Nobel Edebiyat Ödülü, acaba kaç yılında, hangi yapay zekaya verilecek? Ya da Grammy Müzik Ödülleri’nde hangi AI grubu, solisti ödül alacak? Acaba bu kararı da yapay zeka jürisi mi verir?
Çin’de düzenlenen maratonda, insanlara ait rekoru kıran robotların yarışını gördüyseniz, sorularımın hiç de fantezi eseri olmadığına hak verirsiniz. Cevapları şimdilik bilmiyoruz.
Er geç sorulacak bunlar.
Geçen 30 Mayıs’ta bir yazı yazmıştım:
Hâlâ organik yazılar okuduğunuza şükredin derim, demiştim. Aşağıda, arşivde var. Okumanızı öneririm.
The New Yorker yazarlarından John Cospian Jong da, 2 Haziran tarihli yazısında sağ olsun konunun bir başka boyutunu işlemiş. Onun yazısının başlığı da şöyle:
Yapay Zeka gerçekten okumak istediğimiz yazılar üretebilir mi?
Geçtiğimiz günlerde bir test yapmış ve cevabın hayır olduğuna ikna olmuş.
Benim de yazdığım gibi, şimdilik.
Sonrasında şeytan dürtmüş ve peki bizim istediğimiz türden bir düzyazıyı Claude (AI) üretebilir mi merak etmiş.
Yine bu ve benzeri bir soru Granta adlı edebiyat dergisinde Jamir Nazir adlı bir yazarın, Commonwealth Ödülü kazanan ve yapay zeka yazımının tüm öğelerini taşıyan bir öyküsünü yayımlamasının ardından, duruma tepki gösteren binlerce öfkeli okur tarafından da sorulmuş.
İnsanlar, örneğin üretilen metinde, “uğultu” kelimesinin garip bir şekilde tekrarlandığını ve özellikle de pek anlam ifade etmeyen, garip ve tıkanmış metaforları fark etmişler.
Granta’nın yayıncısı daha sonra, öyküyü yapay zekânın yazıp yazmadığını “belki de asla bilemeyeceğiz” sonucuna varan tuhaf, belirsiz bir açıklama yayınlamış.
Nazir ise bu iddiayı reddetmiş. Bir sürü yazar, kıyametin geldiğini haykırmış veya daha az ikna edici bir şekilde, yapay zekâ yazımının Commonwealth Ödülü’nü kazanmasının nedeninin edebi kurgunun çok kötü olmasına bağlamışlar. Gerçi bunu doğal yazarlar da yapıyor.
En azından eleştirmenler öyle söylüyor.
Jong da kendi bir deney daha yapmış ve ünlü yazarların eserlerini taklit üzerine Claude’la çalışmış. Her üretim sonrası komutlarına yenilerini ekleyerek ve derinleştirerek çalışmayı ilerletmiş. Birkaç günlük testten sonra, testin bağlantısını X hesabında paylaşmış.
Beş gün içinde otuz binden fazla yanıt almış.
Teste katılanlar, gerçek bir pasajı sahte bir pasajdan yaklaşık yüzde elli iki oranında ayırt edebilmişler; bu da aslında ikisi arasında ayrım yapamadıkları anlamına geliyor, diyor.
Yeni denemeler sonucunda, Claude’dan başka bir yapay zeka çalışanıyla işi sürdürmüş. En çok kişiyi kandıran örneği,
Bram Stoker yazmışçasına bir oyunu (İrlandalı kült korku yazarı, Drakula’nın yaratıcısı) yapay zekaya yazdırmış.
Oyuncuların sadece yüzde on yedisi bunun sahte olduğunu anlayabilmiş.
Jong şu sonuca varıyor ki, ben de katılıyorum.
“Bilgisayarların insan stratejisi üzerinde büyük etkisi olsa bile, makinelerin üstünlüğü, neden oynadığımızla ilgili değil. Yapay zeka tarafından yazılmış bir e-posta, makale veya kısa öykü okuduğunuzda ortaya çıkan kötü his, aslında dünyadaki faydamızın sona erdiği korkusu değil, daha ziyade satrançtaki rakibinizin bir sonraki hamlelerini planlamak için bir bot kullandığını öğrendiğinizde hissedeceğiniz rahatsızlık ve hayal kırıklığıyla eşdeğer.
Bu hoşnutsuzluk devam ettiği sürece, milyonlarca büyük dil modeli edebiyatın büyük eserlerinin milyonlarca kopyasını yazabilir ve hatta bazıları cümle yazma biçimimizi genişletebilecek keşiflere rastlayabilir, ancak insanlar ve
yazı arasındaki temel ilişki aynı kalacaktır.”.
Mesela Tiktok’ta takip edilenlerin satranç ustası makineler değil, satranç fenomeni ustalar olduğunu unutmayalım.
Farklı bir fikirdeyseniz de şunu söylemeniz veya alta yorum eklemeniz için yazabileceğiniz cümleyi ben hazırladım. Söz denemeyin:
Bütün bunlar züğürt tesellisi!
4 Haziran 2026 - Nobel Edebiyat ‘Yapay Zeka’ Ödülü’nü ilk kim alacak?
2 Haziran 2026 - Cesurların fikri neyse zikri de odur!
31 Mayıs 2026 - Pazar günü takviyesi: İki kısa öykü birden!
30 Mayıs 2026 - Hâlâ organik yazılar okuduğunuza şükredin derim!
27 Mayıs 2026 - Bizim tuzumuz kuru, ya sizinki? (Alternatif bir siyaset yazısı)