Friedrich Merz hükümetinin kamu sağlık bütçesindeki 40 milyar avroluk açığı kapatmak için hazırladığı reform paketi fiyatlandırma özgürlüğünü kısıtlıyor, bu da dev şirketleri yatırım planlarını gözden geçirmeye zorluyor.
Hükümetin masaya koyduğu reform paketinin merkezinde, ilaç üreticilerinin devlet sigorta fonlarına ödediği zorunlu indirim oranlarının 2027 yılı itibarıyla %10,5 seviyesine çekilmesi ve yeni piyasaya sürülen yenilikçi ilaçlar üzerindeki fiyat serbestisinin daraltılması yer alıyor. Daha önceki sistemde üreticiler geliştirdikleri yeni bir tedavi için ilk yıl serbestçe fiyat belirleyebilirken, Merz hükümetinin yeni düzenlemesiyle bu süreç daha sıkı denetimlere tabi tutuluyor ve patentli ürünler için bile ‘maliyet odaklı ihale sistemleri’ devreye alınıyor. Bu durum, milyarlarca yatırım yaparak on yıllık araştırma süreçlerinden geçen ilaçların geri ödeme listelerine girmesini zorlaştırırken, sektörün operasyonel gelirlerini doğrudan hedef alarak şirketleri çok daha kısıtlı bütçelerle hareket etmeye mecbur bırakıyor.
Yatırım ikliminde bozulma ve dev şirketlerin pazar refleksleri
Sektörel kısıtlamaların ilan edilmesinden bu yana, Fresenius SE gibi sağlık sektörü devlerinin hisselerinde yaşanan %20’ye varan kayıplar piyasadaki tedirginliğin en somut göstergesi olarak öne çıkarken; Boehringer Ingelheim ve Bayer gibi devlerin yöneticileri Almanya’nın artık inovatif tedaviler için cazip bir merkez olmaktan çıktığını açıkça ilan ediyor. Bazı biyoteknoloji girişimlerinin ve global ölçekteki firmaların, Almanya pazarındaki fiyat belirsizliği ve düşük karlılık marjları nedeniyle yeni geliştirdikleri nadir hastalık tedavilerini ülkede satışa sunmaktan vazgeçmesi, krizin ekonomik boyutunu aşarak toplumsal bir risk haline geldiğini gösteriyor. Bu baskıcı tutumun devam etmesi halinde, nitelikli iş gücünün ve stratejik yatırımların hızla Amerika veya Asya pazarlarına kaymasıyla Almanya’nın ilaç üretimindeki merkezi konumunu tamamen kaybetmesi kaçınılmaz görünüyor.