Günde sekiz saat uyku tavsiye ediliyor ama her 100 kişiden biri birkaç saat uykuyla yetinebiliyor.
Herkese günde sekiz saat uyku tavsiye edilir ama 100 insandan biri, birkaç saat uykuyla yetinebiliyor.
Joanne Osmond çocukluğunu ABD’nin Pennsylvania eyaletinde, kırsalda geçirdi. Geceleri evin iki kuralı vardı: Odanda kalacak ve sessiz olacaksın. Ama uyumak şart değildi. Nitekim Osmond ve kardeşleri çoğu gece uyumuyordu.
Osmond roman okuyor, kız kardeşleri bulmaca çözüyor, babalarıysa tamiratla uğraşıyordu. Evde yalnızca anneleri düzenli uyuyordu.
Osmond ve ailesi bilim insanlarının ‘doğuştan kısa uyuyanlar’ diye sınıflandırdığı gruba dahildi. Gece en fazla dört saat uyuyorlardı ama uykusuzluk çeken insanların aksine yorgunluk, odak sorunu ya da kalp hastalığı riskiyle karşı karşıya kalmıyorlardı.
New Yorker’ın haberine göre Osmond 2011’de kısa uykuyla bağlantılı bir gen varyasyonuna (mutasyon) sahip olduğunu öğrendi. Kız kardeşlerinde de aynı mutasyon vardı. Osmond bugün 77 yaşında ve hala gece dört saatten fazla uyumuyor.
Genetikçi Ying-Hui Fu kısa uyuyan yaklaşık 100 insanı inceledi. Buna göre kısa uyuyanların çoğu yoğun çalışma temposuna ve hareketli yaşam tarzına sahip. Çoğu kafeine ihtiyaç duymuyor ve jet lag yaşamıyor. “Sanki Homo sapiens 2.0’lar” diye şakalaşıyor Fu.
Peki uyku ne işe yarıyor?
Bilim insanlarının kesin bir yanıtı yok. Kimine göre uyku beyin hücrelerindeki enerjiyi yeniliyor, kimine göre vücuttaki atık maddeleri temizliyor. Başka bir görüşe göreyse anıları pekiştiriyor.
Sekiz saat uyku neredeyse evrensel bir kural gibi sunuluyor. Oysa gerçek ihtiyaç büyük ölçüde genetikle belirleniyor.
Fakat uyku hayati önemde. 19’uncu yüzyılda yapılan bir deneyde uykusuz bırakılan köpek yavrularının birkaç gün içinde öldüğü, aç bırakılanlarsa hayatta kaldığı görülmüştü. Dahası, Guinness Rekorlar Kitabı artık ‘en uzun süre uyanık kalma’ başvurularını reddediyor.
Öte yandan uyku takıntısı giderek artıyor. Öyle ki uyku takip cihazları milyarlarca dolarlık bir pazar oluşturdu. Hatta ‘ortosomnia’ diye bir terim var: Mükemmel uykuyu takıntı haline getirmek. İronik biçimde bu takıntı hali uykuyu olumsuz etkileyebiliyor.
Uykuyu düzenleyen iki sistem var.
İlki vücudu yaklaşık yirmi dört saatlik bir uyku–uyanıklık döngüsünde tutan ‘biyolojik saat.’ Herkesin sirkadiyen ritmi farklı olduğu için kimi erken kalkıyor (sabah insanı), kimiyse geç saatlere kadar oturuyor (gece kuşu).
İkinci sistem uyanıklık boyunca beyinde biriken ve ‘uyku baskısı’ diye bilinen homeostatik uyku dürtüsü. Basitçe, ne kadar uyanık kalırsanız o kadar yoruluyorsunuz.
Pennsylvania Üniversitesi’nde kronobiyolog Amita Sehgal’e göre sirkadiyen ritimle uyku dürtüsü genellikle birlikte çalışıyor. Fakat zaman zaman uyumsuz hale gelebiliyorlar. Bu nedenle aşırı uykusuz kaldığınızda saatin kaç olduğuna bakmaksızın uyumak isteyebiliyorsunuz.
Beş gendeki altı farklı mutasyon kısa uykuyla ilişkilendiriliyor
Alışılmadık uyku düzenine sahip kişiler 1990’larda genetik araştırmaların odağı haline geldi.
Utah Üniversitesi’nde nörolog Chris Jones her akşam erken uyuyup gecenin ortasında uyanan bir kadınla karşılaşmıştı. Üstelik kadının torunu da aynı uyku düzenine sahipti. Jones, bu durumun DNA’yla açıklanabileceğini düşünerek bir meslektaşıyla temasa geçti. Ve hakikaten söz konusu uyku düzeninde rol oynayan bir DNA mutasyonu tespit ettiler.
2009’da da Fu ‘DEC2’ adlı gende kısa uykuyla bağlantılı bir mutasyon saptadı. Aynı mutasyon farelerde de kısa uykuya yol açmıştı.
Bugün beş gen üstündeki altı farklı mutasyon kısa uykuyla ilişkilendiriliyor. Bu genlerin bir kısmı uyanıklık hormonu ‘oreksin’le bağlantılı. İşin ilginç yanı bu kişilerde hafıza kaybı ya da bildik uykusuzluk belirtileri görülmüyor.
Bazı araştırmacılara göre kısa uyuyanlar uykuyu daha ‘verimli’ kullanıyor. Kimine göreyse uyanıkken bedenlerinde daha az biyolojik hasar birikiyor.
Bu genetik keşifler uyku ihtiyacını güvenli biçimde azaltacak ilaçlara kapı aralayabilir. Fakat bilim insanları temkinli. Fu, “Beş yıl sonra Alzheimer’a yol açacak bir ilaç istemeyiz” diyor.
Peki vücudunuzun ne kadar uykuya ihtiyaç duyduğunu nasıl anlarsınız? Uzmanların önerisi basit: Uykunuz gelince alarm kurmadan yatın, dinlenmiş hissettiğinizde kalkın.