Meteorolojik değerlendirmelere göre 6 ayda düşen yağışla Şırnak Türkiye'de en fazla yağış alan Rize'yi geride bıraktı. Muş'ta da yağış artışı yüzde 300'e ulaştı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, 1980-2026 yılları arasında Şırnak’ta en fazla yağış 2019 su yılının 6 aylık döneminde (1 Ekim-31 Mart) 1021 milimetre olarak, en az yağış ise 2025 su yılının aynı döneminde 203 milimetre olarak gerçekleşti.
1980-2026 yılları arasında Rize’de en fazla yağış 2024 su yılının 6 aylık döneminde 1135 milimetre, en az yağış ise 2014 su yılının aynı döneminde 492 milimetre olarak kaydedildi.
1 Ekim 2025-31 Mart 2026’yı kapsayan su yılında Rize’de 786,6 milimetre, Şırnak’ta ise 856,1 milimetre yağış ölçüldü. Rize’deki yağışlarda normale göre yüzde 17,1 azalış, Şırnak’ta ise yüzde 73,9 artış yaşandı. Bu dönemde il geneli yağışlarda en fazla yağış 904,5 milimetreyle Antalya’da kaydedildi.
Söz konusu dönemde Şırnak, son 46 yılın en yüksek üçüncü yağışını alırken, Türkiye’de uzun yıllar ortalamasına göre en fazla yağış alan Rize’yi geçti. Şırnak, 1988’de 6 aylık dönemde metrekareye 858 milimetre yağış almıştı.
“Güneşe hasret kaldık”
Uzun süre yağışlı havanın etkisinde kalan Şırnak’ta yöre halkı güneşli günlerin özlemini yaşıyor.
Kentte yaşayan Talat Akıl, AA muhabirine, yıllardır böyle etkili bir yağışla karşılaşmadıklarını söyledi.
Bu yıl neredeyse güneşi görmediklerini ifade eden Akıl, “Bu yıl iklim olarak Karadeniz’i geçtik. Geçen yıl çok kurak geçti ama bu yıl aralık ayından bu yana iki gün üst üste güneş göremedik, hep yağışlı geçti.” dedi.
Kentte normalde geçen yıl bu vakitlerde kısa kol kıyafet giyindiklerini, nisan ayının sonuna gelinmesine rağmen mont ve kazak giymeye devam ettiklerini anlatan Akıl, hava durumuna göre bir süre daha yağışların devam etmesinin beklendiğini belirtti.
Akıl, “Yağış devam ediyor, güneşe hasret kaldık. İnsanlar hala şemsiye ile geziyor. Normalde Şırnak güneşiyle, Cizre ilçesi de her yıl sıcaklık rekorları ile anılıyordu. Bu yıl Karadeniz iklimini yaşadık.” ifadesini kullandı.
“Bu yıl Karadeniz’i yaşadık”
Cumhuriyet Meydanı’nda kafe işleten Yakup Uçar da kentte 2025 yılının aralık ayından bu yana hemen hemen her günün yağışlı geçtiğini söyledi.
İşletmesinde hem kapalı hem de açık alanın bulunduğunu dile getiren Uçar, yağışlardan dolayı açık alanı hala kullanamadıklarını belirtti.
Uçar, bazen aynı gün içinde 4 mevsimi birden yaşadıklarını ifade ederek, “Sabah yağmur, öğlen dolu, akşam üzeri güneş, gece de kar yağışını çok yaşadık bu yıl. Karadeniz Bölgesi 4 mevsim yağış alan bir bölge, bu yıl Karadeniz’i yaşadık bir bakıma. Umarım bu yağışlar hayırlara vesile olur, bolluk, bereket getirir. Buradaki hava değişikliği bize Karadeniz’i anımsatıyor.” diye konuştu.
Harun Ölker ise yağıştan memnun olduklarını ancak aylardır güneşe hasret kaldıklarını belirterek, bu yılın bereketli olmasını dilediklerini kaydetti.
“Yağış biçimi olarak normalden sapmış durumdayız”
Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yıldırım da son 100 yılda yerkürenin 1,5 santigrat derece ısındığını belirterek, söz konusu değişimin adının “küresel ısınma”dan ziyade “küresel iklim değişikliği” ile açıklanabilecek bir durum olduğunu söyledi.
Yıldırım, bölgede kışın yağan kar, karın yerde kalma süresi ve ilkbaharda alınan yağışların küresel iklim değişikliğinin bölgeye yansıması olduğunu, ekstrem değerler olarak ifade edilen bir sürecin yaşandığını kaydetti.
Hem sıcaklık artışı ve azalışının hem de yağışın çok şiddetli bir biçimde miktar olarak artışı ve süreklilik kazanmasının söz konusu olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Bunu takip eden bir periyotta hiç görmediğimiz kadar uzun bir kurak dönemi yaşayacağız. Biz bunu normalden uzaklaşma olarak ifade ediyoruz. Normalde bu mevsimde görülen yağışlar, konveksiyonel yağışlar. Yani alttan ısınmaya bağlı olarak yükselen havanın aniden yoğunlaşıp lokal sağanak yağışlar olarak düşmesidir ama bugüne kadar yaşanan yağışlar bu değil. Yağış biçimi olarak da normalden sapmış durumdayız.” dedi.
Yıldırım, hava kütlesi hareketlerini izlediklerini dile getirerek, Doğu Akdeniz’den gelen depresyonun mart ve nisan aylarında Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Diyarbakır, Siirt, Mardin hatta Şırnak ve Siirt’e kadar bölgeyi etkisi altına aldığını anlattı.
Su yılı açısından hiç alışık olmadıkları bir miktara, bir yılda değil 6 ayda ulaştıklarına işaret eden Yıldırım, bunun, kış ve ilkbahar aylarında ülkenin en yağışlı bölgesi olan Doğu Karadeniz’de bile görülebilen bir yağış olmadığına dikkati çekti.
Doç. Dr. Yıldırım, son 6 ayda Şırnak’ın, en yağışlı il olan Rize’yi geçtiğini vurgulayarak, bunun irdelenmesi ve araştırılması gereken bir tablo olduğunu belirtti.
Muş’ta yağışlar geçen yıla göre yüzde 200 arttı
Tarım ve hayvancılıkla öne çıkan, geniş mera ve çayır alanlarına sahip Muş’ta geçen yılın aynı dönemine göre yağış yüzde 200 arttı.
Bölgede etkili olan, hayatı ve ulaşımı zorlaştıran yoğun yağışlar, baraj, gölet, akarsu ve yeraltı su kaynakları için “can suyu” oldu.
Uzun ve çetin geçen kış boyunca yoğun kar alan Muş’ta ilkbaharda da etkili olan yağışlar, toprak nemini artırıp kuraklık riskini azalttı.
Geçen yıl yağış yetersizliği nedeniyle tarım sezonunun kurak geçtiği kentte, bu yıl aynı döneme göre yağış miktarında yüzde 200 artış kaydedildi.
Bol yağışlar, ekilebilen tarım alanı bakımından önemli konumda olan Muş Ovası’nda çiftçilik yapan vatandaşları ve geçen yıl yeterli su ve otlak bulamadıkları için erkenden yerleşim yerleri yakınına inmek zorunda kalan besicileri de sevindirdi.
“Bunu bir fırsat penceresi olarak görmek lazım”
Muş Alparslan Üniversitesi Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Dölek, AA muhabirine, yoğun yağışların tarımla uğraşanlar için sevindirici ve verimli bir dönemi işaret ettiğini söyledi.
Yağışların fırsata dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Dölek, “2025’te kış sezonunda 100 milimetre civarında olan yağış, bu yıl 300 milimetre civarına çıkarak kış sezonunun aşırı yağışlı bir döneme karşılık geldiği, bu da ürün ve rekolte anlamında Muş için bir artışı ifade edeceğini belirtmek mümkün. Bunu bir fırsat penceresi olarak görmek lazım.” dedi.
Birkaç yıldır yaşanan kuraklığın aşırı yağışlı bir döneme doğru evirildiğini belirten Dölek, şunları kaydetti:
“Bu durum, suyun sürdürülebilir kullanımı açısından bir fırsat penceresi sunmaktadır. Yeraltı suyu bilinçli ve kontrollü kullanılmalı, vahşi sulama yöntemleri terk edilerek modern basınçlı sulama sistemlerine geçilmelidir. Ayrıca, su ihtiyacı gözetilerek bölgelerin ürün desenleri yeniden planlanmalıdır. Yüzde 300’e varan yağış artışı, barajlarda ve akarsuların debisinin yükselmesine, bölgesel olarak bazı yerlerde su baskınları ve taşkınlara neden oldu. Geçen yıllarda ciddi anlamda meteorolojik kuraklık yaşadığımız ama son dönemde düşen yağışlarla birlikte son 20 yılın en yüksek yağış değerlerinin kaydedildiği ve bu yılın da değerlere veya olasılıklara bakıldığında aşırı yağışlı bir yıl olarak kayıtlara geçeceğini öngörebiliriz.”
Yağışlar tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşları sevindirdi
Tarım ve Orman İl Müdürü Necattin Gönç ise kentte tarımsal üretim açısından çok güçlü bir üretim altyapısının olduğunu ifade etti.
İlin tarımsal üretimde ciddi bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Gönç, “Muş’ta arazi dağılımımızın yüzde 50’sini çayır ve mera alanları oluşturmakta. Dolayısıyla hem tarımsal üretim hem de hayvancılık açısından çok ciddi artı ve avantajları da beraberinde getirmekte. İlimizde özellikle son dönemlerde yoğun yağışların etkili olduğunu söyleyebiliriz. Yağışların tarımsal üretim açısından ciddi anlamda olumlu etkileri söz konusu. Bu yağışlar özellikle toprak nemini artırarak kuraklık riskini azaltıyor, bitkilerin ekim ve çıkış dönemlerinde gelişimini destekliyor. Ayrıca, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızı beslemesi, rezerv miktarlarımızı artırması, sulama ihtiyacını azaltması ve bitkinin fenolojik gelişimini doğrudan olumlu anlamda etkilemesi gibi çok ciddi artıları da beraberinde getirmekte.” diye konuştu.
Gönç, “İlimizde mevcut yağışların bitkisel ve tarımsal üretimi olumlu anlamda etkilediğini söyleyebiliriz. Yoğun yağışların özellikle üreticilerimiz tarafından doğru kültürel işlemlerle desteklenmesi durumunda çok verimli bir hasat döneminin de habercisi olarak değerlendirmemiz mümkün.” ifadelerini kullandı.
“Her yer yemyeşil oldu”
Çiftçi Ramazan Köç de “Hayvanlarımızı meraya çıkardık. Bu yıl yağışın fazla olması nedeniyle geçen yıla göre otlar daha erken yeşerdi ve daha güzel oldu. Mutluyuz.” dedi.
Muş Ovası’nda 50 yıldır hayvancılık yapan Bilal Yalçın, “Bu yıl geçen yıla göre daha yağışlı geçiyor. Her yer yemyeşil oldu. Bereketli bir yıl bekliyoruz.” şeklinde konuştu.