Distopik bir romanın içinde mi yaşıyoruz? Soruyu soran kişi; New York Times yazarı, gazeteci, liberal siyasal yorumcu ve popüler podcast yayıncısı Ezra Klein. Yazarın, Neden kutuplaşıyoruz? ve Bolluk adlı kitapları var.
Ben de ekleme yapayım soruya.
Kaosun, teknolojik yozlaşmanın, felaket senaryolarının olduğu, totaliter rejimlerin hakim olduğu bir dünyaya doğru mu gidiyoruz yoksa zaten çoktan içine girdik mi?
Hayata nasıl baktığınızla ilgili yanıtlar. Bazıları Sıcak Sever, filminin adından ilham alarak, bazıları totaliterlik sever, hükmedilmek, güdülmek ister, diyebilirim. Bazı toplumlar da özgürce yaşamak, kararları kendisi vermek, yaptığı seçimlerin sonuçlarına ona göre katlanmak ister.
Bana kalırsa distopik bir romanda değiliz, ama öyle bir filmi izliyoruz.
Dönüp duran siyaset oyunları, savaşlar, açlık, depremler, felaketler, iktidar savaşları, gelip geçen uygarlıklar vb. hepsi filmin bir parçası.
Ama filmin hep bir bölümünü izleyebiliyoruz. Yaşadığımız kadarını…
Bizlerden önce başlamış ve dünya durana kadar da sürecek bir film bu.
Film demişken, İfşa Günü (Disclosure Day) adlı Spielberg’in yeni filmine gittim. Biraz kafayı dağıtmak adına.
Film bir başka kadim soruya yanıt vermenin peşindeydi. Umudum da bunun ifşa edileceği yönündeydi.
Uzayda bizden başka bir akıllı hayat ve ziyaretçilerimiz var mı?
Koskoca evrenin sadece dünya ve insanlar için
var olmayacağını akıl yürütmeyle zaten çıkarıyoruz. Ama en yakın yıldızın bile ışık yılları uzaklığında olduğuna bakarak, olsa bile kimse bizim bildiğimiz teknolojiyle gelemez diyoruz.
Dünyada dönüp duran videolar, açıklanan Pentagon belgeleri, 51. Bölge’deki Roswell vakası, otopsi yapılan uzaylı görüntüleri, ufo’lar, bir yanımızın buna inanmasını sağlıyor. Bir yanımız da otur oturduğun yerde, uzaylı falan yok diyor.
Gördüklerine inanmıyor sadece insanlar, görmediğimiz şeyler de, aslında inançlara dahil.
Hislerimizle, sezgilerimizle, çıkarsamalarımızla inançlara sarılıyoruz.
Tanrı inancı da bunun içinde.
Yeni film, yönetmenin konuyu işleyen ilk filmi Üçüncü Türden Yakınlaşmalar’a yakınlaşıyor. Dost uzaylılar kavramıyla, göklerden beklenen kurtarıcılık rolünü yeniden gündeme getiriyor.
Bizi biz kurtarırız ya da bizi Tanrı kurtarır düşüncelerinden, bizi aslında bizim yüzyıllar önce gelişip evrenin derinliklerine gitmiş eski hallerimiz veya gelecekten günümüze gelen insanlar kurtarır düşüncelerine sürükleniyoruz. Tabii bunlar, kendi kafalarımızın içinde dönüyor. Bu arada film, bir veri kaçırma (uzaylı videoları) kovalamaca, bunu dünyada yaşayan insanların bilmesi-bilmemesi, dinde insanın yeri, arka fonda dünya savaşına sürüklenen bir dünya, medyanın bağımsızlığı, gücü, birleşmesi ve ifşa gününde gördüğümüz uzun boylu uzaylıyla temasla soruları yine de havada bırakıyor.
Bir gün gelecekler matematik diliyle konuşacaklar, çocukken seçtikleri iki kişi tercümanları ve temsilcileri olacak gibi şeyler de aslında genelde Hollywood sinemasının eski tarz bilimkurgu hikâyelerinin versiyonları.
Matrix’teki Neo gibi seçilmiş olmak. Ama daha önce de o yolu seçmek. Bir tür mesihlik.
Mesih bir insan mı olacak yoksa bir uzaylı kimliğiyle gökten mi gelecek? Artık siz seçin, beğenin.
Şimdi bu tür bilimkurgu konulara, tartışmalara, filmlere meraklı biri olarak, filmden yeni bir şey öğrendim mi?
Hayır. Biraz veri casusluğuna savaş arka planı karıştırılmış, dost uzaylıların ve dünyada iki Amerikalı’ya verilen ayrıcalığın, özverinin anlatıldığı, 2,5 saat süren eğlencelik bir film işte.
Pazar günü ‘Babalar Günü’nü kutlamak üzere çocuklarla beraber ailece izleyebilirsiniz.
Konu, çok distopik olmaya meyilli olsa da iyi ki oralara girmemiş.
Kişisel kanaatime göre distopyadansa buna razıyız.
Galaktik Federasyon’a sesleniyorum.
\(P(A) = \frac{n(A)}{n(S)}\)
Bu, matematik diliyle olasılık formülü.
Çünkü matematik dilini biliyorlarmış.
Eyyy! Dost uzaylılar…
Ben sizin gelme olasılığınızı sevdim.
Gelin…
Söz, görünce taş atmayacağız.
20 Haziran 2026 - İfşa Ediyorum! Spoiler içeren bilimkurgu düşüncelerim var
18 Haziran 2026 - Aman kimselere randevu vermeyin de bugün kendinizle buluşun!
14 Haziran 2026 - Bir totemim var FIFA Dünya Kupası’ndaki durumumuza dair!
13 Haziran 2026 - Dünyanın aklı olsa hep futbolla yatar kalkardı… Savaşlarla değil!
10 Haziran 2026 - Hayatın anlamını anlayabilir miyiz? Hayır! Anlamayız boşa uğraşmayın!