CHP Genel Başkanı İngiltere merkezli The Economist için kaleme aldığı yazıda Macaristan’da Viktor Orbán’ın yenilgisinin Türkiye dahil Avrupa’daki demokratik güçlere cesaret verdiğini belirtti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dünyanın önde gelen dergilerinden İngiltere merkezli The Economist için kaleme aldığı yazıda Macaristan’da Viktor Orbán’ın yenilgisinin Türkiye dahil Avrupa’daki demokratik güçlere cesaret verdiğini belirtti. Türkiye’de muhalefetin yalnızca seçim değil, aynı zamanda “demokratik güveni yeniden inşa etme” mücadelesi verdiğini vurgulayan Özel, “Türkiye’de yaşanacak bir demokratik atılım, demokratik gerileme konusundaki küresel tartışmayı kökten değiştirecektir” dedi.
Özel, Macaristan seçimlerinde otoriter devlet başkanı Victor Orbán’ın yenilmesinin dünya genelinde demokratlar için önemli bir adım olduğunu belirtti.
Türkiye’de de demokratik hakların kullanımının iktidarında her geçen sene kısıtlandığını belirterek “Hem Türkiye’de hem de Macaristan’da 2010’ların sonlarına doğru siyaset, açık çekişmeden yönetilen rekabete kaydı; bu rekabette seçim sonuçları önceden belirlenmiyor, ancak giderek iktidar partisi tarafından yönlendiriliyor” tespitinde bulundu.
Türkiye’de 2023 seçimlerinde muhalefetin kurduğu hareketin iktidarı kazanma yolunda başarısız olduğunu ancak bundan alınan derslerle 2024’teki yerel seçimlerde partisinin en yüksek oyu alan parti olduğunu hatırlattı. Özel, “O günden bu yana bir sonraki genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyoruz” dedi.
Özel, yazısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na yönelik davalara da geniş yer ayırdı. İmamoğlu’nun 2019’da iki kez ve 2024’te ’ın desteklediği adayları yendiğini hatırlatan Özel, bu seçim başarısının ardından İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarının “asılsız ve siyasi saiklerle ortaya atılan” suçlamalarla hedef alındığını belirtti ve şunları kaydetti:
“Bu seçim başarısı nedeniyle, kendisi ve arkadaşları, yolsuzluk, casusluk ve terörizme yardım gibi asılsız ve siyasi amaçlı suçlamalarla hapse atıldı. Erdoğan şimdi, partimizi felç etmek ve kontrol edebileceği bir muhalefet oluşturmak amacıyla, uydurma davalarla partimizin belediye başkanlarına saldırıyor. 2024’ten bu yana yaklaşık 25 CHP’li belediye başkanı tutuklandı, tutuklu yargılanmaya başladı ve adli ve idari tedbirler yoluyla fiilen görevden uzaklaştırıldı.”
Özel, Erdoğan’ın CHP’yi “felç etmek” ve kontrol edilebilir bir muhalefet yaratmak amacıyla belediye başkanlarını yargı süreçleriyle hedef aldığını savundu.
Özel’e göre AKP’nin hedefi muhalefeti tamamen ortadan kaldırmak değil, onu yönetilebilir ve kontrol edilebilir bir alana hapsetmek. Özel, muhalefetin seçimlere katılmasına ve büyükşehirleri yönetmesinin yasal olarak engellenmediğini ancak giderek daralan sınırlar içinde hareket etmeye zorlandığını vurguladı.
Özel, iktidarla PKK lideri Abdullah Öcalan arasında yürütülen ve PKK’nin kendisini feshetmesini öngören süreci de değerlendirdi. Özel, sürece ilkesel olarak destek verdiklerini, barış ve demokrasinin birbirinden ayrılamayacağını ifade etti:
“Kürt sorunu Türkiye’yi daha da farklı kılıyor. Bugün hükümet ile PKK arasında yeni bir barış süreci var. CHP bu süreci taktiksel ya da seçim hesaplarından değil, daha geniş bir demokratik vizyon için destekliyor. Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz. Bu anlayış, çoğulculuk, temsiliyet, vatandaşlık ve bir arada yaşama meselelerinin barışçıl bir gelecek için merkezi öneme sahip olduğu Ortadoğu için hayati önem taşıyor.”
Özel, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin Macaristan’dakinden daha zorlu olduğunu da ifade etti. Bunun nedeninin yalnızca Türkiye’nin AB’nin kurumsal çerçevesi dışında kalması değil, aynı zamanda ülkenin daha büyük, daha karmaşık ve jeopolitik fay hatlarıyla iç içe olması olduğunu da belirterek yazısını şöyle sonlandırdı:
“Türkiye’de demokrasi mücadelesi artık sadece parlamentoyla veya sandıkla sınırlı değil. Bu mücadele çok sayıda cephede sürüyor: Kitlesel mitinglerde, sokaklarda günlük yaşamda, mahkemelerde hukuki argümanlarla ve sosyal medyada gençlerin zekâsı, yaratıcılığı ve dijital becerileriyle. Macaristan’daki muhalefetin zaferi, demokratik gerileme konusundaki küresel tartışmaya yeni bir ivme kazandırdı. Türkiye’de yaşanacak bir demokratik atılım, bu tartışmayı kökten değiştirecektir.”