Melanom tedavisinde devrim yaratan ve yakalandığı ölümcül beyin tümörüne karşı kendi buluşlarını test etmek için ‘sıfır numaralı hasta’ yani ‘denek’ olmayı kabul eden Avustralyalı patolog Profesör Richard Scolyer teşhisten üç yıl sonra, 59 yaşında yaşamını yitirdi.
Geliştirdiği yenilikçi yöntemlerle melanom tedavisinde devrim yaratan ve ardından yakalandığı ölümcül beyin tümörüne karşı kendi buluşlarını test etmek için ‘sıfır numaralı hasta’ yani ‘denek’ olmayı kabul eden dünyaca ünlü Avustralyalı patolog Profesör Richard Scolyer, teşhisten üç yıl sonra, 59 yaşında yaşamını yitirdi. Scolyer, arkasında tıp dünyasını değiştiren bir miras ve insanlığa ilham veren bir cesaret öyküsü bıraktı.
Cilt kanserinde devrim yaratan ikili
Richard Scolyer ve meslektaşı Profesör Georgina Long, Avustralya’yı dünyadaki her ülkeden daha fazla etkileyen ölümcül bir cilt kanseri türü olan melanom araştırmalarına kendilerini adamıştı.
Melanoma Institute Australia’nın eş direktörleri olarak ikili tıp dünyasında çığır açan bir tedavi protokolü geliştirdi. Geleneksel yöntemin aksine immünoterapi ilaçlarını cerrahi müdahaleden önce uygulayarak bağışıklık sisteminin tümörün sadece kalıntılarıyla değil tamamıyla savaşmasını tetiklediler. Bu öncü çalışma sayesinde, 2010 yılında %5’in altında olan ileri evre melanom hastalarının hayatta kalma oranı bugün %50’nin üzerine çıktı ve dünya çapında binlerce hayat kurtuldu. Bu başarı, Scolyer ve Long’u 2024 yılında ortaklaşa ‘Yılın Avustralyalısı’ unvanına taşıdı ve Scolyer’ı ülkenin ulusal bir değeri haline getirdi.
Şok teşhis: ‘Ölümü öylece kabul edemezdim’
Ancak 2024’te bu büyük onuru aldığında Scolyer zaten hayatının en büyük savaşını veriyordu. Her şey Mayıs 2023’te bir dünya triatlon şampiyonasında Avustralya’yı temsil ettikten sadece üç hafta sonra Polonya’nın Krakow kentindeki bir otel odasında geçirdiği nöbetle başladı.
Yapılan MRI taramaları temporal lobunda bir kitle olduğunu gösterdi. Sidney’de yapılan biyopsi ise acı gerçeği ortaya çıkardı: Scolyer, en agresif beyin kanseri türlerinden Evre 4 IDH-wildtype glioblastoma hastasıydı. Doktorlar ona sadece 6 ila 8 ay ömür biçmişti.
Yaşama ve spor yapmaya tutkuyla bağlı olan Scolyer anılarından oluşan Brainstorm kitabında o anları şöyle anlatmıştı:
“Ölmek istemiyordum, hayatımı seviyordum. Bir şeyleri denemeden, kesin bir ölümü öylece kabul etmek bana doğru gelmedi. Tedavisi olmayan bir kanser mi? Hadi oradan!”
Beyin kanserinde dünyada bir ilk
Scolyer, teslim olmak yerine meslektaşı Georgina Long liderliğindeki ekiple birlikte radikal bir karar aldı. Melanom tedavisinde elde ettikleri başarıyı kendi beyninde deneyecekti. Böylece dünyada ilk kez bir beyin kanseri hastasına ameliyat öncesi kombinasyon immünoterapisi uygulandı.
Bu yöntem büyük riskler taşıyordu; ameliyatın iki hafta ertelenmesi tümörün hızla büyümesine yol açabilir veya ilaçların yan etkileri onu öldürebilirdi. Tıp camiasından ciddi direnç görse de Scolyer, kendi tümörünün özelliklerine göre kişiselleştirilmiş, bağışıklık sistemini güçlendiren bir aşıyı da içeren bu deneysel tedavinin gönüllü ‘’ oldu.
Ameliyat sonrası çıkarılan tümör incelendiğinde, Long’un ekibi kanserle savaşan bağışıklık hücrelerinde adeta bir patlama yaşandığını gördü; bilim işe yarıyordu.
Mayıs 2024’te yapılan MRI taramaları tümörün geri dönmediğini gösterdi. Scolyer o dönem “Tamamen yok olduğunu göstermiyor ama henüz geri dönmediğini bilmek ve hayatın tadını çıkarmak için biraz daha zaman kazanmak güzel” diyerek durumu metanetle karşılamıştı.
Ölümcül hastalığı bile gelecek nesiller için umut ışığı oldu
Scolyer, tüm bu süreci sosyal medya hesaplarından binlerce takipçisiyle şeffaf bir şekilde paylaştı. Ancak Mart 2026’da Tazmanya’da katılacağı bir yardım bisikleti etkinliğinden sadece günler önce acı geldi; kanser ilerlemişti. Takipçilerine durumu “Hayatımın en iyi günü değil” diyerek duyurdu.
Teşhisten üç yıl sonra gelen ölümü, glioblastoma hastaları için beklenen yaşam süresini katbekat aştı. Scolyer’ın bu cesur adımı sayesinde, onun tedavisini temel alan erken aşama bir klinik araştırma şu anda ABD’deki Duke Üniversitesi’nde uygulanmaya başlandı ve gelecek nesiller için bir umut ışığı oldu.
Dünyayı daha iyi bir yer olarak bırakmak
16 Aralık 1966’da Tazmanya’nın Launceston kentinde doğan , çocukken annesinin geçirdiği felçler ve psikiyatri hastanesindeki süreci nedeniyle doktor olmaya karar vermişti.
University of Tasmania’da eğitim gören ve Sidney’deki Prince Alfred Hastanesi’nde patoloji uzmanlığını tamamlayan Scolyer, 39 yaşında profesör oldu. 2021 yılında Avustralya Nişanı ile onurlandırılan bilim insanı, genç patologları yetiştirmeyi de kariyerinin en büyük gurur kaynaklarından biri olarak görüyordu.
Ölümünün ardından yayınladığı veda mektubunda Scolyer, son haftalarında hastalığın bilişsel etkileri nedeniyle kendi çöküşünün farkında olmamasının bir nevi “şans” olduğunu belirterek şu duygusal sözlerle veda etti:
“Bu mektubu, mutluluk, iyimserlik, fırsat ve tutkuyla dolu bir hayat boyunca sevme, maceraları paylaşma ve birlikte çalışma ayrıcalığına eriştiğim herkese son bir elveda olarak yazıyorum. Her zaman geleceği başkaları için değiştirme ve dünyayı daha iyi bir yer olarak bırakma sorumluluğumuz olduğuna inandım. Bilim insanları cesur ve meraklı olmaya devam etmeli.”
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Scolyer’ı “en parlak ışıklarımızdan ve en büyük kalplerimizden biri” olarak nitelendirirken yakın dostu ve cerrah John Thompson “O, Launcestonlu neşeli, ayakları yere basan bir çocuk ve uluslararası alanda tanınan dahi bir bilim insanıydı. Gerçek bir büyük Avustralyalı olarak hatırlanacak” dedi.
Scolyer arkasında patolog olan eşi Katie Nicholl ve üç çocuğunu bıraktı. Kendi bedeni üzerinden insanlığa sunduğu son bilimsel katkı ise kanserle savaşan milyonlarca hastaya yol göstermeye devam edecek.