13-06-2026
İsmet Berkan

Mecburiyet, icadın anasıymış… Ukrayna-Musk kavgasının iç yüzü

Mecburiyet, icadın anasıymış… Ukrayna-Musk kavgasının iç yüzü

Haber ilk olarak Amerikan haber kanalı CNN’de çıktı. Ünlü biyografi yazarı Walter Isaacson’un yazdığı Elon Musk biyografisinden bir alıntı yaptı kanal ve Ukrayna’nın geçen yıl Sivastopol’daki Rus donanma üssüne insansız deniz araçlarıyla bir saldırı planladığını ama bu planın son dakikada Elon Musk’ın Starlink uydu sistemini açmaması nedeniyle suya düştüğünü haber verdi.

Tabii gözler Elon Musk’a döndü. O da, ‘Sözü edilen yerler zaten aktif halde değildi. SpaceX hiçbir şeyi kapatmadı. Hükümet yetkilileri Sivastopol boyunca Starlink’i aktif hale getirmemizi istedi. Niyetleri açık bir şekilde Rus donanmasını demir atmış haldeyken batırmaktı. Eğer taleplerini kabul etseydim SpaceX hem büyük bir savaş eyleminde hem de çatışmanın büyümesinde açıkça suç ortağı olacaktı’ diyerek kendini savundu.

Tartışmanın elbette Elon Musk ve vicdanı, onun Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta neyin olup neyin olmayacağına dair karar verecek kadar güçlü hale gelmesi gibi boyutları var. Ama benim niyetim oralara girmek değil. Çünkü akim kalmış olsa da, ortada bir de büyük bir icat var, onu anlatmak istiyorum.

İngilizce’de bir deyim var: ‘Necessity is the mother of invention.’ Türkçeye ‘Mecburiyet, icadın anasıdır’ diye çevirmek mümkün.

Ukrayna, son derece kısıtlı imkanlarla ve son derece kısıtlı teknolojiyle Rusya gibi bir süper güce karşı kendini savunmaya uğraşıyor; hatta savunmayı geçip Rusya’ya hasar aldırıcı saldırılar yapmak istiyor.

Savaş sırasında böyle dahice bir saldırı yaptılar, Ukrayna limanlarını abluka altında tutan ve bu arada karadaki savaşa denizden füze desteği veren Rus donanmasının son derece değerli amiral gemisini kullanılmaz hale getirmeyi başardılar.

Bu gemi, temelde bütün Rus donanmasına hava savunması sağlıyordu ve Ukraynalılar o gemiyi yanıltmayı başarıp onu bir füze ile vurdular. Bu yanıltma işinde Bayraktar TB2 insansız hava araçlarının büyük rol oynadığını biliyoruz ama diğer teknik ayrıntıları bilmiyoruz, çünkü gizliler. Ama Rusya bu duruma önlem aldı ki, bir daha böyle bir saldırı yapılamadı.

Ukraynalı mühendisler, bütün imkansızlıklar içinde bu savaşta müthiş icatlar geliştiriyor. Sivil amaçlı, bizde marketlerde satılan türden insansız hava araçlarını askeri amaçlar için (gözlem, hedef belirleme, topçuya hedef gösterici, hatta lazer işaretleyici) kullanmayı başardılar örneğin.

Şimdi Sıvastopol limanına yapılmak istenen ama akim kalan saldırı girişimine bakınca da, dahiyane denebilecek bazı çözümleri Ukraynalı mühendislerin onca imkansızlık içinde başardığı görülüyor.

Starlink, Elon Musk’ın bir diğer şirketi olan SpaceX’in son derece pahalı ama geleceği kazanacak girişiminin adı. Musk’ın uzay şirketi ortalama her hafta 40’dan fazla haberleşme uydusunu uzaya, ‘alçak yörünge’ denen yörüngeye fırlatıyor. Bu son derece hassas bir iş. Proje henüz tamamlanmadı ama dünyanın bazı bölgelerinde işler durumda. Sonunda uzaya binlerce uydu fırlatılmış olacak ve bu uydulardan aylık ücretini ödemeyi kabul edenler internete bağlanacak.

Aslında uydudan internet hizmeti almak bugün de mümkün ama bu tek yönlü bir hizmet. Yani internetten ‘download’ yapabiliyorsunuz ama internete ‘upload’ yapamıyorsunuz, upload için klasik internet bağlantısına mahkumsunuz. Starlink böyle değil, hep upload hem de download yapabiliyorsunuz, bunun için basit bir uydu terminaline ve onun modemine sahip olmanız gerek, onu da Starlink satıyor.

Ukraynalılar, anlaşıldığı kadarıyla bir dizi sualtı insansız aracı geliştirmiş. Bu araçlara bombaları yüklemiş ve bu araçlarla karadaki yönetim modülü arasında iletişimi de sağlamış. Tek eksikleri, bu iletişimi o insansız deniz araçları hedefine ulaşana kadar kesintisiz sürdürmek. İşte bunun için uyduya ihtiyaçları var. Ukrayna’nın kendi uyduları olmadığı için Starlink’in internet amaçlı uydularını kullanmak istemişler. Ama Elon Musk buna izin vermemiş, Kırım üzerinden geçen uyduları aktive etmemiş.

Biz Türkiye’de haklı olarak Bayraktar’la, onun geliştirdiği TB2 ile, yeni nesil Akıncı ile ve yakında seri üretimi başlayacak Kızılelma ile övünüyoruz. Ama Ukraynalılar, karşı karşıya kaldıkları mecburiyet nedeniyle çok büyük bir hızla inanılmaz teknolojiler geliştiriyor. İşte Sıvastopol’a saldırı teknolojisi bunlardan biri. Bir başkası, ta Moskova’ya kadar ulaşan ve füzelerin yerini alan kamikaze silahlı insansız hava araçları. Bu kadar uzak menzile ve bu kadar kesin hedef tarifiyle uçan araç göndermek büyük başarı. Aynı araçlar, Rus askeri hava üslerinin de korkulu rüyası. Rusya çok sayıda ağır bombardıman uçağını bu SİHA’lar yüzünden pistte kaybetti.

Rusya’nın ambargo delme yöntemi: Küçük ev aletleri

Rusya’nın ambargo delme yöntemi: Küçük ev aletleri

Savaşın başından beri Rusya çok ağır bir ambargo altında. Batı, bu ülkenin yeni silah edinmesini engellemeye çalışıyor. Rus ordusu, kıyaslandığında teknolojik olarak da Amerikan ordusuyla boy ölçüşebilecek durumda değil. Savaşın ilk aylarında düşen bazı Rus savaş uçaklarında, pilotların seyrüsefer için sivil amaçlar için üretilmiş, daha çok doğa tutkunlarının kullandığı GPS alıcıları uçağın kokpitine yapıştırıcıyla tutturdukları görülmüştü. Düşünün, kolumuzdaki saatte bile olan teknoloji, Rus uçaklarında yoktu.

Rusya da bu teknolojik açığını kapatmaya çalışıyor ve onların da son derece başarılı, mecburiyetten icat yapan mucitleri var.

Ancak Rusya tabii en basit mikro işlemcileri bile temin etmekte zorluk yaşıyor, çünkü ambargo altında.

Bu durum, Rus mühendislerin aklına sivil amaçlı aletlerdeki mikro işlemcileri alıp kullanmayı getirdi. Çamaşır makinelerinden, küçük mutfak robotlarından, müzik setlerinden, hatta çöpe atılmış eski bilgisayarlardan cep telefonlarından vs işlemcileri söküldü, Rus mühendislerin yaptığı ‘el yapımı’ insansız hava araçlarının ve diğer savaş araç gereçlerinin üretilmesinde kullanıldı.

Örneğin epey bir zamandır Rusya’nın elinde ‘akıllı mühimmat’ kalmadı. Yerine yenisini üretemiyorlar, çünkü ellerinde mikroişlemci ve GPS alıcısı yok. Eskimiş telefonlardaki GPS alıcılarını bu akıllı mühimmata entegre etmeye çalışan mühendislerle ilgili bir haber birkaç ay önce Amerikan bilim dergilerinde yayınlandı.

Mecburiyet sahiden icatların anası. Rus mühendisler de bu savaştan çok yaratıcı çözümlerle çıkacaklar.

Bir gün savaş biterse, her iki ülke de savunma sanayii konusunda bu çözümleriyle dünya pazarında önemli yer tutacağa benziyor.

Klostrofobisi olanlar bu haberi okumasın

Klostrofobisi olanlar bu haberi okumasın

Meğer günlerdir Mersin’de inanılmaz bir uluslararası kurtarma operasyonu devam ediyormuş. Toros dağlarında Morca adlı çok derin bir mağara var. Burası dünyanın dört bir yanından mağaracıların dalmaya meraklı olduğu bir yer.

Oraya son olarak dalan ekipten Amerikalı mağaracı Mark Dickey, yerin 1120 metre derinliğine ulaştığında fenalaşmış. Dickey’in mide kanaması geçirdiği düşünülüyor. Ekip arkadaşları onu hemen 1040 metre derinlikteki bir kamp yerine taşımışlar, bu arada yardım istenmiş.

Türk Mağaracılık Federasyonu, AKUT, AFAD vs yerli kaynakların yanı sıra Avrupa Dağcılık Federasyonu’nun ve sonra Amerikan Federasyonunun kaynaklarını da harekete geçirmiş. Şu anda Mersin’de 150 kişilik bir uluslararası ekip Dickey’i kurtarmak için zamana karşı yarışıyor.

Örneğin Romanya’dan gelen bir doktor mağaracı aşağı inip Dickey’e kan nakli sağlamış. Dickey ayakta durabiliyor, hatta bir video çekerek iyi olduğunu da anlattı ama mide kanaması ciddi bir şey ve ameliyat olması gerek. Fakat onu yukarı çıkartmak bir mesele. Çünkü sedyede taşınacak ve bu son derece dar ve zorlu mağaradan çıkmak belki de haftalar sürecek.

Benim gibi kapalı alan korkusunun eşiğinde yaşayan insanlar için hayal edilmesi ve okunması zor bir haber bu. Ama kurtarma için yaşanan dayanışma sahiden filmlere konu olacak türden.

Sahiden TL değer mi kazanacak?

Sahiden TL değer mi kazanacak?

Yatırım bankası JP Morgan dün müşterilerine gönderdiği bir bilgi notunda TL’de ‘long’ pozisyona geçmelerini önerdi. Yani banka analistleri Türk lirasının önümüzdeki dönemde değer kazanmasını bekliyor, yatırımcılarına TL’ye yatırım yapmalarını salık veriyor.

Esasen bu öneri temelde doğru. Çünkü TL hak etmediği ölçüde değersiz. Nitekim bunu zaten Merkez Bankası’nın reel kur endeksinde de görüyoruz, TL’nin olması gereken değer 100 ise bu değer bugünlerde 60 seviyelerinde.

Ancak elbette bu aşırı değersiz olma halinin de sebepleri var. Bu sebeplerin başında Merkez Bankası rezervlerinin yetersizliği geliyor, sonra ülkede enflasyonla mücadele edilmiyor olması, Merkez Bankası’nın yıllardır TL’yi savunmuyor olması, negatif reel faizler, ekonomi yönetimindeki öngörülemezlik vs vs çok sayıda sebep var.

Son orta vadeli plan açıklaması ve bu açıklamaya eşlik eden Tayyip Erdoğan’ın ‘Sıkı para politikası uygulayıp cari fazla vereceğiz’ sözlerinin bir ölçüde güven yarattığı anlaşılıyor. 

JP Morgan Eylül-Ekimde turizm gelirleri sayesinde cari fazla bile verilebileceğini söylüyor.

İyi haberlere gerçekten ihtiyacımız var. Umalım ki JP Morgan analistleri iyi şeyleri bizden önce görmüş olsunlar.