DÜNYA KUPASI 2026 72 Maç 48 Takım 12 Grup ⚽ Canlı Sonuçlar Fikstür 🏟️ Stadyumlar Hikayeler Keşfet → Dünya Kupası 2026 DÜNYA KUPASI 2026 Keşfet →

Şakalarına bütün Türkiye güldü, bir tek savcı ve hakim hariç: Deniz Göktaş tutuklandı

Komedyen Deniz Göktaş 'dini değerleri aşağılama' ve 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamalarından tutuklandı. Tutuklama kararına Göktaş'a destek vermek üzere İstanbul Adliyesi'nde toplanan kalabalık sloganlarla tepki gösterdi. Göktaş ifadesinde şakalarını tek tek izah ettiyse de kâr etmedi.

Gündem 3 Temmuz 2026

‘Ölü Deniz’ adlı stand-up gösterisi nedeniyle ‘dini değerleri aşağılama’ ve daha sonra eklenen ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamalarıyla hakkında soruşturma başlatılan ve dün yurt dışından döndükten sonra havaalanında gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı hakimlik tarafından tutuklandı ve cezaevine gönderildi.

Göktaş hakkında ‘dini değerleri aşağılama’ ve ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamalarından tutuklanmasının ardından Çağlayan’da adliye önünde toplanan kalabalık, kararı “Deniz Göktaş’a özgürlük” sloganları ile protesto etti. 

Savcılık sorgusunda Deniz Göktaş’a “Ya da ağzım merhaba diyor, sıfatım ilk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf diyor” şeklindeki ifadeleri hatırlatılarak bu sözlerle neyi kastettiği, kitaplardan ve çeviriden neyi amaçladığı soruldu.

Söz konusu ifadeleri saçının uzun olduğu dönemde insanların kendisine yönelik ön yargılı bakış açılarını anlatmak için kullandığını belirten Göktaş, Savcılık ifadesinde şunları kaydetti:

“Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de, söylediğimi varsaydıklarını zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. 4. kitap olarak kastedilen ise Kuran-ı Kerim’dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim’in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir.”

Sorgunun devamında Savcılık, Göktaş’a gösterisinde yer alan ve tutanağa geçen diğer tartışmalı ifadelerini de sordu. Tutanaktaki, “Hatta dördüncü kitap favorim, bir çoğumuz gibi, İmamoğlu okudu ise o da sevmiştir diye tahmin ediyorum, dört kitap arasında açık ara en iyisi o bence… Bir kere çok iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda bu son kitap demek… Aklına yeni bir fikir gelse son kitap dedik ya domuz da yemeyiversinler” şeklindeki sözlerine açıklık getirmesi istendi.

Dış görünüşü nedeniyle insanların kendisini dinden uzak biri olarak algıladığını ifade eden Deniz Göktaş, şunları söyledi:

“İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar, ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde 4. kitabı sevdiğimi beyan ettim. Bu söylemde 4. kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3 yıldır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum. Yaklaşık 100.000 kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır.”

Savcılık sorgusunda Deniz Göktaş’a, video çözümleme tutanağında yer alan ve deniz kenarında siyah kıyafetli kişiler üzerinden kurduğu diyalogları içeren sahne performansı hatırlatıldı. Göktaş’a, söz konusu ifadelerle neyi kastettiği, “20 yıldır kimse bundan bahsetmiyor” söylemi ile gerçekten dalgıçları mı hedef aldığı soruldu.

Söz konusu sahne şovunda toplumsal bir refleksin hicvedildiğini belirten Göktaş, Savcılık ifadesinde şu açıklamayı yaptı:

“Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı gösterilen ön yargıya yönelik eleştiride bulunuyorum. Hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum. Söylemde argo bir ifadeyle dalgıçları hedef alarak seyirciyi ters köşeye düşürüyorum. Söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum.”

Performansının amacının seyircinin ilk anda verdiği tepki üzerinden bir toplumsal eleştiri sunmak olduğunu vurgulayan Deniz Göktaş şu ifadeleri kullandı:

“Zaten söylemin devamında da ‘Harbiye testi geçemediniz’ diyerek kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum.”

Savcılık sorgusunda Deniz Göktaş’a, tutanakta yer alan “İnternette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor… Kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya” şeklindeki ifadeleri sorularak, bu sözlerle neyi kastettiği yönünde açıklama istendi.

Söz konusu ifadelerin tamamen mizahi bir kurgudan ibaret olduğunu dile getiren Göktaş, savcılık ifadesinde şu ifadelere yer verdi:

“Cumhurbaşkanının hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin olarak yapılmış mizahi bir espridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum.”

“Psikoloji Mezunu Olarak Bir Mesleki Hayal Kurdum”

Sorgunun devamında Savcılık, Göktaş’ın gösterisinde geçen ve Cumhurbaşkanı’nın terapiye gitme ihtimali ile ailesine yönelik, “Keşke Recep Tayyip Erdoğan’ın terapisti olabilsem… Kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraktar yeni sürüm çıktıysa… Adamın içten güldüğü bir tane görüntü var o da mezarlıktı” şeklindeki diğer sözlerini masaya getirdi.

Kendisine yöneltilen bu soruya da mesleki geçmişi ve mizah sınırları dahilinde yanıt veren Deniz Göktaş, ifadesinde şunları aktardı:

“Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır.”

Önce emniyet ifadesi

Göktaş’ın polisteki ifadesi, de, burada sorulan sorular da savcılıkla paralel. Komedyen Deniz Göktaş’ın polis ifadesi şöyle:

“-Burada yapılan paylaşımlar, benim tarafından yapılan paylaşımlardır. Soruşturmaya konu olan paylaşımdaki kişi benim. Bu benim 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye’de yaptığım stand-up gösterisidir.

-Bu stand-up gösterisinde konuşma metni benim tarafımdan hazırlanmış metindir. Tarafıma yöneltilen halkı belirli bir kesiminin benimsediği din değerlerini alenen aşağılamaya kastım kesinlikle yoktur. Bu gösteri benim 3 yıldır Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yapmış olduğum gösteriye aittir. 100 binin üzerinde seyirci bu gösteriyi izlemiştir. Hiçbirinden bu kısma dair incindiklerine dair şikayet gelmemiştir. Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum. Sadece dindarlar değil her türkü politik görüş ya da popüler figür hakkında konuşmalarım vardır.

-Burada kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. “Çeviride sorun var” cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum. İnançlı bir insanı kırmak için yapmadım. Günlük hayatta bunu duysam çok üzülürdüm.

-Cumhurbaşkanını aşağılama niyetim yoktu. Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir. Kamuoyunda açık bir şekilde sık sık tartışılır konuşulur. Demokrat otokrat bir kelimedir.

-Gösteri boyunca popüler figürler, ideolojiler Türkiye’ye dair sosyolojik olayları izleyip yaptığım mizahi bir davranıştı. Üstüme atılı suçlamaları kabul etmiyorum.

Desteğe gelenler

Göktaş’a destek için adliyeye gelenler arasında; gazeteci Barış Pehlivan, CHP Milletvekili Ümit Özlale, TİP Milletvekilleri Sera Kadıgil ve Ahmet Şık, Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, DEM Parti Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Cengiz Çiçek, oyuncu Barış Atay, Gezi Direnişi’nde hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Oyuncular Sendikası üyeleri ile Uykusuz Dergisi çalışanları da yer aldı.

Atanmış CHP İl Başkanı Gürsel Tekin, atanmış CHP Genel Başkanı Kemal  Kılıçdaroğlu ve Kılıçdaroğlu’nun atanan basın danışmanı Atakan Sönmez, protokol girişinden adliyeye geldi.

Gazetecilerin polis barikatının arkasına alınmazken, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin girişine izin verildi. Deniz Göktaş’a destek için gelen yurttaşlar, Kılıçdaroğlu ve beraberindekilere sloganlarla tepki gösterdi. 

Kılıçdaroğlu ile birlikte gelen ve gazetecilerin bile geçemediği polis bariyerinden rahatça geçen partililer, bu duruma ve kendilerini protesto edenlere tepki gösterdi, hakaretvari sözler sarf etti.

Adliye önünde Deniz Göktaş’a destek amacıyla yapılan basın açıklamasında, şunlar kaydedildi:

“Saray iktidarı Türkiye’de kurmaya çalıştığı faşist bir iktidar için her türlü hukuksuzluğu, saldırıyı sürdürmeye devam ediyor. Sendikacılara, gazetecilere, siyasetçilere, sanatçılara, her geçen gün daha ağır baskı koşullarını reva görmeye devam ediyor.

Bizler bugün bir kez daha söylüyoruz; kurmaya çalıştığınız, sindirmeye çalıştığınız, Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinin, haklarını, taleplerini duyurmaya çalıştığı mücadelesini susturamayacaksınız.

Bu ülkenin sanatçıları, aydınları, demokratları, sosyalistleri, işçi ve emekçileri, insanca yaşanacak demokratik bir ülke için bulunduğu her yerde mücadele etmeye devam edecek ve kurmaya çalıştığınız faşist rejimi yerle bir edene kadar durmayacak.

Deniz Göktaş yalnız değil; çünkü o da bu zamana kadar hak mücadelesinde ve sokakta yalnız bırakmadı. Deniz’i mutlaka alacağız. Deniz Göktaş’a özgürlük.”

Neşemizi çalamayacaklar

Deniz Göktaş’ın mahkeme sorguluna da katılan avukatı tutuklama kararından sonra Göktaş’ın “Neşemizi çalamayacaklar” diyerek kendisini destekleyenlere mesaj iletilmesini istediğini söyledi. Göktaş’ın savcılık sorgusu öncesinde kendisini ziyaret edip görüşen Kemal Kıçıldaroğlu’na da “CHP’yi salın” dediğini anlattı.

10Haber bültenine üye olun, gündem özeti her sabah mailinize gelsin.