İmamoğlu'nun Kartal'daduruşması vardı. Sabah Silivri'den yola çıkarıldı ama 60 kilometre sonra 'Araç arızalı' dendi. Sonra 'arızalı' denen araç 60 kilometre yolu geri döndü. İmamoğlu, 'Eziyet çektirdiler' dedi. Hakim 'Gece yazı geldi ama biz ısrarcı olduk, sonra araç arızası dediler' dedi.
Önceki dönem Tuzla belediye başkanı Şadi Yılmaz’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı dava kapsamında Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesine götürülmek üzere cuma sabahı Silivri’den çıkarılan tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yola çıktıktan 60 kilometre sonra “Araba bozuldu” denerek Silivri’ye geri götürüldü. Ama İmamoğlu’nu geriye yine o ‘arızalı’ denen araç getirdi.
İmamoğlu yüz yüze katılacağı duruşmaya bu sebeple Segbis üzerinden katıldı. İmamoğlu duruşmada hakime başından geçenleri şu ifadelerle anlattı:
“Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım. 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı. Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi. Ben de ‘Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim, aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. ‘Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin’ dedim.
Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler. Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur. Bu tezgâh işletilmiş ve ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım.
Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir. Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi.”
Duruşma hakimi ise İmamoğlu’na şu yanıtı verdi:
“Diğer tüm sanıklara yaptığımız gibi sizin de burada hazır edilmeniz için yazı yazdık. Getirilemeyeceğinize dair dün akşam bir yazı geldi. Ancak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ile görüştüm, buna rağmen sabah getirilmeniz için hazırlık yapıldı ve araç arızalandığı için işlem yapılamadı.”
Duruşma öncesi yaşananların ardından İmamoğlu’nun savunmasını yapmama kararı aldığı bildirildi.
Duruşma 11 Eylül’e ertelendi. İmamoğlu’nun duruşmada hazır edilmesi için müzekkere yazıldı.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, mahkeme hakiminin “huzurda dinleme” kararına rağmen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adliyeye getirilmesinin “savcılık eliyle engellendiğini” belirterek, “Sabah cezaevinden alınıp duruşma için 60 kilometre yol getirilen İmamoğlu, ‘araç arıza yaptı’ bahanesiyle geri çevrildi. Yaşadığımız şey adalet değil eziyettir, açıkça psikolojik ve örgütlü bir işkencedir” dedi.
CHP’li Bülent Tezcan duruşmadan sonra açıklamalarda bulundu. Duruşmayı takip etmek üzere İstanbul Anadolu Adliyesi 16. Asliye Ceza Mahkemesi önüne geldiklerini belirten Tezcan “yargı adına kötü bir örnekle karşılaştıklarını” dile getirdi.
Bir hafta önce cezaevi yönetiminin mahkeme hakimi ile temas kurarak İmamoğlu’nun duruşmaya getirilip getirilmeyeceğini, sorgunun SEGBİS’le mi yoksa huzurda mı yapılacağını sorduğunu aktaran Tezcan “Mahkeme hakimi de hukuka uygun olarak, ceza muhakemesi hukukuna, ceza yargılaması usulüne uygun olarak yüz yüzelik ilkesinin gereği ‘Ben Sayın İmamoğlu’nu mahkemede dinleyeceğim’ diyor ve buraya getirilmesini istiyor. Doğru olan budur, olması gereken budur” dedi.
Bu çerçevede İmamoğlu’na ve avukatlarına duruşmaya getirileceğinin söylendiğini ifade eden Tezcan, önünde beklerken İmamoğlu’nun getirilmeyeceğini öğrendiklerini kaydetti.
Tezcan, kararın mahkeme hakimine rağmen alındığını ifade ederek şunları söyledi:
“Mahkeme hakiminin kararı ve ‘Ben huzurda dinleyeceğim’ demesine rağmen fiilen inisiyatif alarak makamı tarafından buraya gelmesi engelleniyor. Gece mesai bitiminde SEGBİS üzerinden sorgusunun yapılması, duruşmanın SEGBİS üzerinden yapılması çerçevesinde bir yazı mahkemeye gönderiliyor mesai bitiminde. Ama çok ilginçtir, avukatların sabaha kadar takip etmelerine rağmen UYAP üzerinden avukatların görebileceği şekilde bir çağrı yapılmamış, yani UYAP’a düşmemiş.
Sabah saat yediyi yirmi geçe Sayın İmamoğlu’nu cezaevinden alıyorlar, arabasına bindiriliyor, duruşmaya getirilmek üzere 60 km yol geliyor. Yani kalan yolu 60 km’nin de altında veya en az o kadar yolu kalmış, adliyeye getirilmesi için… Birden araba geri çevriliyor. ‘Ne oldu?’ diye sorduğunda Sayın İmamoğlu, ‘Araç arıza yaptı’ diyorlar. Araç arıza yapmıyor, aracın arıza yapması sadece uydurulan bir bahane. Arıza yapan aracı ne yaparsınız? Orada durdurursunuz. Arıza yapan aracın içerisindeki mahkemeye gelen kişiyi o araçla tekrar geri götürür müsünüz? 60 km gelmiş bir araçla, ‘arıza yaptı’ bahanesiyle cezaevine tekrar 60 km geri çeviriyorlar. Araç arıza yaptıysa kalan yol zaten en fazla 60 km, yani cezaevine götürülünceye kadar adliyeye getirmeniz, duruşmaya katılması ve savunmasını yapması mümkün ama mesele o değil. Yaşadığımız şey adalet değil, eziyettir. Cezaevine döndükten sonra cezaevi müdürüyle yaptığı görüşmede anlıyor ki SEGBİS üzerinden ifadesi alınmak üzere geri çevrilmiş. Millete şikayet ediyorum, bugün Türkiye’de yaşanan, açıkça yargılanan kişilere düşman hukukunun uygulanmasıdır.”
Yaşanan durumun psikolojik bir işkence örneği olduğunu belirten Tezcan, “Bu adalet değil, eziyettir, bu açıkça işkencedir. Siz cezaevinden yargılanan kişiyi alıp arabaya bindirip 60 km götürüp ondan sonra geri cezaevine götürmeniz, tam da psikolojik işkencenin en çarpıcı, en tipik örneğidir. Ne yazık ki bugüne kadar bütün bu yargılama süreçlerinde bunları yaşıyoruz. Bu çok açık biçimde adil yargılanma hakkının ihlalidir, ceza yargılamasındaki yüz yüzelik ilkesinin ihlalidir, savunma hakkının ihlalidir. Bu adalet değil eziyettir, örgütlü işkencedir. Bu, iktidarı elinde bulunduranların bugüne kadar sürdürdükleri gibi örgütlü işkence yapmasının, baskı yapmasının yeni modelleridir” açıklamalarında bulundu.
İktidarın baskı ve eziyet yöntemleri konusunda yeni pratikler oluşturduğunu söyleyen Tezcan, konunun yargı mercilerinde, TBMM’de ve kamuoyunda takipçisi olacaklarını ve gerekli başvuruları yapacaklarını bildirdi.
Davanın geçmiş sürecine de değinen Tezcan, normal şartlarda davanın bugün bitmesi gerektiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
“Bu davada daha öncesinde hakim beraat kararı vermişti. İstinaf mahkemesi, yaratılan yeni yargı iklimi ve mahkemelere yapılan bu baskı çerçevesinde beraatle sonuçlanan bir davada kararı bozdu. Niye bozdu biliyor musunuz? ‘Sanığın savunmasını almadınız’ diye bozdu. Ya, beraatla sonuçlanacak davada hakime sanığın savunmasını almadan karar verme yetkisi Ceza Muhakemesi Kanunu’nda açıkça yazılmış, açıkça tanınmış ama buna rağmen eziyet etmenin bir başka yolu olarak istinaf mahkemesi eliyle böyle bir sistem uygulandı. Şimdi aynı işkence bir başka boyutuyla, duruşmaya getirilirken 60 km yol gittikten sonra tekrar cezaevine geri götürmek suretiyle oluyor. Bu adaletsizlikleri, bu hukuksuzlukları yapanlar, hukuk dışı kamu gücünü kullananlar bunun mutlaka hesabını verecekler.”
Ekrem İmamoğlu’nun 60 kilometre yol gidildikten sonra ‘araç arızalandı’ denerek tekrar Silivri’ye götürülmesine tepki gösteren Dilek İmamoğlu, “Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz” diye sordu.
Dilek İmamoğlu, “Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?” diye sordu.
Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Dilek İmamoğlu, şunları kaydetti:
“İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir “arıza” bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak… Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile “beklesin” denerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz? Bu yollardan vazgeçin. Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.”