Hayatta bazen küçük sorular, büyük soruların da cevap anahtarıdır. Bugünkü yazımızda bir kıssadan hisse öyküsüyle bunu soruşturacağım.
Sorum şu, inci mi pirinç mi? Tercihiniz hangisi olurdu? Durun acele etmeyin ve önce küçük öyküyü okuyun.
“Bir horoz gezinirken gökkuşağı gibi renkleri olan bir inci tanesi görmüş.
Hırsla üzerine atılmış, topraktan çıkarmış ve yutmaya çalışmış. Ancak bu parlayan nesnenin pirinç tanelerinin prensesi olmadığını anlayınca onu geri tükürmüş.
Yani pirinç sandığı şey, bir inci tanesiymiş. İncinin ne olduğunu anlamaya çalışmış, ama başaramamış.
Bunun üzerine inci dile gelmiş ve horoza seslenmiş:
‘Ben parlak ve değerli bir inciyim. Şahane bir kolyeden kazayla bu bahçeye düştüm. Hiçbir yerde, hiçbir okyanusta benim gibi şahane bir inci daha yoktur. Sadece rastlantı beni senin ayaklarına itti. İnsanlar beni denizdeki kum gibi görmezler. Bana aklın gözüyle baksaydın ey horoz, binlerce hayran olunacak şey ve güzellik görürdün.’
Bu sözler karşısında horoz gururla ötmüş: ‘Şurada seni bir pirinç tanesiyle değişecek birisi olsaydı, hemen değişirdim.”
Horoz pirinci ne yapsın, karnı açken değil mi?
Karnınız açsa, açlığınızı güzel sözler doyurmaz. Gerçekten de bazen istenen, özlenen daha basittir.
O andaki ihtiyacınızı karşılamanız önemlidir. Tabii dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan da olmak var.
O halde diyeyim ki, büyük hedeflerin peşinde koşarken, hep çok daha ileriye bakarken, bastığınız, geçtiğiniz yerlere dikkat edin.
Belki de bulunduğunuz noktada, size tüm yaşamınız boyunca mutluluk verecek bir kişi, olay, sizi bekliyordur.
Onu görmezden gelirseniz, bonusu da alamazsınız. Tesadüf yoktur hayatta, tesadüf denilen şeyleri farketmeden geçmek vardır.
Ama tabii öyküde olduğu gibi bazen beklentiler uygun düşmez.
Başkası için muhteşem olan, size bir anlam ifade etmez. O zaman, ne istediğini bilen bir kişi olarak, hayattan çok da büyük istekleri olmadan yaşamayı tercih etmeniz gerekiyor.
Tevekkül olmasa da, yetinmek, mutluluğu kolayca yakalamanızı sağlar.
Hırs ise gözünüzü karartabilir. Lokmanızı çiğnerken zevk almıyorsanız, dünyanın en güzel yemeğinden bile tat alamazsınız.
Hayatta karşınıza çıkan kişi, dünyanın en güzel kadını ya da en yakışıklı erkeği olabilir.
Ama size uygun değilse o, boşuna hayal kurmayın:
Siz, sizinle aynı kumaştan olanı seçin. Sosyal, kültürel düzeyiniz, aile yapılarınız, yetişme biçiminiz aynı olsun.
Davul bile dengi dengine vurur sözünü de analım burda.
Böylece birbirinizi daha iyi anlarsınız. Şunu da unutmayın. Pirinç tanesini bulursanız kaçırmayın. Kaçırırsanız da üzülmeyin.
Başka pirinç taneleri var. Hayatta onu sevdim, bir daha sevemem diye düşünmeyin yani.
O denli sevgisiz bir dünyada yaşıyoruz ki, size birazcık sevgi, yakınlık, ilgi gösteren bir başkasına kolayca âşık olabileceğinize inanın.
Kaybettiğiniz aşkın ardından ağlamayın. Bulduğunuzun keyfini çıkarın. Şimdi hayat tercihinizi yapın, şu soruyu sorarak kendinize: İnci mi, pirinç mi?
Bir milyon dolarlık soru, aslında bu!
29 Nisan 2026 - Bir milyon dolarlık soru!
26 Nisan 2026 - Eller yukarı! Sigaranı söndür, telefonunu masaya bırak yavaşça…
24 Nisan 2026 - Aman kimselere randevu vermeyin de, bu cumartesi akşamı buluşalım!
22 Nisan 2026 - Yasaları gerçek sanatçılar yazsa dünya başka bir yer olurdu!