. Çalışmada yüksek doz siklamat ve sakarin karışımı verilen sıçanlarda mesane tümörleri görüldüğü bildiriliyor. Bu çalışmanın ön bulgularının da etkisiyle ABD’de siklamatın kullanımı yasaklanıyor. İlerleyen yıllarda yapılan başka araştırmalar doğrultusunda Avrupa Birliği siklamatı yeniden değerlendiriyor ve 1994’te belirli gıdalarda kullanımına izin veriyor. Bugün siklamat, aralarında Türkiye’nin de olduğu çok sayıda ülkede belirli gıdalarda ve belirlenen sınırlar içinde kullanılabiliyor. ABD ve Güney Kore’de ise gıda katkısı olarak kullanılmasına izin verilmiyor. 

Araştırmalar son sürat…

Elbette tartışmalar sadece siklamat ekseninde sürmüyor. Bugüne kadar çok sayıda farklı tatlandırıcı çeşitli bilimsel çalışmalara konu olmuş. Tıbbi araştırmalar için bir veri tabanı olan Pubmed’de istediğiniz sonuçlarla daha iyi eşleşme imkânı tanıyan tırnak işaretiyle yapacağınız ve “artificial sweeteners” (yapay tatlandırıcılar) anahtar kelimelerini kullanacağınız aramada 972 makale sizi karşılıyor. Tırnak içinde “artificially sweetened” (yapay olarak tatlandırılmış) yazdığınızda ise 404 sonuç çıkıyor. Listelenen makaleler arasında yapay tatlandırıcı tüketiminin tip 2 diyabet ve obezite riskindeki artışla ilişkili olduğunu bildiren çok sayıda çalışma var. Ayrıca yapay tatlandırıcılı içecek tüketimi ile inme ve demans riskindeki artış arasında ilişki gösteren çalışmalar da bulunuyor. Dikkat çekici son çalışmalardan bir diğeri Şubat 2023’te Nature Medicine dergisinde yayınlandı. Araştırmada, yaygın kullanılan bir tatlandırıcı olan eritritolün kandaki yüksek düzeylerinin kalp krizi, inme ve ölüm riskindeki artışla ilişkili olduğu tespit edildi. 

Eritritol nasıl bir tatlandırıcı?

1848’de İskoç kimyager tarafından keşfedilse de tatlandırıcı olarak 1990’larda Japonya’da ticarileştiriliyor. Eritritol sofra şekerinin yüzde 70’i kadar tatlı, kalorisi ise çok düşük. Bu tatlandırıcının 1 gramı 0.24 kalori içeriyor, aynı miktarda sofra şekerinde ise 4 kalori bulunuyor. Eritritol normalde sebze ve meyvelerde çok küçük miktarda doğal olarak var; yiyecek ve içeceklerde ise endüstriyel olarak fermantasyon yoluyla üretilen eritritol kullanılıyor. 

Türkiye’de de bu tatlandırıcı sakızdan diyet dondurmaya, kalorisi azaltılmış pastane ürünlerinden sıvı kolajen takviye edici gıdalara kadar pek çok ürünün içinde bulunabiliyor. Yine “doğal tatlandırıcı” olarak bilinen stevia bazlı tatlandırıcıların birçoğunda eritritol var. Ayrıca toz tatlandırıcı olarak market raflarında satışa sunuluyor.

“Klinik pratiğimizi değiştirecek”

Nature Medicine’ın araştırmasına geri dönersek… Trakya Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay’a göre araştırma oldukça önemli: “Nature Medicine, dünyanın en önemli tıp dergilerinden biri. Her çalışmayı kabul etmiyorlar. Burada yayınlanan makaleler çok güvenilir oluyor ve bizim klinik pratiğimizi çok etkiliyor.” Dr. Servet Altay, bu bilgileri verdikten sonra araştırmayla ilgili diğer teknik detayları anlatıyor: “Bir yılın üzerinde yapılan çalışmalar bizim için uzun vadeli takiplerdir. Bu araştırma da uzun vadeli. Avrupa’da 833 kişi, Amerika’da da 2 bin 149 kişi üç yıl boyunca takip edilmiş. Kandaki eritritol düzeyi yüksek kişilerde ölüm, ölümcül olmayan kalp krizi veya inme riskinin daha yüksek olduğu bulunmuş. Daha önce de tatlandırıcı kullanımı ve kalp hastalıkları ilişkisini araştıran çalışmalar var ama bu kadar büyük ölçekli değil. Araştırmayı özel kılan bir başka nokta, farklı alt grupların ayrı ayrı analiz edilmiş olması. 70 yaş üstü ve altı, kadın ve erkekler; obezitesi, böbrek fonksiyon bozukluğu veya kalp-damar hastalığı olanlar ve olmayanlar ayrı ayrı analiz edilmiş. Bunun ayrı bir önemi var, mesela yalnızca kadınlar üzerinde yapılsa ‘Acaba hormonlar mı etkili oldu’ denebilir ya da yalnızca tansiyonu olanlar üzerinde yapılsa bu kez ‘Bu kişilerde zaten damar sertliği var’ görüşü öne sürülebilir. Dolayısıyla yüksek eritritol düzeyiyle risk arasındaki ilişkinin, risk faktörü taşıyan ve taşımayan farklı alt gruplarda da görülüp görülmediği bizim için önemli. Çalışmada bu alt grup analizleri yapılmış.”

Trakya Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Altay.

Kanda pıhtılaşmayı artırıyor

Peki eritritolün bu tür sağlık sorunlarıyla ilişkisini açıklayabilecek mekanizma ne, araştırma bununla ilgili bir sonuca ulaşmış mı? “Evet” diyor Dr. Servet Altay: “Kalp krizi ve iskemik inme gibi damarsal olayların ortaya çıkmasında pıhtı oluşumu önemli rol oynar. Kanda bulunan trombositler pıhtılaşma sürecinde yer alan başlıca hücrelerdir. Trombosit reaktivitesi, trombositlerin pıhtı oluşturmaya ne kadar yatkın olduğunu gösterir. Reaktivite ne kadar yüksekse pıhtılaşma eğilimi de o kadar artar. İşte araştırmada eritritolün laboratuvar ortamında insan trombositlerinin reaktivitesini artırdığı, hayvan deneyinde ise pıhtı oluşumunu hızlandırdığı görülüyor. Bu bulgular, eritritol ile kalp krizi ve inme arasındaki ilişkide pıhtılaşmanın rol oynayabileceğini düşündürüyor.”

Dr. Servet Altay, “Bir kardiyolog olarak hastalarınıza tatlandırıcılar konusunda ne önerirsiniz?” sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “Yalnızca tatlandırıcılardan değil, basit karbonhidratlardan da kaçınmalıyız. Karbonhidratlar basit ve kompleks karbonhidrat olmak üzere ikiye ayrılır. Basit karbonhidrat içeren yiyecek-içeceklere örnek olarak sofra şekerini, şeker içeren pasta, kek, tatlı, reçel ve meşrubatları verebiliriz. Bunlar kan şekerini ani yükseltip düşürürler. Kompleks karbonhidratlar ise esmer ekmek, kepekli makarna, bulgur, esmer pirinç, sebzeler, aynı zamanda bitkisel protein kaynağı olan kuru baklagiller gibi gıdalarda bulunur. Karbonhidrat seçimimiz kan şekerini daha yavaş etkileyen kompleks karbonhidratlardan yana olmalı. Elbette porsiyonları abartmadan… Eğer gereğinden fazla miktarda karbonhidrat içeren yiyecekler tüketirsek karbonhidratın fazlası yağa dönüşerek vücudumuzda depolanır. Sonuçta kilo almaya başlar, tansiyon, tip 2 diyabet gibi hastalıklara yatkın hale geliriz. Özetle tükettiğimiz karbonhidrat kaynaklarının sağlıklı olup olmadığına ve miktarına dikkat etmeli, tatlandırıcıları da beslenmemizden uzak tutmalıyız.”

Tatlandırıcı için güvenli sınır var mı?

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aslı Doğruk Ünal, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Bazı tatlandırıcılar için güvenli sınırı biliyoruz ama bazıları için bilmiyoruz. Mesela eritritol, güvenli dozunu bilmediğimiz tatlandırıcılar kategorisinde.” Dr. Aslı Doğruk Ünal, tatlandırıcılarla ilgili yayınların çelişkili olduğunu, kalp hastalığı ya da kanser yapmadığına ilişkin verilerin de bulunduğunu söylüyor ve devam ediyor: “Fakat 2000’li yıllardan itibaren tatlandırıcı kullanımında tüm dünyada patlama yaşandı. Tatlandırıcı kullanımı arttıkça araştırmalara da daha fazla konu olmaya başladı. İnsan sağlığı için uzun vadede zararlı olduğunu gösteren önemli araştırmalar yavaş yavaş geliyor.”

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aslı Doğruk Ünal.

Dr. Aslı Doğruk Ünal’a göre tatlandırıcılarla ilgili en büyük sorun tatlandırıcıların vücutta şekeri taklit etmesi: “Tatlandırıcılar vücuda alındığında tatlı tat reseptörlerini uyarırlar. Bu da sizi daha çabuk acıktırıp daha fazla yemeye yönlendirebilir. Yani ‘Diyet yiyecek yedim, daha az kalori aldım’ diye düşünürken aslında perde arkasında işler hiç de öyle yürümez. Dolayısıyla çok fazla tatlandırıcılı ürün önermiyoruz. Ben hastalarıma hep şunu söylerim: ‘Evde tam buğday unundan sağlıklı bir yağla ve az şeker kullanarak yaptığınız bir dilim kekin beyninizde ve dilinizde oluşturduğu his ile dışarıda yediğiniz hazır bir dilim kekin yarattığı his arasında çok fark var. Evde yaptığınız kekle daha net doygunluk hissi olur, dışarıdan aldıklarınızda oturup bir büyük kalıp yediğinizde hâlâ hiç kek yememiş hissine kapılırsınız. Bunun en büyük sebebi de yapay şekerler…”

Tatlandırıcıların da tıpkı şeker gibi diyabete, obeziteye yol açtığına ilişkin kanıtların olduğunu söyleyen Aslı Doğruk Ünal, şu öneride bulunuyor: “Diyabet, obezite gibi bir sağlık sorununuz varsa diyetinize uyum sürecindeyken kısa süreliğine, az miktarda tatlandırıcı kullanabilirsiniz. Bu özel şartlar dışında tatlandırıcı ile aranıza mesafe koyun. Diyet ürünler yerine doğal tatlara en yakın besinleri, miktarına dikkat ederek tüketmek en doğrusu. Bu arada mutlaka etiket okuma alışkanlığı kazanın, satın aldığınız ürünlerin içeriğinde neler bulunduğuna dikkat edin.”

Prof. Hanağası anlattı: İki yeni Alzheimer ilacı umut mu hayal kırıklığı mı?Prof. Hanağası anlattı: İki yeni Alzheimer ilacı umut mu hayal kırıklığı mı?

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.

İlgili Haberler