Ahmet Rasim
Bugün ismi çokça anılmıyor olsa da edebiyat dünyamızın en özgün şahsiyetlerinden biridir Ahmet Rasim. Yazarın, yaşayışı ve kaleminden çıkanlarla yakaladığı bu özgünlük edebiyatımızda da bir devrin resmi gibi algılandı hep. Çünkü öyle bir dönemde yaşadı ve yazdı ki Ahmet Rasim, Osmanlı çöküp Cumhuriyet doğarken ortaya çıkacak manzarayı aktarmak için bu dünyaya görevlendirilmişti âdeta. Dolayısıyla bakışı da, kelimeleri de çekeceği fotoğrafın tüm detaylarını ortaya çıkarmak üzere olmalıydı. Kendisi de işte tam bu ‘görev’ bilinciyle manzarasının peşinde dolaştı hayatı boyunca.
Beyoğlu’nun da tadını sonuna kadar çıkardı Sultanahmet’in de; Ramazan’ın uhreviliğinin yanı sıra Adalar’daki eğlencenin de peşine düştü; yemekler de girdi onun dünyasına kandiller, bayramlar da… Bu yönüyle baktığımızda Ahmet Rasim’in dünyasına, gündelik yaşam tarihinin peşine düşmüş bir vakanüvis olarak görebiliriz fakat o bundan daha fazlasını hak ediyor. Çünkü yazdıklarıyla yine kendine has yeni bir yazı türünü de ortaya atmıştır.
Pek çokları Ahmet Rasim’i günlük gazete yazarı olarak tanıyabilir, ki kısmen doğrudur da bu, fakat onun yazı macerası biraz daha geriye uzanır. Servet-i Fünuncuların etkin olduğu bir dönemde kalem mesaisine başlayan yazar, onlarla karşıt görüşteki Malumat grubunun içinde yer alır. Servet-i Fünun’un ağır yazı dünyasındansa gündeliğin edebiyat dilinde kendine yer bulmasını savunur. Bu doğrultuda da edebiyatın pek çok türünde eser verir. Ancak şöhreti gazete yazılarıyla yakalar, yani ‘Şehir Mektupları’yla. Bundan sonraki yazı yaşamı da buna göre şekillenecektir. Ahmet Rasim, artık ‘Şehir Mektupları’nın yazarı Ahmet Rasim’dir.
Bu yazıların dünyasından az önce kısaca bahsettik. Yaşayışını, gözlerini ve hislerini yazısı hâline getiriyor Ahmet Rasim. Buna da teknik anlamda gazetecilik dünyasında ‘fıkra’ deniyor. Fakat bu dünyanın içine girdikçe sohbetin, denemenin, gezi yazılarının, siyasetin ve tabii ki fıkranın da karışımından doğmuş yeni bir tür ortaya atmış olduğunu görüyoruz Ahmet Rasim’in. Bir üslup canbazı olarak adını ancak kendisinin koyabileceği bir tür. Biz sadece bugünden bakıp bu mektupların devrin İstanbulu’nun panoramasını yansıtmakla birlikte, renkli birer tablo da olduklarını söyleyebiliyoruz ki tam da bu yönüyle ‘Şehir Mektupları’ Osmanlı çökerken ortaya koyduğu manzarayla araştırmacılar için de vazgeçilmez bir kaynak olma özelliğini bugün dahi dipdiri koruyor. Kendisine de “Şehir mektupçusu” demiştir ki, ne yapmak istediği, nereden haber verdiği herkesçe anlaşılsın.
Bugünlerde raflarda ‘Şehir Mektupları’nın yeni edisyonlu halinin titiz bir baskıyla okur karşısına çıkmış hâlini görüyoruz; dikkatinizi çekmiştir. Gerçekten, incelikli bir baskı işi bu. Kitapta daha önce aynı çatı altına girmemiş altı yeni şehir mektubunu da ilk defa okuyoruz. Onun yanında bir kitap daha var: ‘İstanbul Mektupları’. İkisi yan yana, galerideki iki güzel tablo gibi duruyor. ‘İstanbul Mektupları’nı ise ‘Şehir Mektupları’nı yazdığı tarih aralığı olan 1897 ile 1899’dan 25 yıl sonra kaleme alıyor yazar. Yani ilkinde Osmanlı’nın son dönemine, ikincisinde Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanıyor. Bu da bize şunu gösteriyor:
“Osmanlı’nın son dönemlerine dair değerli bir referans kaynağı kabul edilen Ahmet Rasim’in aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair gözlemleri de ilk kez bütünlüklü bir şekilde gün ışığına çıkıyor.”
Evet, ilk kez. Edebiyatımızın en önemli, kilometretaşı yazarlarından birinin, Ahmet Rasim’in külliyatının çok önemli bir parçası gazetelerin tozlu arşivlerinden ilk kez derli toplu bir şekilde çıkıp bir kitabın çatısı altında toplanıyor. Tam 208 yazı.
Ahmet Rasim bu yazılarını devrin Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yazıyor. Milli hâkimiyetin, Ankara rüzgârlarının, yeni düzenin ve kimi düzensizliklerin altını çiziyor bu yazılarında. ‘Şehir Mektupları’na oranla daha siyasi bir porte çiziyor kendine. Ve yine referans kaynağı olmayı sürdürüyor Cumhuriyet günlerine de.
Çok değerli çalışmalar bu iki kitap. İkisinin de tarih, edebiyat ve İstanbul meraklılarının kütüphanelerinde olması gerektiği kanısındayım. Daha da önemlisi Ahmet Rasim hâlâ dipdiri yaşadığını gösteriyor. Özgün bakışının ne kadar değerli olduğunu yine kendi hatırlatıyor bize. Bugüne yazılmış mektuplar bunlar…
Şehir Mektupları
Ahmet Rasim
Hazırlayanlar: Şenol Topcu, Hidayet Duyar
İBB Yayınlar, 2024
752 sayfa.

İstanbul Mektupları
Ahmet Rasim
Hazırlayanlar: Şenol Topcu, Aahmet Ferhat Özkan
İBB Yayınlar, 2024
854 sayfa.
