AL Jazeraa analiz etti: Beyaz Saray’da üç farklı cephe… Savaşın kaderini belirleyen 6 isim

ABD Başkanı Trump'ın İran'a yönelik sert sözleri gözlerin Washington’dan gelecek karara çevrilmesine neden oldu. Ancak Al Jazeera kulislerdeki asıl sorunun "Trump ne karar verecek" değil, “Bu kararı kim şekillendiriyor?” olduğunu belirtti. 

Dünya 7 Nisan 2026

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert sözleri, gözlerin Washington’dan gelecek karara çevrilmesine neden oldu. Ancak Katar merkezli Al Jazeera’de yer alan analizde, kulislerdeki asıl sorunun “Trump ne karar verecek?” değil, “Bu kararı kim şekillendiriyor?” olduğu belirtildi. Analize göre Beyaz Saray içinde savaşa ilişkin 3 cephe oluşurken İran konusunda Trump’ın kararlarını 6 isim etkiliyor.

Katar merkezli Al Jazeera, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde İran savaşıyla ilgili kararların perde arkasını analiz etti. Al Jazeera’de yer alan analizde, Beyaz Saray içinde savaşın genişletilmesi ya da diplomatik çözüm için kritik bir güç mücadelesi yaşandığı ifade edildi.

Analize göre Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için verdiği 7 Nisan son tarihi yaklaşırken, dünya başkentleri Washington’dan gelecek karara kilitlendi.

Kulislerde ortaya çıkan asıl sorunun aktarıldığı analizde, “Trump ne karar verecek?” değil, “Bu kararı kim şekillendiriyor?” olduğu belirtildi.

Analize göre Trump’ın etrafındaki ekip üç ana gruba bölünmüş durumda:

İran’a yönelik saldırıların artırılmasını isteyen şahinlerSavaşın maliyetlerinden endişe eden pragmatik isimlerDiplomasiyi “anlaşma sanatı” gibi gören gayri resmi danışmanlarBu ayrışma, savaşın yönünü doğrudan etkileyebilecek bir iç mücadeleye dönüşmüş durumda.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth savaşın en sert savunucuları arasında gösterildi. Hegseth’in, sınırlı operasyonlar yerine “maksimum güç” kullanımını savunduğu ve diplomasi yerine askeri baskının artırılmasını istediği ifade ediliyor. Daha önce, “bombalarla müzakere edilmesi gerektiğini” savunduğu hatırlatıldı.

Beyaz Saray Genelkurmay Başkan Yardımcısı Stephen Miller da benzer bir çizgide. Miller “Dünya uluslararası nezaketle değil, güçle yönetilir” sözleriyle dikkat çekti ve İran’a karşı taviz verilmesine karşı çıktı.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio yönetim içinde savaşın siyasi stratejisini yönlendiren isim olarak öne çıktı. Rubio’nun yaklaşımı, analizde “önce yık, sonra müzakere et” şeklinde özetlendi. Bu fikirdeki amacın İran’ı tamamen dönüştürmek değil, nükleer ve balistik kapasitesini sınırlayarak ABD ve İsrail’in kırmızı çizgilerine uyumlu hale getirmek olduğu vurgulandı.

Başkan Yardımcısı J. D. Vance ise daha temkinli bir çizgide yer aldı. Irak deneyimi nedeniyle “sonsuz savaşlara” karşı olan Vance’in İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek sınırlı bir stratejiye odaklandığı belirtildi. Ayrıca uzun süren bir savaşın ABD ekonomisini zayıflatacağı, enerji fiyatlarını artıracağı2028 seçimlerini etkileyeceği endişesiyle Trump’a “güvenli çıkış yolu” aradığı ifade edildi.

Trump’ın resmi diplomasi kanalları dışında güvendiği iki isim ise dikkat çekti: Jared Kushner-Steve Witkoff ikilisinin diplomasiyi “büyük gayrimenkul anlaşmaları” gibi ele aldığı ve liderlerle doğrudan temas kurarak süreci yönettiği belirtildi. Ancak analizde Witkoff’un İran dosyasında deneyim eksikliği olduğuna da dikkat çekildi. Hatta bir röportajda Hürmüz Boğazı’nı yanlış isimlendirdiği bilgisi paylaşıldı.

Habere göre İran ile yürütülen son temaslarda teknik detayların yeterince anlaşılmaması, zaman baskısı, dosyanın zayıf yönetimi gibi nedenler müzakerelerin çökmesine yol açtı. İran tarafının kapsamlı ve yazılı öneriler sunduğu, buna karşılık ABD tarafının daha yüzeysel yaklaştığı iddia edildi.

Analiz Beyaz Saray’daki iç çekişmenin savaşın kaderini belirleyebileceğini vurguladı.

Analize göre Trump’ın önünde iki yol var: Savaşı büyütmek ya da diplomatik bir çıkış bulmak. Ancak hangi yolun seçileceği kadar bu kararı kimin etkilediği de en az o kadar kritik görüldü.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.