🏆 DÜNYA KUPASI 2026 MERKEZİ 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → 🏆 Dünya Kupası 2026 Merkezi Keşfet →

Yapay zeka için eylem planı: Önce ‘fark edeceğiz’ sonra ‘istifade’, derken üretecek ve yöneteceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir 'Yapay Zeka Eylem Planı' açıkladı. Sadece Amerika'da trilyonlarca dolarlık yatırımın yapıldığı yapay zekada Türkiye'nin yeni yaptığı eylem planı dört aşamalı. ABD'de dört şirket 2030'a kadar 100 gigawattlık veri merkezi kuruyor, Türkiye'nin hedefi 2030'a kadar toplam kapasiteyi 1 gigawatt'a çıkartmak.

Bilim Teknoloji 13 Haziran 2026

Yapay zeka alanında dünyada son birkaç yıldır başdöndürücü gelişmeler yaşanıyor ama bu gelişmelerin başlangıcı 1960’ların ortalarına kadar geri gidiyor aslında.

Ancak 2015 yılında kurulan OpenAI adlı şirketin ChatGPT adlı ürününü ortaya çıkardığı 2024 sonundan beri yaşananlar sahiden başdöndürücü. Çünkü ilk ortaya çıkan belki OpenAI oldu ama onun hemen ensesinde Alphabet (Google), Meta (Facebook) ve Anthropic gibi şirketler vardı. Bu dev şirketleri izleyen yüzlerce start-up girişim de çalışıyordu.

Çin’de ise yapay zeka alanında çalışan ve ürün çıkaran şirket sayısı binlerle ölçülüyor. Bunlar için Alibaba gibi devler de var, çıkardığı ürünün başarısıyla bir anda dev hale gelen DeepSeek gibi şirketler de.

Avrupa, gerek yapay zeka yatırımları gerekse girişimleri konusunda ABD ve Çin’le yarışamıyor olsa dahi oradan da ortaya çıkan çok sayıda önemli girişim şimdilerde yüzlerce milyar avroluk şirket değerlerine ulaşmış durumda.

Türkiye ise bu gelişmeleri büyük ölçüde seyreden ülkenin adı. Ve ilginç biçimde yapay zekaya en milliyetçi yaklaşan, “O zaman biz de kendi modelimizi yaratırız” diyen ülke de Türkiye.

Mevcut yapay zeka sohbet robotlarının arkasında “geniş dil modeli” adı verilen modeller var ama yapay zeka kullanan herkes tanığı, bu modeller işe İngilizce diliyle başlamakla birlikte Türkçeyi de gayet güzel okuyor ve yazıyor. Bugüne kadar Türkiye’den başka hiçbir ülke yapay zekayla ilgili böyle bir dil milliyetçiliği yapmadı.

Yapay zekanın  sadece sohbet robotlarıyla değil, pek çok alanda ortaya çıkmaya başlayan ve “agentic” adı verilen o alana özgü versiyonlarıyla dünya ekonomisinin baştan sona değişeceğine inanılıyor. İlk değişiklikler, yapay zeka “ajan”larının bazı işlerde insanın yerini almaya başlamasıyla yaşanıyor bile. Artık kendi bilgisayar kodunu kendi yazan yapay zekalar var ve bazıları çok başarılı.

Yapay zekadan doğan bu yüksek gelecek beklentisi, özellikle Amerika’da yapay zeka şirketlerine yapılan yatırımlarla da doğrulanmış gibi gözüküyor. Bu yüzden bu alanda bir yatırım patlaması yaşanıyor.

ABD’nin bu alanda önde gelen dört şirketi (Alphabet, Microsoft, Meta, Amazon) 2030 yılına kadar 5 trilyon dolardan fazla para harcamaya ve toplam kapasitesi 100 gigawatt olan yapay zekaya hazır veri merkezleri kurmaya soyundu. Bu dört şirket sadece bu yılın ilk 3 ayında 360 milyar dolardan fazla yatırım yaptı bu alana.

Yapay zeka konusunda Türkiye 1960’lardan beri değil ama 2010’lardan beri çalışıyor. Buy çalışmalar daha çok üniversiteler bünyesinde kimi araştırmalar ve derslerle sınırlı; Türkiye çıkışlı özgün bir yapay zeka şirketi yok.

Bu eksiklikten ötürü olsa gerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cumartesi günü İstanbul’da başlayan bir Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nin açılışını yaparken, devlet tarafından hazırlanan bir ‘Yapay Zeka Eylem Planı’nı anlattı. Plana göre Türkiye önce yapay zekayı “fark edecek.” Yani varlığının farkına varacağız. İkinc aşamada “istifade et” adını taşıyor. Yani yapay zekayı kullanıp fayda elde edeceğiz. Üçüncü aşamada kendi yapay zeka sistemlerimizi “üreteceğiz” ve son olarak “Dünyada yapay zekaya yön veren, onu yöneten ülkelerden olacağız.”

Türkiye de kendine 2030 yılını hedef seçmiş. O yıla varana kadar Türkiye mevcut veri merkezi kapasitesinin toplamını ABD’deki dört şirketin hedeflerine göre çok daha mütevazı bir rakam olan 1 gigawatt’a yükseltecek. ABD’de yapılan hesaplar, 1 gigawatt veri merkezi için gereken yatırımın 35-80 milyar dolar olduğunu söylüyor. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan eğer açıklamalarında ciddiyse Türkiye önümüzdeki 3,5 yılda 35-80 milyar dolarlık veri merkezi yatırımı yapacak. Ama Erdoğan konuşmasında özel sektör kaynaklı 10 milyar dolarlık bir yatırımdan söz etti.

Bakın Erdoğan dünkü konuşmasında neler dedi, tam metne yakın yayınlıyoruz, bu açıklamalar kayda geçsin diye:

-Denizcilik tarihimizde çok önemli bir yer tutan, Sultan Fatih’in temellerini attığı Tersane-i Âmire’de, Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi münasebetiyle sizlerle bir aradayız. Sözlerimin hemen başında, zirvemizi teşrif eden misafirlerimize tek tek şükranlarımı sunuyor, hepinize hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlerin vasıtasıyla, cihanın incisi İstanbul’umuzun 39 ilçesinde ve Türkiye’nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlarımıza buradan selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum.

-Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nin ülkemiz, milletimiz ve sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı ve programa katkı sunan herkesi tebrik ediyorum. Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin hepimiz için ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum. Birazdan, 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’mızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye’yi yapay zekâ teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

-Dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihî günlerden geçiyoruz. Bu dönemdeki değişim, geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle sarih seyrediyor. Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe kadar değişimin etkileri hemen her alana nüfuz ediyor. Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihî bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor. Yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin, hakikat ötesi olarak adlandırılan bu çağda olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği hâline geldiğine şahit oluyoruz.

-Şu bir gerçek ki günümüzde bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Dezenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri de aynı ölçüde yaygınlaştı. Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabiliyor. Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz. Fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askerî ve iktisadî gücün dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz.

Artık kendimiz üretiyoruz

-Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. Büyük matematikçimiz Ordinaryüs Profesör merhum Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum’da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu. Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir? Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: “Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi, bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir. Fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır.”

-Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ediyoruz. Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, bilim ve teknoloji üslerimiz dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza atıyor. Genç mühendislerimiz, yazılımcılarımız ve teknisyenlerimiz yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ediyor. Dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. AR-GE’den seri imalata kadar tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz. En önemlisi Millî Teknoloji Hamlemizi, Türkiye Yüzyılı’nın baş tacı yapacak Teknofest kuşağıyla, azmiyle, maharetiyle ve projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ediyoruz. Bu vesileyle, teknolojide yazdığımız bu başarı hikâyesinde payı olan tüm kurumlarımıza, firmalarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyor, genç kardeşlerimin her birine çalışmalarında başarılar diliyorum.

Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk

-Türkiye olarak savunma sanayindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zekâ başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcıyoruz. Biliyorsunuz, 31 Mart’ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G’yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024’te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve millî uydumuz Türksat 6A ile Türkiye’yi, dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık. Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısı inşa ettik. Teknofest’lerle, Deneyap atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dâhil ettik. Bugün Türkiye genelindeki 1700’ü aşkın araştırma, geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknoparkta 13 binin üzerinde teknoloji firması yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor.

Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız

-Şunu da burada ifade etmek durumundayım. Teknolojide elde ettiğimiz kazanımlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Sunduğu fırsatları değerlendirerek Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız. Bugün hepimizin karşı karşıya olduğu sorular şunlardır. Yapay zeka insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi hâline gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek? Bu sorulara verilecek cevaplar hayati önemde olacaktır.

Yapay Zeka Eylem Planımız dört eylem üzerine inşa edildi

-Yapay Zeka Eylem Planımız işte bu hassasiyetlerin ürünüdür. Eylem planımız, “Fark Et”, “İstifade Et”, “Üret” ve “Yönet” olmak üzere dört temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan dört eylem üzerine inşa edildi.

-Planımızın birinci ekseni olan “Fark Et” hedeflerimiz doğrultusunda, yapay zekânın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri milletimize aktaracak, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel yetkinlikleri artıracağız. Her yaştan insanımızın yapay zekâyı doğru anlamasını ve güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı’nı başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleriyle iki yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştireceğiz. Veriye erişimi kolaylaştırarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve kamu kurumlarımızın veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracağız. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2000 kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız. Kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacağız. Orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken vatandaşlarımızın mahremiyetini ve emniyetini de güvence altına alacağız.

Somut faydaya dönüştüreceğiz

-Planımızın ikinci ekseni olan “İstifade Et” kapsamında yapay zekayı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceğiz. Veri merkezlerimizin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceğiz. 2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız. Elektronik devleti, vatandaşımızın yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği bir dönüşüm alanı olarak ele alacağız. Kamu yatırım programlarımızdan yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz, başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başlıkları olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ’lerimize, yapay zeka kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız.

Kendi modellerimizi geliştireceğiz

-Planımızın üçüncü ekseni olan “Üret” hedeflerimizle vatandaşlarımızın yapay zeka ile değer üretmesini temin edecek, kendi modellerimizi geliştireceğiz. Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracağız. Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile araştırmalarımızı, Yapay Zeka Büyüme Fonu ile girişimlerimizin hayata geçmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceğiz. Büyük dil modeli çalışmalarımızı dijital egemenliğimizi güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceğiz. Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK’ın yerli dil modeli Bilge, bu yolda kat ettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN’ımızın MAIN platformundaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli, Türkçenin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır. Diğer taraftan, Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerimizin veri odaklı çalışmaları ülkemiz için kıymetli adımlardır. Yapay zekanın imalat sanayimizde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak, robotik teknoloji kabiliyetlerimizi derinleştireceğiz.

10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz

-Planımızın dördüncü ekseni olan “Yönet” hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden, en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritası ile öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız. İstanbul’u yapay zekâ alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul’u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız. OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zekâ standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı ile aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk dilleri büyük dil modeli geliştireceğiz. Yenilikçi yapay zeka çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracağız.

1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz

-Planımızın uygulanması kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimizin ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zeka Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, ilgili tüm kurumlarımızla yakın iş birliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edecektir. Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye’yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.