Ayetullah Ali Hamaney: 37 yıldır İran’ı çelik pençesiyle yöneten adam

Ayetullah Ali Hamaney, 37 yıldır İran İslam Cumhuriyeti'nin dini lideri ve merkezindeki isim. Hamaney, 1989'dan bu yana İran'ın en güçlü siyasi ve dini makamının başında. Hamaney Orta Doğu'nun en etkili ama en az tanınan isimlerinden biriydi.

Dünya 1 Mart 2026

ABD Başkanı Donald Trump 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte İran’a karşı başlattıkları saldırılarda İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu Hamaney’in öldüğüne dair artan sayıda işaret olduğunu söyledi.

Daha sonra da İran Hamaney’in ölümünü doğruladı.

Saldırıların ardından Tahran’da binlerce kişi ABD ve İsrail karşıtı sloganlarla sokağa çıktı.

Diğer yandan Netanyahu’nun açıklamasından sonra bazı İranlılar’ın Hamaney’in ölümünü kutlamak için sokaklara çıktığı bildirildi.

Peki 37 yıldır İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri ve merkezindeki isim olarak tanınan Hamaney kimdir?

İlk yılları ve dini eğitimi Hamaney, 1939’da İran’ın kutsal şehirlerinden Meşhed’de doğdu. Babası saygın bir din adamıydı. Hamaney de küçük yaşlardan itibaren aynı yolu izledi.

Meşhed’deki medreselerde eğitim gördükten sonra Şii ilahiyatının merkezi olan Kum’a taşındı.

Gelecekte hayatını şekillendirecek olan Ayetullah Ruhullah Humeyni ile de Kum’da tanıştı.

1960’ların başında Hamaney, Humeyni’nin İran’da Şah Muhammed Rıza Pehlevi’ye karşı yürüttüğü muhalefet hareketine katıldı.

Şah’ın laikleşme politikaları ve otoriter yönetimi birçok din adamını harekete geçirmişti.

Hamaney protestolara katıldı, gizli dini örgütlenmelerde yer aldı ve defalarca tutuklandı.

Hapishanede geçirdiği dönem ise onun, Humeyni’nin öngördüğü İslami devlet modeline bağlılığını daha da güçlendirdi.

İran İslam Devrimi’ndeki Rolü16 Ocak 1979’da Şah devrilerek İran’ı terk etti. 1 Şubat 1979’da Ayetullah Humeyni sürgünden ülkesine döndü ve İran İslam Cumhuriyeti kuruldu.

Hamaney devrimci yönetim içinde önemli bir konuma yükseldi.

Önce geçiş dönemini yöneten Devrim Konseyi’nde görev aldı, sonra savunma bakan yardımcısı oldu.

İleride İran’ın en güçlü kurumlarından birine dönüşecek Devrim Muhafızları’nın örgütlenmesinde önemli rol oynadı.

Hamaney İran İslam Cumhuriyeti’nde hızla yükseldi çünkü hem Humeyni’ye sadıktı hem de disiplinli.

Devrimin ilk yıllarında Tahran’da Cuma namazı kıldırıyor, 444 gün rehin tutulan Tahran’daki ABD Büyükelçiliği çalışanlarını rejim adına ziyaret edebiliyordu.

Ancak Humeyni’nin yükselişi dikensiz bir gül bahçesinde olmadı.

26 Haziran 1981’de başkent Tahran’daki bir camide konuşma yaparken düzenlenen bombalı saldırıda ağır yaralandı. Artık sağ kolu kalıcı olarak felçliydi.

30 Ağustos 1981’de Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai suikast sonucu öldürüldü.

Hamaney cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhurbaşkanlığı dönemi: Sınırlı yetki, artan etki

1981-1989 yılları arasında İran Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı Hamaney.

1980’de başlayan İran-Irak Savaşı sekiz yıl sürdü.

İran’da cumhurbaşkanının yetkileri Hamaney döneminde daha azdı.

Yürütme yetkisi cumhurbaşkanı ile başbakan arasında paylaşılmıştı.

Hamaney, reform yanlısı olarak gördüğü Başbakan Mir Hüseyin Musevi ile sık sık tartıştı.

Hamaney ve Musevi arasında, ekonomi ve sosyal politikalar konusundaki görüş ayrılıkları uzun süre devam etti.

Hamaney yine de cumhurbaşkanlığı döneminde İran’ın siyasi ve güvenlik kurumlarında geniş bir ilişki ağı kurdu.

Devrim Muhafızları, yargı ve muhafazakar dini çevrelerle kurduğu bağlar, Hamaney’in ileride gücünü pekiştirmesinde belirleyici oldu.

Beklenmedik şekilde dini liderliğe yükseliş

İran’ın dini lideri Humeyni, 3 Haziran 1989’da öldü.

Hamaney başta bu görev için doğal aday değildi.

Zira hem İran’da en yüksek dini rütbeye sahip kişi değildi, hem de birçok üst düzey ayetullah kadar dini otoritesi yoktu.

Ancak İran Anayasası bir gecede değiştirildi, dini lider olmanın şartı “İslami ilimlerde yeterlilik” oldu. Hamaney de ayetullah konumuna yükseltildi.

Hamaney’in İran’ın yeni dini lideri seçilmesi ülkede birçok kişiyi şaşırttı ancak onun farklı siyasi gruplar arasında bir uzlaşmayı temsil ettiği de bir gerçekti.

Humeyni’nin mirasına sadık ve diğer güçlü figürleri tehdit etmeyen bir aday olarak görülüyordu Hamaney.

Göreve gelir gelmez başbakanlık makamını kaldırdı, yürütme gücünü cumhurbaşkanında topladı, devletin tüm kurumları üzerinde etkisini artırdı.

Cumhurbaşkanlarıyla ilişkileri ve siyasi mücadeleleri

Hamaney dini liderliği döneminde İran’da altı cumhurbaşkanıyla çalıştı.

Haşimi Rafsancani (1989 – 1997) Muhammed Hatemi (1997–2005) Mahmud Ahmedinejad (2005–2013) Hasan Ruhani (2013–2021) İbrahim Reisi (2021–2024) Mesud Pezeşkiyan (2024-)

Bu cumhurbaşkanlarının hepsi farklı şekillerde Hamaney’in otoritesini sınadı.

Örneğin Hatemi, siyasi ve toplumsal reformlar ile Batı ile yakınlaşma arayışındaydı. Hamaney ve muhafazakar kurumlar onun birçok reformunu engelledi.

Ahmedinejad, başlangıçta Hamaney’e yakın görünse de zamanla kendi gücünü artırmaya çalıştı ve araları açıldı.

Ruhani’nin ülkede reform girişimleri ve özgürlük talepleri de Hamaney tarafından sınırlandırıldı.

Sadece Reisi, muhafazakar bir din adamı olarak Hamaney’e en yakın cumhurbaşkanı olarak görüldü.

Ancak İran’da cumhurbaşkanları değişse de Hamaney, Anayasa Koruyucular Konseyi gibi kurumlar aracılığıyla sistem üzerindeki kontrolünü korudu.

Konsey, seçimlere katılacak adayları denetleme yetkisine sahipti.

Bu yetkisini de sık reformcu adayların veto edilmesinde kullandı.

İç krizler ve toplumsal tepkiİran’da Hamaney’in liderliği ciddi krizlerle sınandı.

1999’da, Salam gazetesinin kapatılması sonrası Tahran Üniversitesi’nde başlayan gösteriler ve büyüyen öğrenci protestoları, 1979’daki İran İslam Devrimi’nden sonra ülkedeki ilk büyük kitlesel eylemdi.

2009’da Mahmud Ahmedinejad’ın yeniden İran Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası, seçimlerde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla ve “Oyum nerede?” sloganıyla milyonlarca kişi sokağa çıktı. Yeşil Hareket, rejimi zorladı.

2017 ve 2018 yıllarında hayat pahalılığı ve özellikle yumurta fiyatlarındaki artış, protestoları tetikledi. Meşhed’de başlayan gösterilerde rejim karşıtı sloganlar atıldı.

2019’da ise bu kez benzin fiyatlarına yapılan %200’e varan zam, 100’den fazla şehirde protesto edidi. “Kanlı Kasım”da güvenlik güçlerinin göstericilere ağır müdahalesi sonucu yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

Ocak 2020’de Devrim Muhafızları’nın yanlışlıkla bir Ukrayna yolcu uçağını düşürmesi ve ardından yaşanan örtbas girişimi büyük öfkeye yol açtı. Hamaney, kurbanlar için üzüntüsünü dile getirdi ancak orduyu savundu.

Aynı yıl İran, koronavirüs salgınıyla karşı karşıya kaldı. Hamaney başlangıçta tehdidi küçümsedi, bunun “düşmanların abarttığı bir mesele” olduğunu söyledi ancak salgın kısa sürede bölgedeki en ağır krizlerden birine dönüştü.

2022 ve 2023’te ise sıra, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” Hareketi’ne geldi. Mahsa Amini’nin başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölmesi, İran’ın modern tarihinin en uzun soluklu rejim karşıtı gösgterilerinden birine dönüştü.

İran, 2026’ya da 2025’in son günlerinde başkent Tahran’da çarşı esnafının grevi ile başlayan ve kısa sürede ülkenin birçok bölgesine yayılan protesto gösterileriyle girdi.

Protestoların nedenleri; İran Riyali’nin ABD Doları karşısında rekor seviyelere düşmesi, temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fahiş fiyat artışları, birçok şehirde işsizliğin artması ve işletmelerin kapanmasıydı.

Ekonomik nedenlerle başlayan protestolar, birkaç gün içinde siyasi taleplerin de eklendiği çok daha geniş bir harekete dönüştü.

Özellikle üniversite öğrencileri, “Özgürlük” ve “İslam Cumhuriyeti istemiyoruz” gibi sloganlarla protestolara katıldı.

Güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi gözaltına alındı.

İran medyası, protestoları “dış güçlerin sabotajı” olarak nitelendirdi.

Hamaney ise protestocuları, “ABD Başkanı Donald Trump’ı memnun etmeye çalışan bir grup barbar” olarak nitelendirdi.

Trump, hükümet güçlerinin protestocuları öldürmesi halinde İran’ı “çok sert şekilde” vuracağı tehdidinde bulunmuştu.

Dış politikada Batı ile gerilim

İran 27 yıldır çeşitli dönemlerde protesto gösterilerine sahne olurken, ülkenin dini lideri Hamaney’in dünya görüşü, uzun süredir Batı’ya, özellikle de ABD’ye, güvenmemesiyle şekillendi.

1981’de İran Cumhurbaşkanıyken “liberalizm ve Amerikan etkisindeki solcularla mücadele” sözü veren Hamaney’in bu yaklaşımı dini lider olduğu dönemde de değişmedi.

Hamaney, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmaya karşı çıkmasa da, hiçbir zaman ABD’nin anlaşmaya sadık kalacağını düşünmedi.

ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesi üzerine “Amerika’ya güvenmeyin” uyarısını yineledi.

3 Ocak 2020’de ABD Irak’ın başkenti Bağdat’ta Uluslararası Havaalanı yakınlarında silahlı insansız hava aracıyla bir konvoya büyük bir saldırı düzenledi.

İran Devrim Muhafızları’nın kritik birimi Kudüs Gücü’nün komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani dahilk sekiz kişi öldürüldü.

Hamaney suikast sonrası ABD’ye karşı tutumunu daha da sertleştirdi.

Süleymani’nin cenaze namazını bizzat kendisi kıldırdı ve “intikam” sözü verdi.

Hamas’ın İsrail’de 7 Ekim 2023’te düzenlediği saldırılar sonrası İran ve Orta Doğu’da oluşturduğu “direniş ekseni” ağır darbe aldı.

İsrail’in saldırıları sonucu Hamas’ın askeri kapasitesi büyük oranda yok edildi; Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler ve Irak ve Suriye’de İran destekli milis güçleri sürekli baskı altında kaldı ve zayıfladı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 19 Mayıs 2024’te Doğu Azerbaycan eyaletinde meydana gelen helikopter kazasında öldü.

İsrail, Reisi’nin cenazesi için Tahran’da bulunan Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniyeh’i suikast düzenleyerek öldürdü.

Haniyeh suikastını, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın yine İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği suikast sonucu öldürülmesi izledi.

Ve 8 Aralık 2024’te, İran’ın Orta Doğu’daki en önemli müttefiki Suriye’de 61 yıllık Baas rejimi son buldu, devlet başkanı Beşar Esad Rusya’ya kaçtı.

2025 ise Hamaney’in liderliğinin en kritik dönüm noktalarından biri oldu.

İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı saldırıları ve 12 gün süren savaş, ülkenin askeri ve siyasi yapısını sarstı.

Savaş sırasında Hamaney’in günlerce ortadan kaybolması, İran’da ve ülke dışında onun liderlik kapasitesi ve sağlık durumu hakkında yoğun spekülasyonlara yol açtı.

Savaşta İran’da yüzlerce askeri hedefi vuruldu, üst düzey komutanlar ve nükleer bilim insanları öldürüldü.

Tüm bu gelişmeler Hamaney’in otoritesini zayıflattı.

Bu süreç, Hamaney’in liderliğinin en büyük sınavı olarak kayda geçti.

İran’ın modern tarihinde belirleyici figür

Ayetullah Ali Hamaney, 2009’da yaptığı bir konuşmada, “Yoksul bir ruhum, eksik bir bedenim ve bana bahşettiğiniz azıcık onurum var. Hepsini devrim ve İslam uğruna feda edeceğim” demişti.

Hamaney liderliği boyunca İran’ın siyasi kimliğini, güvenlik kurumlarını ve dış politikasını şekillendirdi.

Kimileri için devrimin koruyucusuydu, kimileri için ise reformların önündeki en büyük engel.

Ancak tartışmasız bir gerçek var: İran’ın bugünkü yapısını ve geleceğini, büyük ölçüde Hamaney’in bıraktığı miras şekillendirmişti.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.