Modern Türk şiirinin öncü isimlerinden Behçet Necatigil'in ölümünün 45. yıldönümünde, ailesi elindeki arşivi tasnif edip Necatigil'in Odası adlı bir internet sitesi açtı. Site şairin hem yaşamına hem de kişiliğine ışık tutuyor.
“Aile muhitimde şiirle, edebiyatla uğraşan hiç kimse yoktu. Kendi halime bırakılmıştım. Her şeyi kendim hazırlamam, kendim keşfetmem gerekiyordu. Bende şairlik, çocukluğumun hastalık ve yalnızlıklarına bir taviz olarak kendiliğinden belirdi. 1931 ile1933 arası Akşam gazetesinin Çocuk Dünyası sahifesinde ‘Küçük Muharrir’ imzasıyla manzum, mensur, hikaye, fıkra, şiir gibi bir sürü yazı neşrettim. Merhum İskender Fahrettin, telif hakkı olarak her yazıma bonbon veya bir büyük paket çikolata verirdi.”
Şair Behçet Necatigil böyle anlatmıştı şiirin edebiyatın ve yazının hayatına nasıl girdiğini. 45 yıl geçti Necatigil yaşamını yitireli ama o hala eserleriyle yaşıyor. Ama artık çok sevdiği odası da yaşatılıyor. Şairin ailesi ölümünün 45. yıldönümünde bir sürpriz yaptı ve Necatiğil’in Odası adlı bir internet projesini başlattı.
Günler öncesinden duyurulan bir projeydi bu. Proje Necatigil için hazırlanan bir arşiv sitesi aslında. Behçet Necatigil’in hayatı boyunca biriktirdiği, ağırlıklı olarak müsveddelerden, çalışma notlarından, mektuplardan, kupürlerden, çeşitli defterlerden, fotoğraflardan ve kimi objelerden oluşan arşivini ailesi imkanlar ölçüsünde korumuş. Eşi Huriye Necatigil’in ölümünden sonra da tamamıyla bu arşiv elden geçirilmiş. İşte bu arşiv parça parça bu siteye yüklenecek.
Necatigil odasını ve odasındaki masasını çok seven bir şairdi. Bir mektubunda “Bildiğin çatı altı odamın çölünde, güneşi başıma yapıştırmış, terlere batık, bostanımın eski dolabını gacır gucur çevirmekteyim ben. Bakanlıkta kurulmuş bir komisyona üye olarak çağrılma sonucu, üç günlüğüne gittiğim Ankara’dan dün döndüm ve yine yorgun argın masacığıma çöktüm. Ne yapıyorum? Bazen istediğim, bazen içerlediğim şeyler. Ama hepsi güzel şeyler. Güzelliği: Unutturmasında. Yazmalara yatırmak vakti; hattâ isterse büyük bir hesabın dökümlerini, rakamlarını bir yerden başka yere geçirmek gibi, beni kalemlere mürekkeplere daktilo makinelerine bağlayan bu şeyler de olmasaydı ne ederdim? Evrenin büyük oyununda herkese roller dağıtılırken payıma harf aktarıcılık düştü. Dam aktarır gibi. Kimi taş kırıcı, kimi mektup dağıtıcı, kimi masal anlatıcı ise nasıl” diyerek anlatacaktı odası ve masasını.

Siteyle ilgili kızı Ayşe Sarısayın “Necatigil’in Odası’nın masasıyla, masasında yer alan binbir belge ve objeyle, müsveddeleri, mektupları ve çalışma notlarıyla, kütüphanesiyle hem yaşamına ve kişiliğine hem de çalışma sistemine ışık tutmasını ümit ediyoruz” diyor.
Arşivin hikayesini aşağıdaki kısa videoda izleyebilirsiniz.