Hülya Avşar’ın ‘Roasted Pork’ sahnesi bir haftada yüzde 35 reyting kaybettirdi

Başrolünde Hülya Avşar'ın oynadığı ATV'nin "Aynı Yağmur Altında" dizisinin önlenemez düşüşü, domuz etli yemeği zorla yedirmeye kalkışma sahnesine rağmen sürüyor, hatta belki bu sahne yüzünden hızlandı. İzleyici sayısı üç haftada yarı yarıya düştü.

25 Şubat 2026

Kısa bir yazı olacak.

Hem de çok kısa…

Bir haftadan beri merakla beklediğim bir rakam vardı.

“Aynı Yağmur Altında” dizisinin, o ünlü “Roasted Prok with carrots”(Havuçlu domuz rosto) sahnesinden sonra bu dizinin reytinginin ne olacağı?

O rakam dün sabah geldi.

Serbest düşüş: İlk bölümü 2,5, ikinciyi 2,1, üçüncü bölümü 1,3 milyon kişi izledi

İşte o rakam dün sabah geldi.

“YÜZDE 35 DÜŞÜŞ…”

Dizinin o ünlü “Domuz rosto” sahnesinden sonra reytingi bir haftada yüzde 35 daha düşerek, 1.7 seviyesine inmiş.

İlk bölümünü 2.5 milyon kişi izlemişti.

İkincisini 2.1 milyon kişi.

Domuzlu rosto sahnesinden sonraki üçüncü bölümü ise sadece 1.3 milyon kişi izlemiş.

Sinema ekonomisi dilinde buna “Flop”; Televizyon ekonomisinde de “Dramatik serbest düşüş” denir…

Oysa bu sahneden ne reyting beklemişlerdi değil mi?

Oysa ne kadar iddialı bir sahneydi değil mi…

Ramazana üç beş gün kala bir yemekte menü diye “Domuz Rostosu” çıkaracak kadar halka “tepeden  bakan”, kibirli ve itici bir “Nişantaşı eliti…”

Yani süfli bir “Eski Türkiye laikçi seçkini…”

“Müslüman masasına domuz rosto “ servisi yapan kadına tepki gösteren başörtülü Müslüman bir kadın…

Karşısında ise bu kibirli Nişantaşı elitine haddini bildiren, “Milli ve yerli değerlerine” sahip Muhafazakar bir “Türk Hanımefendisi.”

Sizce bu son savaştan kim galip çıkardı?

Birincisi klişe…

İkincisi ondan klişe…

Üçüncüsü  o ikisinden de klişe…

Klişelerden klişe beğen…

Al sana bir “Yerli ve ecnebi”; “Milli ve gayrı milli”;”Müslüman ve laik”; “Kibirli Beyaz Türk ve mütevazı halk insanı” kapışması…

Bu “Son Savaştan” Müslüman Türk kadının”galip çıkacağından kimsenin şüphesi yoktu değil mi…

Nasıl da reyting getirirdi değil mi bu “Türk Halkının bir avuç Nişantaşı  elitine  verdiği tarihi dersi” maskeli balo gibi anlatmak…

Sadece onlara mı bu yüzde 35 dersi?

Getirmedi işte…

Tam aksine,  böyle bir senaryo yazanlara; böyle bir klişe kutuplaştırmadan hala reyting bekleyen demode yapımcılara, yönetmenlere tarihi bir ders oldu.

Sadece onlara mı…

(*) Hala “Kutuplaştırma” siyasetinden medet uman eski nesil siyasetçilere;

(*) Şu Mübarek ramazanda garibanın yerde iftar sofrasını bile  propaganda kürsüsüne çevirmeye çalışan siyasetçiye…

Hala iftar sofrasından bile oy bekleyenlere

Devam ediyorum;

(*) Sosyal medyadaki trol kafaların klişe vuvuzellalarını “Halkın sesi ve duygusu” sananlara;

(*) Hala “Cami cemaatine değmeyen siyaset başarılı olamaz” hurafesine inananlara;

(*) Hala böyle klişe, basmakalıp “Muhafazakarlığın” geçerli olduğunu sananlara…

(*) Türk toplumunun seküler insanlarını böyle saçma sapan klişelerle “Ötekileştirmenin” hala geçer akçe olduğuna inananlara; 

Hepsine güzel ve tarihi bir ders oldu.

Türk televizyon seyircisine ‘Göbeğini kaşıyan adam’ muamelesinin sonu

O nedenle televizyon yapımcılarına seslenmek istiyorum;

Ey yapımcılar…

Şu rakamı kafanızın bir kenarına yazın.

“Yüzde 35…”

Ve her gün bu rakama bakıp artık Türk seyircisine “Göbeğini kaşıyan adam” muamelesi yapmaktan vazgeçin.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.