Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Perşembe günü bu yılın ilk önemli basın buluşmasını yapacak.
Bu buluşma soru cevap mı yoksa sadece “off the record” bilgilendirme mi olacak öğrenemedim.
Davetli gazeteciler kim bilmiyorum ama listenin Cumhurbaşkanının “A 330 uçağı kadrosundan” biraz farklı olacağını tahmin ediyorum.
Umarım iktidara çok yakın bir gazeteci dairesinin dışına çıkılır.
Yine umarım bu görüşmenin tamamı “off the record” olmaz ve biz de bazı şeyleri öğreniriz.
“Scrolli” yeni nesil bir dijital medya ve haber platformu.
“Radikal Belirsizlik Ortamı” adı altında bir dizi toplantılar düzenliyor.
Dün, bu dizinin “Yapay zeka ufkunda medya” adlı bölümü yapıldı.
Ben de davetliydim, ama gripal bir enfeksiyon geçirdiğim için gidemedim..
Kurucu ortağı Ilgaz Fakıoğlu’dan sunumların özetlerini isteyip, okudum
O toplantıda Scrolli’nin Genel Yayın Yönetmeni Mahir Boztepe, yaşadığımız dönem için ilginç bir kavram ortaya atmış:
“Pervasızlık çağı…”
Kendisinin bulduğu bir kavram mıdır bilmiyorum ama bence bu çağı çok iyi anlatıyor.
Dışişleri Bakanı Fidan işte böyle bir “Pervasızlık çağının” çok kritik günlerinde kendisine gazetecilerle buluşuyor…
Umarım bu toplantıda vatandaş olarak ülkemizi ilgilendiren bütün sorular sorulur kendisine.
Çünkü bilgilendirilmeye çok ihtiyacımız olan günler bunlar..
Mesela şahsen çok merak ettiğim bir soru var.
Hakan Fidan son olarak geçen Pazartesi günü Lizbon’da Portekiz Dışişleri Bakanlığı Büyükelçiler Konferans’ında konuştu ve orada çok önemli bir mesaj verdi.
Konuşmasına “Biz Avrupalılar” diyerek başladı.
Türkiye’de giderek Batı karşıtlığı ve Orta Doğululaşma havasının yayıldığı bir dönemde “Biz Avrupalılar” diye söze başlaması çok dikkat çekiciydi.
Benim için de umut verici…
Arkasından “Avrupa evi” deyimini kullandı ve şunu söyledi:
“Avrupalılar olarak artık güvenliğimiz için daha yakın bir şekilde çalışmalıyız…”
Perşembe günü belki çok merak ettiğim şu sorunun cevabını da alırız:
“Biz Avrupalı” olmaktan ve “Avrupa evinde” bulunmaktan kastettiğiniz şey nedir?
Sadece jeopolitik bir işbirliği mi?
Yoksa “O evde” geçerli olan demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı gibi ilkeleri de kapsıyor mu?
Hakan Fidan bu konuşmayı 5 Ocak Pazartesi günü yaptı.
Tesadüf mü bilmiyorum ama, o konuşmayı yaptığı günün sabahında Anadolu Ajansı’nda MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın bir yazısı yayınlandı.
“MİT’in kuruluşunun 99’ncu Yıldönümü” dolayısıyla yazılmış bir yazıydı.
Ancak sıradan bir kutlama veya anma yazısının çok ötesinde bir içeriği vardı.
Tabii ki İbrahim Kalın’ın entelektüel kişiliğinin yansıması da açıkça görülüyordu.
İbrahim Kalın’ın bilinen Batı eleştirisi yazıya da hakimdi.
Ancak yazının bir yerinde Farabi’den bir alıntı vardı ki sanki oraya özellikle monte edilmiş gibi duruyordu.
Kalın, Farabi’nin “Erdemli Şehir” kavramını almıştı.
O kavrama dayanarak, hem bireyler hem de toplumlar için ideal bir “Toplumsal siyasi düzenin” tarifini şöyle yapıyordu:
“Akıl, erdem ve adalete dayalı bir yaşam biçimi…”
“Adalet” vurgusu özellikle dikkatimi çekti.
Türkiye’de kamuoyunun gözünde itibar ve güvenliğini en fazla kaybeden kurum Adalet.
Bu kavram aynı zamanda “Avrupa Evi’nin” bütün ev sakinlerine yerleştirmek istediği değerlerden biri…
Okurken içimden şu geçti:
Hakan Fidan’ın bahsettiği “Avrupa Evi’ni” ertesi gün İbrahim Kalın iskana açıyordu.
O nedenle umutlandım.
Perşembe günü yapılacak basınla buluşmada belki bu konu biraz daha açılabilir.
Dün İran’dan gelen bazı görüntülere bakıyordum.
Ceset torbalarının içinde yüzlerce insan.
Başında çaresizlikle ağlayan yakınları. İçler acısı bir durum.
Önce inanamadım.
“AI’la yapılmış sahte görüntüler mi” diye sordum.
Biraz sonra New York Times gazetesinin haberini gördüm.
Gazete o görüntülerin gerçek olduğunu doğrulatmış.
İran’daki rejim dünden itibaren en kanlı, en zalim aşamasına girdi.
Ve bunu yaparken Molla Rejiminin en tepesinden şu tüyler ürpertici açıklama yapıldı:
“Bu protestolara katılanlar Allah’ın düşmanıdır…Allahın düşmanlarını acımasızca cezalandıracağız…”
Düşünün ülkenin başında artık “Allah adına düşman yaratan” bir zihniyet var.
Kimse de çıkıp sormuyor:
Sen bu yetkiyi kimden aldın?
Dindar olduğunu iddia eden bir kafa böyle bir sözü söylemeye nasıl cüret edebilir?
Evet “Pervasızlık Yüzyılı…”
Hameney, “Biz buraya kanımızı dökerek geldik” diyor.
Yani şimdi başkalarının kanı dökerek burada kalacağız demeye getiriyor.
Merak ediyorum.
“Avrupa Evi’nden” İran nasıl görünüyor?
Avrupa evinde böyle gece kulüplerine baskınlar, o baskınlarda gözaltına alınan insanların özel bilgilerinin anında medyaya sızması, üzerinde uyuşturucu bulunmayan insanlar hakkında “Uyuşturucu bulundu” diye dezenformasyon yapılması var mı…
ABD Başkanı Trump geçen hafta çok önemli bir adım attı.
Kendine muhalif New York Times ile görüştü.
Uzun bir mülakat yapıldı ve bütün sorular soruldu.
Umarım yarın Dışişleri Bakanı Fidan da bu espiriye uygun gazetecileri davet etmiştir ve bu sorular sorulur.
Çünkü cevapları vatandaş olarak hepimizi yakından ilgilendiriyor.
Öyle bir “Pervasızlık çağındayız” ki, İran ve Venezuela gibi kutuplaşmış, bölünmüş ülkelerin ne hale geldiğini görüyoruz.
100 yıldır savaşa girmemiş bir ülke olarak kendimizi pervasızlık çağının fırtınalarından korumak için artık iç barışı sağlamamız şart.
O nedenle umut ediyorum ki, İletişim Başkanlığı da artık A 330’a davet edilecek gazeteciler konusunda Trump gibi bir açılımı yapar.
Sağlam bir Türkiye inşa etmek için bir ilk adım olabilir bu.
13 Ocak 2026 - Dışişleri Bakanı Fidan, perşembe günü New York Times’ın yaptığını yapabilecek mi?
11 Ocak 2026 - Jandarma önceki akşam Bebek’i basarken Madonna ne yaptı?
9 Ocak 2026 - Dört gazetecinin önünde Trump’a gösterilen kartın üzerinde ne yazıyordu?
8 Ocak 2026 - Bir TC vatandaşı vasiyetine ‘Hasır tabut’ yazabilir mi?