Fatih Altaylı soruyor: TOBB’un Başkanı Hisarcıklıoğlu ve milyar dolarları nerede?

Türkiye son 8 yıldır ama özellikle son 5 yıldır ekonomik kriz içinde. Firmalar batıyor, esnaf kepenk indiriyor. Peki bütün bunlar olurken TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'ndan bir ses, bir öneri, bir şey duydunuz mı? Hisarcıklıoğlu epeydir ortada bile gözükmüyor. Fatih Altaylı'nın yazısı.

Siyaset 15 Nisan 2026

Nerede TOBB’un milyar dolarları

Son yıllarda ve hatta daha önceki dönemlerde de dikkat çektiğim bir meseleye, bir kez daha değinmek istiyorum.

Türkiye tarihinin en uzun ve bu yüzden de muhtemelen en derin ekonomik krizlerinden birini yaşıyor.

Bu krizi 8 senelik bir dönem olarak değerlendirmek de mümkün ama asıl derinleşmesi ve içinden çıkılmaz hale gelmesinin miladı olarak Naci Ağbal’ın Merkez Bankası başkanlığından alındığı günü alabiliriz.

Yani 5 yıldır giderek derinleşen bir kriz.

Bunun doğal sonucu olarak da her gün onlarca küçük firma kepenk kapatıyor, tekstil sektörü ölüyor, turizm sektörü ülkenin genel pahalılığının üzerine bölgesel çatışmaların da fazladan etkisiyle can çekişiyor, otomotiv yatırımları başka ülkelere kayıyor, esnaf bitme noktasında, dükkanlar siftahsız kapanıyor.

Banka kredileri ise hem erişilmez bir durumda hem de piyasa koşulları nedeniyle faizlerini karşılamak dahi mümkün değil.

Ve tüm bunlar olup biterken, TOBB gibi tüm bunlara çare üretmesi ve siyasal iktidarlar üzerinde baskı kurması gereken kurum uykuya yatmış vaziyette.

Siz haftalardır, ne haftası aylardır, ne ayları neredeyse yıllardır tüm iş dünyasının en çatı örgütü TOBB’dan bir açıklama, bir serzeniş gördünüz mü!

TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun sıfatını görmeyeli çooook uzun zaman oldu.

İş dünyasının “önder”i sırra kadem bastı.

AK Parti iktidarından önce o koltuğa oturan ve 26 yıldır aralıksız TOBB başkanlığını yürüten Hisarcıklıoğlu nerede!

TOBB’un çeyrek asırlık başkanından siyasetle kavga etmesini, iktidara kafa tutmasını istemiyoruz. “Başına bela al, Adliye koridorlarında sürün” diyen yok.

Yapmayacağını da biliyoruz. Yapsaydı 25 yılı aşkın süredir orada olamazdı zaten.

Ama AK Parti iktidarından daha uzun bir süreyi o koltukta geçiren adamdan bir talep, bir çözüm önerisi de duymuyoruz.

Ve bir kez daha söylemek ve sormak istiyorum.

TOBB’un üyelerinden topladığı milyarlarca dolarlık varlıklar nerede!

Bugün TOBB’un, Türk lirası karşılığını buraya yazsak sıfırları saymak zor olur, milyarlarca doları nerede!

TOBB üyeleri dahi örgütün bankalarda kaç milyar doları olduğunu bilmiyor.

Tahminlere göre Türkiye Odalar Borsalar Birliği’nin bankalardaki toplam varlığı 10 milyar dolar düzeyinde.

Bu para ne işe yarıyor, ne için saklanıyor!

Yıllardır bu kuruma kârları ölçüsünde destek veren, aidat yatıran, yatırmak zorunda bırakılan onca üyesinin bu en zor günlerinde bu varlıklar niye devreye sokulmuyor?

TOBB’un görevi TOGG’a ortak olmak mı, yoksa üyelerine destek olmak mı!

Nerede bu Rıfat Hisarcıklıoğlu, hadi bize o lazım değil.

Nerede TOBB’un milyarlarca doları…

Evlere dikkat

Ne zaman televizyonu açsam karşıma benzer reklamlar çıkıyor.

Ekonominin can çekiştiği bir dönemde, faizlerin yüksek seyrettiği, konut ve tüketici kredilerinin neredeyse erişilmez oranlara geldiği bir noktada, bu reklamlar göz alıcı ve her yerde. Hatta sadece televizyonlarda değil, YouTube’da, sosyal medyada, her yerde.

Öyle ki, ekonomik kriz nedeniyle reklam sıkıntısı çeken kanallara can suyu olacak kadar yoğun kampanyalar yapıyorlar.

Sözünü ettiğim reklamlar, faizsiz, kredisiz konut ve hatta otomobil, ticari araç edindirme vaadinde bulunan ve şimdiye kadar da bunu gerçekleştirmeyi başardığını ilan eden firmaların reklamları.

O evim, bu evim şu evim gibi isimlerle faaliyet gösterenlerin yanı sıra, bildik inşaat şirketlerinin de girmeye başladığı bir alan.

Bu alanda faaliyet gösteren firma sayısı 40’a yakın ve sektörün önemli oyuncularından birinin 6 yıl önce verdiği bilgiye göre konut sektörü satışlarındaki payları yaklaşık yüzde 15’ti, bugün muhtemelen daha yüksek.

Zaten giderek artan ağırlıkları ve yine sektörün en bilinen firmalarından birinin yönetim kurulu başkanının da kabul ettiği “riskleri” nedeniyle 5 yıl kadar önce bu konuda bir yasal düzenleme yapıldı ve bu firmaların faaliyetleri 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Sistemi Şirketleri Kanunu kapsamına alındı ve bir yönetmelikle BDDK denetimine sokuldu.

Bunca reklama rağmen, konut sektöründeki paylarının aynı kaldığını varsaysak bile bu firmaların yıllık toplam hacimleri 100-120 bin konuta ve yaklaşık 6 milyar avroluk bir büyüklüğe denk geliyor olmalı.

Buradaki mesele bu işin sürdürülebilirliği.

Türkiye’nin artık duayen sıfatı taşıyan çok önemli ve bilindik bir bankacısı ile karşılaştığımda bunu sordum.

“Bu tasarruf finansman şirketlerinin bu işi nasıl yürütüyorlar? Bu sürdürülebilir bir sistem mi?” diye sordum.

Bir finans dâhisi olarak tanınan bu bankacıdan aldığım yanıt önemliydi.

“50 yıllık bankacıyım. Benim bildiğim matematik bu sistemi anlatmaya ya da anlamaya yetmiyor. Benim bilmediğim bir matematik biliyor olmalılar. Bunca zamandır yürütebildiklerine göre ben bilgisizim.” dedi.

Şunun farkındayım, bu firmalar yani tasarruf finansman şirketleri aslında TOKİ’nin yapması gereken işi yapmaya çalışıyorlar.

Fakat bu, özellikle de yüksek enflasyon dönemlerinde oldukça büyük riskler içeren bir iş.

Bunlardan birinin bile en ufak sendelemesi, on binlerce kişinin ciddi mağduriyetine yol açabilir.

Sektörün büyümesi bir yandan ekonomik canlılık, konut sektörü ve konut sahibi olmak isteyenler açısından olumlu fakat diğer yandan riskleri de arttırıyor.

BDDK’nın buradaki denetimlerini çok sıkı tutması ve hatta firmaları “rating”e tabi tutması ya da en azından gerekli hallerde büyümelerini sınırlandırması gerekiyor.

Aksi takdirde çok ciddi bir mağduriyet zinciri oluşması mümkün.

Geçmişin yaşanmışlıkları bu konuya dikkat çekmemizi gerektiriyor.

Hahahahaha

Gerçekten komik ülkeyiz.

Siyasetimiz daha da komik.

CHP’nin iktidar destekli eski genel başkanı ve yancıları kamuoyuna “temizlik” mesajları veriyorlar.

Neymiş onlar CHP’de arınma istiyorlarmış, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere yargılanan CHP’li siyasetçiler arınıp gelsinlermiş.

Bunu söylerken takındıkları tavır ise yargılananların zaten kirli oldukları ve arınamayacaklarından emin oldukları yolunda.

İyi de, sürekli suçladıkları Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ı Beşiktaş’a belediye başkanı yapan kim!

Kılıçdaroğlu değil mi!

Ya da ondan önceki Başkan Murat Hazinedar’ı Beşiktaş’a başkan yapan ben miydim!

Hadi onları geçtim.

Bugün Kılıçdaroğlu siyasetinin finansörü olduğu bilinen bir sır olan eski Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi için “AK Parti için Melih Gökçek ne ise CHP için de Battal İlgezdi odur” diyenler haksız mı!

Battal İlgezdi’yi belediye başkanı yaptığı yetmiyormuş gibi, eşini de milletvekili yapmadı mı!

Ayrıca Battal İlgezdi, Ataşehir Belediye Başkanı iken o sırada “nişanlısı” olan Gamze Akkuş’u Sağlık ve Kültür İşleri Müdürü olarak ataması çok mu normaldi. (Şunu da söylemek isterim, Gamze Akkuş niteliksiz biri değildi ama sonuç olarak atama ciddi bir nepotizm görüntüsüydü)

Keza bugün yine yanında olan eski Bakırköy Belediye Başkanı hakkında AK Parti çevrelerinde dile getirilen iddialar ve darbe girişimi gecesi ile ilgili suçlamalar da bugün tutuklu başkanlara yönelik iddialardan daha aşağıda değildi!

Bugün Kılıçdaroğlu taraftarlarının kin kustuğu Ekrem İmamoğlu’nu getiren Kılıçdaroğlu idi ve Kılıçdaroğlu’na başkaldıran ekipten biri olmasa, bugün Kılıçdaroğlu ve etrafındaki lejyonerler için son derece makbul biri olmaya devam edecekti.

O yüzden Kılıçdaroğlu ve çevresinin yaklaşımları gerçekten beni güldürüyor.

Ve hâlâ merak ediyorum, Kılıçdaroğlu’nun ofislerinin masraflarını kim ödüyor!

Ne zaman insan oluruz?

Para karşılığı yazı yazdığı herkesçe bilinenler etikten söz etmediği zaman.

***

Fatih Altaylı’nın bu yazısı ilk olarak yazarın kendi web sayfasında yayınlandı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.