Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Sağlık Nodülü 2025 verilerine göre hanelerin yüzde 56.3’üne doktor muayene ve tedavi harcaması, yüzde 55’ine ilaç harcaması, yüzde 44.5’ine diş muayene ve tedavi harcaması ‘yük’ getirdi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Sağlık Nodülü 2025 verileri, sağlık harcamalarının giderek ağırlaşan bir yük olduğunu gösterdi. Hanelerin yüzde 56.3’üne doktor muayene ve tedavi harcaması, yüzde 55’ine ilaç harcaması, yüzde 44.5’ine diş muayene ve tedavi harcaması ‘yük’ getirdi.
Sosyal güvenlik kapsamı yüzde 99’a ulaşsa da ‘cepten’ çıkan sağlık harcamaları aile bütçelerini zorlayabiliyor.
Avrupa Birliği ülkeleri ile aynı dönemde uygulanan modülün amacı, hanelerdeki 15 yaş ve üstündeki tüm fertlerin sağlık durumlarını ve sağlık harcamalarının hanehalkına getirdiği yükü tespit etmek.
Nodüle göre hanelerin yüzde 6,1’ine doktor muayene ve tedavi harcamaları çok, yüzde 50,2’sine biraz yük getirdi. Yüzde 40,9’una ise yük getirmedi.
Diş muayene ve tedavi harcamaları hanelerin yüzde 5,3’üne çok, yüzde 37,2’sine (toplam yüzde 42.5) biraz yük getirirken, yüzde 28,9’una yük getirmedi.
İlaç harcamaları ise hanelerin yüzde 5’ine çok, yüzde 50,9’una biraz yük getirdi. Hanelerin yüzde 44’ü ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtti.
Son 12 ay içinde hanelerin yüzde 2,7’si muayene veya tedavi, yüzde 28,6’sı diş muayenesi veya tedavisi, yüzde 0,1’i ise ilaç harcaması yapmadı.
Doktor muayene ve tedavi ile ilaç için harcama yapmayan hanelerin gelir gruplarından çok etkilenmediği görüldü.
Diş muayene ve tedavisine ilk (en düşük) yüzde 20’lik gelir grubunda olanların yüzde 45,4’ünün, ikinci yüzde 20’lik gelir grubunun yüzde 36,5’inin, üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun yüzde 32’sinin, dördüncü yüzde 20’lik gelir grubunun yüzde 28,1’inin, beşinci (en yüksek) gelir grubunun ise yüzde 25,5’inin harcama yapmadığı görüldü.
En düşük yüzde 20’lik gelir grubundaki hanelerin yüzde 62,9’una doktor muayene ve tedavileri, yüzde 37,6’sına diş muayene ve tedavileri, yüzde 65,5’ine ise ilaç harcamaları yük getirdi.
En yüksek yüzde 20’lik gelir grubundaki hanelerin yüzde 53’ü doktor muayene ve tedavilerinin, yüzde 38’i diş muayene ve tedavilerinin, yüzde 59,5’i ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtti.
2022 ve 2025 verileri kıyaslandığında yine muayene, tedavi, ilaç giderleri yükü her geçen yıl arttı.
2022’de en düşük gelir grubunun yüzde 40.5’i muayene ve tedavi harcamalarının ‘biraz yük getirdiğini’ ifade ederken, 2025’te bu oran yüzde 55,7’ye kadar çıktı. Yine en düşük gelir grubunda ilaç harcamaları için “Biraz yük getirdi” diyenlerin oranı yüzde 44,6’dan yüzde 58,2’e yükseldi.
İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu, son verinin nüfusun yarısından fazlasının sağlık harcamaları nedeniyle zorlandığını ortaya koyduğunu söyledi. Yoksullar için sağlık harcamalarının daha da zorlayıcı olduğunu vurgulayan Küçükosmanoğlu, “Özele gidilmese, kamu hastanelerinden hizmet alınsa bile katkı payı ödeniyor. İlaçtan da (raporlular dahil) katkı payı alınıyor ya da bazı ilaçlar için fark ödemek gerekiyor. Demek ki bunlar toplumun neredeyse yarısını zorluyor” dedi.
Katkı payları Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) kasasına gidiyor. Kurum Sağlık Bakanlığı hastanelerinden (tıp fakülteleri hastaneleriyle bazı özel hastanelerden de) hizmet satın alıyor.
Sağlık Bakanlığı yılda bir milyarı aşan hastane başvuru sayılarıyla gurur duyuyor. Kişi başına yılda ortalama 12.2 kez hekime gidildiğini hatırlatan Küçükosmanoğlu, şöyle devam etti:
“Bununla övünen bir yönetim anlayışı var. Başvuru sayısının yüksek olması sağlık kriteri gibi sunuluyor. SGK başvuru sayısı üzerinden ödeme yapıyor.
Başvuru sayısı artırmak için bu sefer muayene süreleri kısalıyor. İnsanlar bir seferde çare bulamayınca defalarca hastaneye gidiyor ve katkı payları ödüyor.
Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın mantığına göre sağlığın finansmanı hem primlerden hem de katkı katılım paylarından sağlanıyor. Oysa finansmanı devlet sağlamalı.”